Pek sevmeyeceğimi düşünmeme rağmen atmosferine, kurgusuna, evrenine, karakterlerine aşık olduğum bir kitapla karşınızdayım.
İncelemeye başlamadan önce bu incelemenin iki kısma ayrıldığını söylemek istiyorum. Kitabın içindeki aşkı görmezden geldiğim bir kısım ve bu kitaptaki bütün aşk olaylarından bahsettiğim bir kısım.
Aşk işlerini görmezden geldiğim kısımla başlayalım.
Ana karakterimiz Alyssa, Harikalar Diyarına giden Alice'in soyundan gelmektedir ve bu yüzden ailesi lanetlenmiştir. Yıllardır ailesindeki tüm kadınlar kadınlığa ilk adımlarını attıklarını günden itibaren yavaş yavaş delirmeye başlarlar. Alyssa'nın annesi de akıl hastanesindedir ve Alyssa böceklerin ve çiçeklerin konuşmaya başladığını duymaya başlamıştır. Alyssa kendini ve soyunu bu lanetten kurtarmak çocukluk arkadaşı Jeb ile tavşan deliğine atlar ve Harikalar Diyarı'na gidip büyük büyük büyükannesinin yaptığı tüm hataları düzeltmeye başlar. En azından kitaba başlarken sizin bildiğiniz konu bundan ibaret...
İlk olarak mükemmel bir konusu ve kurgusu olan bir kitap. Evreni, yani Harikalar Diyarı gerçekten mükemmel. Alice Harikalar Diyarı'nda kitabını -yani orijinal hikayeyi- pek seven biri olmasam da bu evrene aşık oldum. Çılgın bir dünya, aklınızla değil içgüdülerinizle düşündüğünüz bir dünya. Her şeyin mümkün olduğu, her şeyin garip olduğu, herkesin çılgın olduğu bir dünya hayal edin. Elbette ki böyle bir dünyayı okumak çok zevkliydi. Yazarın dünya yazımında iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Bu kitabı okuduğum 6 gün boyunca ben de Harikalar Diyarı'nın bir üyesi oldum adeta. Her şeyiyle oturmuş bir kurguydu. Hani bazı kitaplar vardır ya, kitabın sonunu okuduğunuzda yazarın daha kitabı yeni yazmaya başlarken bütün hikayeyi, ters köşeleri, sırları kendi zihninde hazırladığını fark edersiniz, öyle bir