·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Nisan 2025 04:07 Söyleme Bilmesinler
❝ Biliyorum aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorum ama ben her gün aynı şeyleri tekrarlıyorum. ❞
sayfa 82
Neyi biliyoruz ya da neyi söylüyoruz ? Belki doğuştan, belki sonradan bilmiyorum ama bir şekilde susmayı görev edinmişiz kendimize. Bir şekilde hep susmuşuz. Hiç konuşmamışız. Susanların, bir şekilde konuşmaya hem de kendi pencerelerinden konuşmaya başlamalarını konu alıyor kitap.
Kitaba başladığım an kendi dünyamdan uzaklaşıp, 3 evli erkek kardeşin hayatına dahil oldum. Hem de nasıl bir dahil olmak ? Halihazırda olan empati duygum, arşa çıktı bu kitapla. Çoğu kitapta olayları tek bir kişiden dinlemeye alışmışız. Bu sefer öyle olmadı. Yaşar, tüm karakterleri her olayla ilgili konuşturmuş. Öyle bir konuşturmuş ki , kimi okusam kah hak verdim, kah onunla üzüldüm…
‘’ Sıraya girmişlerin ‘ sıradan ’ çıktıkları anları anlatan bir roman. ‘’ diyor kitap için Şermin Yaşar ve cümlesine ekleme de yapıyor ‘’ Güneşin doğuşu ve batışı da sıradandır. Fakat güneş bir gün doğup batmasın ; feleğimiz şaşar.‘’ Feleğim şaştı! Gerçekten de okurken, sanki kanım çekildi içimden. ‘’ Kafanızı kaldırdığınız anda bu kahramanlardan en az biriyle göz göze geleceğiniz kesin… ‘’ demiş Yaşar. Her karakteri konuşturduğu için de kafayı kaldırmaya gerek bile kalmıyor.
Ah , her karakterde bir duygum, hüznüm kaldı. İlk kez herkesin baş karakter olduğu bir yolculuktan çıkmış gibiyim. Öyle de denilebilir. Her cuma bir aile sofrasında zorunlu olarak oturmanın ağırlığı yüklendi omuzlarıma. İnsanların özgür fikirlerinin olmasının kötü bir şeymiş gibi algılayan ailelerin çocuklarında kurdukları baskılar… Hangi karaktere sarılacağımı şaşırdım!
Misal, bir karakterimiz kendi olayını anlatırken şu cümleyi kullanıyor. ‘’ Şimdi yeri geldi de burda içimizi döküyoruz diye anlatıyorum. Yoksa açmam eski defteri. ‘’ Günün ve eskinin defterleriyle dolu hayat hikayelerine dahil oluyoruz. Hem de ne hikayeler ? Pes artık dedim bazı kısımlarda. Bu kadar da olmaz derken daha da ağırlarına şahit olacağımı bile bile hemde…
Ebeveynlerin, çocukları söyledikleri tek bir kelimenin bile aslında o çocukta nasıl bir yük olduğuna şahit oluyoruz. Sus, kelimesini sevmem. Kitapta da , sus denilen bir kadının hikayesi yüreğimi çok kırdı.
Ah, kadınlar! Her şeyin yükünü sırtlanmış , sırtlanmak zorunda bırakılmış kadınlar. Yine yüreğimizi burkan kadınlara da dahil oluyoruz. Ama sadece kadınlar burkmuyor yüreğimizi. Ethem, sızı olarak kalacak mesela yüreğimde. Ethem, karakteriyle de ailenin yükünü sırtlamış çocuğun yükünü taşıyoruz ya da taşıyamıyoruz. Emin karakteriyle, en ağır sorumlulukları sırtlanıyoruz. Kah isyan ediyoruz, kah ilerliyoruz bir şekilde.
200 sayfa da her karakteri bu denli derinlemesine işlemek, zordur. Yaşar, ustalıkla başarmış bunu. 200 sayfacıktı ama siz gelin bir de bana sorun. 200000 tonluk bir ağırlık altında kalmış gibiyim.
Oldukça akıcı ve okunması gereken bir kitaptı bana göre. Okurun bakış açısını kendi hayatında dahi çok derinden sarsacak bir kitaptı.
#şerminyaşar #söylemebilmesinler