Gönderi

Kızıl Kraliçeler Kahrolsun
7/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2025 21:59
Şimdiii en başta söylemek istediğim şey, bunun gibi serileri okurken kitaplar arasına çok fazla ara koymamamız yönünde küçük ama önemli bir uyarı olacak. Çünkü ben serinin ilk iki kitabı olan Kraliçe ve Şapkacı ’yı bundan aylar öncesinde okudum ve aradan geçen süre zarfında olayları epey bir unutmuş olduğumu fark ettim. “Bir dakka, ne oluyor ya, böyle bir şey mi olmuştu?” tarzında çokça arafta kaldığım zaman yaşadım. O yüzden siz siz olun, henüz anılarınız tazeyken ve konulara hâkimiyetiniz sürerken kitaplara devam edin; aksi takdirde benimki gibi zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Gerçi bu biraz hafızanızın ne kadar iyi olduğuna da bağlı fakat hikâyede çok fazla karışık olay ve ayrıntı bulunduğundan isteseniz de tamamen hatırlamanız mümkün olmayacaktır zaten. Kısaca konusuna değinmek istiyorum hikâyenin; 2. kitabın sonundaki o felaket balo gecesinin ardından karakterlerin her biri başka yere savruldu: Morpheus ve Jeb, Kraliçe Kızıl tarafından yakalanarak HerhangiBirYer’e çekildi; Allison, İkinci Kız Kardeş’le birlikte Harikalar Diyarı’na düştü ve çıkış yolu da arkalarından kapandı; Alyssa ise büyük bir yenilgiyle birlikte tek başına insan dünyasında kalakaldı. İşin kötü yanı, bu olayların ve kayıpların ardından bizim ana karakterin, diğer insanlar tarafından suçlu görülerek tıpkı bir zamanlar annesinin yaşadığı gibi akıl hastanesine kapatılması oldu. Yani durum bir tık kötü… Yok ya, bildiğiniz Alyssa bu sefer kesin naneyi yedi; şimdi çık bakalım işin içinden çıkabiliyorsan. Sonra Alyssa da ne yapsın işte; bir ay boyunca delilerin arasında kalırken suçluluk, pişmanlık, acı, öfke, özlem ve intikam arzusu gibi duygularla boğuşurken bir yandan da işleri nasıl düzeltebilirim diye planlar yapmaya koyuldu. Neticede Harikalar Diyarı’na ve HerhangiBirYer’e girebilmek için babasının kayıp anılarından yararlanmakta buldu çareyi. Hani Thomas Gardner çocuk yaşında yanlışlıkla HerhangiBirYer’e, oradan da Harikalar Diyarı’na giderek bir 10 yıl boyunca İkinci Kız Kardeş’in favori rüya çocuğu olmuştu ya; işte Alyssa da onun yıllar öncesinde kullandığı yolların tek çaresi olduğunu fark etti. Tabii ilk olarak babasının anılarını hatırlamasını sağlamak için onu bir şekilde kandırıp Düşünce Treni’ne götürmesi gerekiyordu. Neyse ki annesinin akıl hastanesinde gizlice yetiştirmeyi başardığı küçülten mantarlar ona bu konuda epey bir yardımcı oldu. Zaten tıpkı Alice gibi giyinip, delirmiş gibi onun taklidini yaparak çay fincanında servis ettirdiği mantarlı bifteğin içinde kesinlikle o benekli mantarlardan yoktu canım, siz kesinlikle yanılıyorsunuz. Olay, baba-kızın böcek boyutlarına küçülüp kelebekler yardımıyla uzun bir yolculuğun ardından Düşünce Treni’ne ulaşmak için terk edilmiş tren istasyonuna gitmesiyle başlıyor. Ondan sonra da olaylar, olaylar… Hikâye boyunca karakterlerin birbirine duyduğu aşk, arkadaşlık ve güven duyguları sınandı; Alyssa artık sonunda Yeraltılı tarafını tamamen kabul ederek Kraliçe Kızıl olmayı benimsedi; Morpheus ve Jeb arasındaki çekişme ve düşmanlık, yaşadıkları ortak badirelerin ardından nihayet sona erdi; Gardner ailesi üyelerinin eteklerindeki tüm taşlar döküldü ve herkes her şeyi öğrenmiş oldu; sonunda şu lanet Kızıl’ı temelli yenebildiler ve Harikalar Diyarı, onu tüketen bütün tehlikelerden kurtularak bir düzene, ya da düzensizliğe, kavuştu. Artık neresinden baktığınıza bağlı; sonuçta Yeraltılı mantığı, mantıkla mantıksızlığın arasındaki o ince çizgidedir. İlk kitapta hikâye çoğunlukla Harikalar Diyarı’nda geçiyordu, ikincisinde kanser olacak kadar çok insan diyarını gördük; burada ise bolca HerhangiBirYer’in o çarpık ve sadist ortamını tatma şansını yakaladık. Bana kalırsa yazar hikâyeyi iki kitapta bitirmeliydi çünkü uzadıkça sıkıyor. Bazı konuları çok allayıp budaklamış. İlk kitaba sözüm yok, ben şahsen onu çok sevdim ama ikinci için aynı şeyi söyleyemeyeceğim; üçüncü kitap ise olmasa da olurdu ama çok fena da olmamış tarzındaydı. Yani Alyssa’nın insan tarafına bu kadar bağlı olup bir türlü hiçbir şeyden vazgeçmeyerek her şeyi aynı anda istemesi ve iki adamla birden yüzlü yüzlü beraber olmaya çalışması bildiğiniz bencillik, açgözlülük. Buradan hem Morpheus’a hem de Jebediah’a sesleniyorum: Yani bir karı uğruna bu kadar çileyi çekip, sonunda sadece sizi seçmeyeceğini bile bile tüm bu belalarla uğraşmaya değer miydi? Hani iki dünyanın soyuna da kıran mı girdi, ne; başka kimse yok mu âşık olabileceğiniz? Az mantıklı olun ya. Bu seri ile ilgili en çok sevdiğim şey ne biliyor musunuz: Morpheus. Onun o bitmez tükenmez dalavereleri, insanı kanser eden manipülasyon yeteneği, kendini beğenmişliği, kurnazlığı, haylaz doğası, oyunculuğu, çılgın ve vahşi tarafı, sevgisi, bağlılığı, sonsuz aşkı, güveni, vatanseverliği (evet, vatanseverlik; ne var, sonuçta herkes Morpheus’un Harikalar Diyarı’nı ne kadar çok sevdiğini iyi biliyor), yaptığı türlü türlü planlar, oynadığı oyunlar ve insanı her daim ters köşeye düşürme yönündeki korkunç yeteneği derken bu iflah olmaz nargile bağımlısı gece kelebeği, ben daha ne olduğunu bile anlamadan gönlümde yeri sarsılmaz bir taht kurmayı başardı ve üç kitap boyunca görmeyi en çok iple çektiğim kişi yalnızca oydu. Şimdi en başta, yani ilk kitabı okurken daha hani bizim kelebeğin varlığını bile bilmediğim zamanlarda bu uyarlanmış Harikalar Diyarı evreni beni kendine çeken şeydi. Daha önce de dediğim gibi Kraliçe ’den memnunum zaten ama diğer kitaplar biraz gereksiz olmuş. Ha, yazar illa ikinci bir kitap yazmak istiyorsa da işleri bu kadar uzatmayıp ikide final yapacak şekilde oluşturmalıydı hikâyeyi. Sevmediğim şeyler neydi derseniz: Ya bakın, anlarım; Harikalar Diyarı evreni için akla gelen ilk düşman Kızıl Kraliçe’dir, yazar da bunu kullanmış zaten, tamam buna okeyim ama sen neden onu ölümsüz yapıyorsun kardeşim? Jeb, Morpheus’a hamam böceği falan diyor ya hani, Kızıl’ın yanında halt etmiş o. Hadi diyelim ki bir şekilde ilk kitabın sonunda ana karakterlerin tüm o çabalarına rağmen Kızıl hayatta kalmayı başardı, bir kereye mahsus bunu kabul ettik diyelim ama aynı şey ikinci kitabın sonunda da olmaz ki. Yani yeni bir kötü adam yaratmak bu kadar mı zor geldi sana? Bu insanlar boşuna mı uğraşıyorlar o kadar; bize acımıyorsan onlara da mı acımıyorsun hiç, A.G. Howard ? Of. Yahu üstelik sülük gibi yapıştığı için bir türlü kurtulamadığımız o kraliçe yetmezmiş gibi yazar bir de ikinciyi çıkardı başımıza, ya sabır. Morpheus’un dediği gibi bir fiyatına iki kraliçe kelepir iş; sanırım yazarın da kolayına geldi böylesi, baksanıza düşüncesi kalemine bile yansımış. Ne gerek vardı Kraliçe Kızıl’la Kupa Kraliçesi’ni iki ayrı kişi olarak yazmaya ya, yeter bu manyak kırmızı saçlı kadınlardan çektiğimiz ne? Neyse, bir de şunu söyleyeceğim; içimde kalmasın, son mızmızlanmam olacak bu. Eğer ki yazdıklarımı hâlâ okuyorsanız (ki öylesi deli biraz zor bulunur), yazar biraz fazla manyak, her şeyi abartıyor ve birbiriyle karman çorman ediyor; sizce de öyle değil mi? O Yeraltılı yaratıklar ve mekânlar ne öyle ya, hepsi o kadar garip ki ben bir yerden sonra sorgulamayı da, onları hayal etmeye çalışmayı da bıraktım. Tavsiyem, siz de yormayın kendinizi; fazla düşünmeden de okunuyor, merak etmeyin. Sonunda bir şekilde hikâye mutlu sonla bitti ve herkes istediğini elde etmeyi başardı; neticede Alyssa’nın ayak diremeleri meyvesini verdi. Yani happy happy happy. Şimdi isterseniz okuyun, istemez “Kim uğraşacak şimdi bunla?” derseniz de sallayın gitsin. Canım çıktı ya şunları yazacağım diye ama iddiasına varım buraya kadar kimse kolay kolay gelmez; o kadar inatçı çıkan olursa da aşağıya yorum bırakırsa sevinirim. Böylelikle birilerinin yazdığım bu destanı okuduğundan emin olabilirim. Herkese iyi günler; bu arada nasıl bir kapanış yapacağımı bilemedim. Bye bye.
1000Kitap
TutsakA.G. Howard · Pegasus Yayınları · 2020142 okunma
··
232 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Okudum 🫡 önerir misin pekii
Firefly
Gönderi Sahibi
🥺😖 Vay be bunu yapan ilk kişisin, çok sağol gerçekten. Önerir miyim dersen de aslında güzel bir seri, Alice harikalar diyarındayı seviyorsan okuyabilirsin. Üç kitap olması belki biraz yorar ama sonuçta bir şekilde biter ve ya seversin ya da çok pişman olmadan konuyu kapatırsın. Zaten yazdığım incelemelerin üstüne daha da ne söyleyebileceğimi bilmiyorum, onlara gerekli her şeyi yazdım zaten 🫠
Firefly
Gönderi Sahibi
♥ Serinin ilk kitabı Kraliçe'nin incelemesi → #270219214 ♥ Serinin 2. Kitabı Şapkacı'nın incelemesi → #270639751