Uzun zamandır kitaplığımda duran yüzük kardeşliği... Yıllar önce okumayı denemişim ama çocuk aklımca sarmamış ve orada unutulmaya yüz tutmuş. Devamı da yok, büyük ihtimalle bir zamanlar birinden alınan ve unutulan kitaplardan biri. Sonrasında üçlemeyi tamamladım ama okumaya başlamam geçen seneyi buldu. Aman allahım bunca zaman nasıl beklemişim!
Aşka düşünce Orta Dünya evrenini tam teçhizat okumaya-öğrenmeye karar verdim ve ekonomimin el verdiği ölçüde, önerilen okuma sırasına göre 2 kitap daha aldım: Silmarillion ve Hobbit. Bu güzel dünya beni öylesine etkilemişti ki "uygun zamanda okuyup içinde kaybolmak istiyorum" diyerek başlamayı erteledim. Önceleri bilinçli bir ertelemeyken araya başka kitaplar, seriler girdi ve benim Hobbit'e başlamam için koca bir yıl daha geçti.
Öncelikle fantastik kitapları seviyor ve masalsı bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız yahut kitap okuyamadığınız bir dönemdesiniz ve sizi bu durumdan kurtaracak bir kitap arayışındaysanız Hobbit tüm dertlerinize deva olacak o kitap! Tolkien'in 1937 yılında yazdığı bu çocuk kitabı, yarattığı büyüleyici evrene giriş için harika bir kitap.
"Topraktaki bir kovukta bir Hobbit yaşardı."
Gelin, ilk olarak kitabımızın ana karakteri sevgili Bilbo Baggins'in de mensubu olduğu sürprizlerle dolu hobbitler hakkında biraz bilgi vereyim:
Ufacık tefecik -öyle ki cüceler bile yanlarında oldukça yapılı kalmakta- diğer ırklar arasında "buçukluk" olarak bilinen keyfine bir hayli düşkün, neşeli, biraz dedikoducu, maceraya atılmayı pek sevmeyen - istisnaları olmasa elbet bu hikaye yazılmaz idi- kendi konfor çemberlerinden çıkmaya gönülleri razı olmayan, güzel mi güzel Shire'da oldukça rahat ama bir o kadar birbirinin aynısı günler içerisinde ömürlerini geçiren, fiziksel olarak da pek bir sevimli inanılmaz sempatik bir ırk hobbitler.
İşte Bilbo Baggins de tüm bu özelliklere sahip bir hobbit idi. Şahane oyuğunda günde 7-8 öğün yemeğini yiyen, güneşli bahçesinde piposunu tüttüren,çay saatlerinin müptelası, şair ruhlu, güvenli ve yiyeceklerle dolu oyuğunda huzurlu ve risksiz bir hayat yaşardı. Peki her şeyi geride bırakarak bir maceraya atılmasının sebebi neydi?
Belli ki damarlarında akan Took kanı, 50. yaşının oldukça sıradan bir gününde zamansız misafirlerinin -özel olarak belirtirsem bir büyücü ve 13 cücenin - çat kapı geldiği o anda Baggins'e üstün gelmiş ve Gandalf'ın teklifini kabul ederek bildiği hayatı geride bırakmış ve birçoklarını şaşırtan ve şaşırtmaya devam edecek türlü maceralara atılmıştı. Her ne kadar yolculuğu boyunca rahata düşkün baggins tarafı, kendisini hatırlatsa da böylesine zıt iki kişiliği barındıran Bilbo Baggins oldukça kendine has bir hobbit idi.
13 cüce, bir hobbit ve bir büyücü; mücevherat düşkünü ejderha Smaug'un üzerine konduğu cüce krallığına ait hazineyi geri almak üzere Yalnız Dağ'a doğru yola çıkarlar. Ayrıkvadi,Dumanlı dağlar,kuytuorman, göl kasabası... inanılmaz bir hayal gücü ve canlı betimlemeler ile okurken kendinizi Orta Dünya'da buluyorsunuz.
Sevimli hobbitimiz Bilbo, bu yolculukta birçok kez kahraman oluyor; planlar kurup dostlarını kurtarıyor, gizli kapıları aralıyor, ejderhayla yüzleşiyor...
Gelin bir de kendisinden dinleyelim bu maceralarını:
"Tepenin altından geldim ve yolum beni tepenin altından tepelerin üzerine geçirdi. Ve havadan. Ben görmeden yürüyenim”
“Ben ipuçlarını bulan, ağları kesenim, ısıran sineğim. Şanslı sayı için seçildim.”
“Ben dostlarını diri diri gömen, onları suda boğan ve sudan diriyken çekip çıkaranım. Bir çıkının çıkmazından geldim, ama başıma çıkın geçmedi.”
“Ben ayıların dostu, kartalların konuğuyum. Ben Yüzüğü Kazanan ve Şansı Tanıyan’ım ve Fıçıya Binen’im,”
Bu süslü ve abartılı cümlelerin sahibi hobbitimiz, şüphesiz yalnızca şair ruhunu ortaya koymak için söylememişti bunları. O sırada ne güçlüleri delirten ejderha efsununa karşı koyarak zayıf bir noktasını aramaktaydı,işte yüce bir cesaret örneği daha! Ve sizi temin ederim ki ne derece gerçek dışı gözükse de hobbitimizin söylediği her şey gerçekten yaşanmıştı.
Lakin başına gelen en mühim şey, şüphesiz Gollum ile karşılaşması ve her şeye hükmedecek "tek yüzüğün" eline geçmesidir. Öyle ki bundan sonra, ne Bilbo'nun ne de diğer Orta Dünya sakinlerinin hayatı eskisi gibi olacaktır... İşte bu çok daha büyük ve karanlık bir maceranın başlangıcıdır.
Neler yok ki bu kitapta? Taşa dönüşen troller, elfler, gollum ve kıymetlissssi, warglar, ulu kartallar, örümcekler...
Bir cesaret, dostluk ve büyümenin hikayesi Hobbit.
Göründüğümüzden daha fazlası olduğumuzu ve bunu fark etmemiz için belki de o güvenli alanımızı geride bırakarak bir maceraya atılmamız gerektiğinin hikayesi.
HobbitJ. R. R. Tolkien