Çiçek Eriş

Çiçek Eriş

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.9/10
6bin Kişi
·
23,2bin
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.349
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
320 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Aynı yıldızın altında bir aşk hikayesi. Son dönem edebiyatının en içten ve dokunaklı romanından biri olan ama aynı zaman da korkunç bir zeka, cesaret ve hüznün varoşsal trajedesini de anlatıyor:):)
320 syf.
·Puan vermedi
Boş vaktinde oturup saatlerce bir şey karalamak gibi bu kitap. Hani yapacak bir şeyin yoktur, psikolojin yerinde değildir, moralin bozuktur ve gerçekten kafanı bir şeyle meşgul etmek istersin ya işte o zamanın kitabı bu.

320 sayfanın tamamı israf diyebilirim. Buna olumlu inceleme yazmak mümkün değil benim için. Bu kitabı okumak yerine hayal kurmayı, müzik dinlemeyi hatta uyumayı tercih ederdim.

Argo kelimeler, saçma sapan kullanılan yanlış cümleler... Bundan ibaret sadece, benim için. Bu yazarın başka kitabını okudum mu onu da bilmiyorum. Ama eminim bu zihniyetle farklı bir şey yazacağını düşünmüyorum yazarın. Velhasıl lafı uzatmaya gerek yok okunması gereken bir eser değil benim için. Zaman kaybı kısaca. Puan vermek bile o kadar saçma geliyor. İlk aşkı bu şekilde saçmaysa aşk yaşamak daha saçma en azından bu yazar ağzından.
İyi okumalar.
320 syf.
GÖKYÜZÜNDE MİLYARLARCA YILDIZ VARKEN, NASIL OLUR DA AYNI YILDIZIN ALTINDA BULUŞABİLİRİZ?


Hastalık görkemli bir şey değil. Anlamı yok. Bir şeyden (kanserden) ölmek şerefli bir şey değil! (sayfa 218-pegasus) Bu alıntıyı okurken bir şey fark ettim. Çok önemli bir şey. Ben, biz kanseri hiç bilmiyormuşuz. hiç tanımamışız kanseri. Bu yüzden de kanserden ölenleri çok yad etmiyoruz. Nefes almayı çok kolay bir şey sanmışız. Size nefes almak onlar için büyük bir lütuf desem. Veya bir bacağa sahip olmak veya görmek... Yarım olmak ne kadar da korkunçmuş! Kitap bana onların acılarını bir nebze de olsa anlamamı sağladı. Ölümü bir misafir bekliyormuş gibi bekliyorlar. Hayatlarındaki insanlar (anne, baba vs.) çocuğumuz, kardeşimiz öldükten sonra hayatımıza nasıl devam ederiz diye düşünerek yaşıyorlar. Daha önce hiç bu konuda böyle detaylı düşündüğümü hatırlamıyorum. Ama bu kitap benim yaşamadığım bir hayatı anlattığından çok etkilendim.

SPOİLER


Kitap iki kanser çocuğun aşkını anlatıyor. Birbirlerine aşktan başka verecek şeyleri olmayan bu iki genç daha fazlasını verebilmek için çaba sarf ediyorlar. Biri oksijen tüpüyle gezmek zorunda diğerinin de bir bacağı protez... Acaba ölmeden önce kaç gün daha birbirimize bakabileceğiz diyerek yaşıyorlar. Üstüne üstlük kanser olduktan sonra sosyal çevrelerince soyutlanıyorlar. Ama bu haksızlık!! Yaşarken bile ölü olduklarını düşünüyorlar ki şöyle bir alıntı daha yapayım:
-Öldüğünü düşünmüyorum. Bence sadece birazcık kanserin var... (sayfa 219-pegasus) Bu da hayat mı?

Kitaba 7 puan verdim. Çünkü olaylar hızlı gelişti hem de bayaa hızlı. İlk görüşte aşk tabiri vardı kitapta ve daha tanışalı 1 ay bile olmayan 2 çocuk Hollanda ya gittiler. Bu da bana saçma geldi. Bir de pegasus yayınlarını kınadım. Şuraya alıntıyı bırakayım da anlayın neden kınadığımı:

-Beğn çiğkin değilim. Sensin çiğkin, buğnu tüplü kız. (Sayfa 212-pegasus) Ayıp vallahi. Kitabın içine etmişsiniz tek bir cümleyle. Cümlede ne demeye çalıştığını 5 dakikada çözebildim:) Tek yazım hatası bu da değildi. Ama yine de 7 puan veriyorum kitaba gölge düşüremediği için.


Kitabı okuyanlara tavsiyem çooook da bir beklenti içine girmesinler. Çünkü ben o beklentiye girdim ve sonu hayal kırıklığıydı:\ ama okunulabilir bir kitap tabii. Kitap tasarımı harika bence. Filmi de var ve izleyeyim mi diye düşünüyorum. İzlerim muhtemelen. Siz de etrafınızdaki insanların hayatlarının ne kadar farklı ve hasta insanların çoook daha farklı olduğunu unutmayın! Allah hepimize huzur, sağlık ve mutluluk versin. Keyifli okumalar:)
320 syf.
·Puan vermedi
Hazel, 16 yaşında kanser hastası. Annesi Hazel'i zorla çocuklar için destek grubuna gönderiyor. Agustus ise arkadaşının zoruyla aynı gruba gidiyor. Hazelle tanışıyorlar ve her ikisinin de hayatları değişmeye başlıyor...
328 syf.
Bu inceleme ciddi bir sorunu ele almaktadır.

Aile ve yetiştirilme..

Aile.. hayatımızın en önemli faktörüdür, ömrümüzün büyük bir kısmını -çoğu zaman- onlarla birlikte geçiririz.
Burada bir soru gündeme geliyor, peki aile ne demek ?
Hani şu toplumun en küçük yapıtaşı, anne baba ve çocuktan oluşan.

Aile nedir? Bunun cevabı herkes için farklıdır çünkü içinde bulunduğumuz toplum, çevre birbirinden farklıdır. Çünkü her evin kendine göre bir kaderi vardır.

Neden bu kitabı okudum?
Kitapla tanışma hikâyemden kısaca bahsetmek istiyorum. Takip ettiğim bir yazar Twitter hesabından bir alıntı paylaşmış onu gördüm ve kitabı okumak istedim, bazen tek bir alıntı için bile bir kitabı okumaya değer.


"Kocam beni sürekli eleştiriyordu; önceleri üstü kapalı şekilde, sonra acımasızca. Aslında ona aşık olmadığımın farkındaydım ama yine de evlendim. Başka bir seçeneğim olmadığını düşünüyordum. On beş yıl evli kaldım çünkü mutsuzluğun yeterli bir boşanma sebebi olduğunu kabul edebilmem yıllar aldı."

Incelemeye Giriş..

Bir ankette "Bir insanın birini aşırı sevmesinde etkili olan faktörler nelerdir?" diye sordum.

Alınan cevaplar:
• aradaki saygı
• his meselesi
• benzerlik
• aşırı sevilmeye ihtiyaç duyulması
• kalp, duygu, vs.
• ihtiyaç, takıntı
• kendi gibi sevilme isteği
• hayali karakter oluşturma
• Allah'i seven bir kul olması

Bakıldığında hemen hepsi (yüzeysel) duygusal olarak tanımlanabilir..

Girişte aileden bahsettim neden?
Çünkü "Aşırı Seven Kadınlar'da ana sorun aile.
Sorunlu aileler.. boşanmış aile, anne ya da babanın alkolizm ile başı dertte, sözlü ve fiziksel şiddet bulunan aile..
Ve burada büyümeye çalışan bir genç kadın.
Bunu hayal edelim! Belki de vardır böyleleri aramızda..
(Kitap çoğunlukla kadınları baz aldığı için erkeklere ait veri bulunmamaktadır.)

Ailesinde böyle sorunlar olan kişilerin yükleri daha ağır; bazen annesine bakan küçük bir anne olur, bazense kardeşine bakan evi çekip çeviren bir kadın olur..
Bazen babasının sözlü şiddetine maruz kalır, bazen de anneannesinin acımasız eleştirilerine..

Bir şeyleri değiştirmek için çabalar çabalar..
Görmediği sevgiyi ve ilgiyi başkalarında bulmaya çalışır..

Büyür..
Sonra gider ailesindeki sorunlara bürünen birine ilgi duyar.. Ailesinde çabalayıp başaramadığı o değişiklikleri sevdiğini sandığı adamı daha çok severse değişebileceğine inanır...
İnanır da öyle olur mu? Tabii ki olmaz ve sonuç hüsran. Mutsuzluk, zaman kaybı, tükeniş..
Berbat evlilikler..

Bence her genç kadının okuması gereken bir kitap, kendimizi ölçmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bitti..
320 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yazarın kağıttan kentler dışında bütün kitaplarını okudum.Ancak bir tek bu kitabı beğendim.Aslında beğendim demekle kalmaz bayıldım.Bir yazar kolayca karakterleri bu kadar okuyucuya sevdiremez.Ancak daha başından Hazal'a karşı bir sempati duyuyor Augustus'a da aşık oluyor.Resmen bu kitaptan duygu seli yaşadım.Aptal aptal sırıtmaktan kıskanmaya,kıskanmaktan korkuya korkudan üzülmeye üzülmekten sevinmeye ve aniden sevinmekten salya sümük ağlamaya geçtim.Sonu her ne kadar yarım bitsede bence bu kasıtlı yapılmış bir hareketti çünkü peter van houten'ın görkemli ıstırabıda yarım bitmişti.
240 syf.
Benim için bu kitabı okumamdaki en güzel ve özel şey 4. Sınıf öğrencimin tavsiye etmiş olması. Bu yaşlarda bile kitap okuma sevgisi aşılayabiliyorsak çocuklara ve kitaplar hakkında sohbet edebiliyorsak onlarla ne mutlu bize :)

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 23,2bin okur okudu.
  • 315 okur okuyor.
  • 7,1bin okur okuyacak.
  • 375 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları