Adı:
Amerika
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328230
Kitabın türü:
Orijinal adı:
America
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kafka’nın arkadaşı Max Brod tarafından yayıma hazırlanan ve ölümünden üç yıl sonra, 1927’de yayımlanan ilk romanı Amerika, sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Yeniyetme bir göçmenin, henüz on altı yaşındaki Karl Rossmann’ın şaşkın bakışından yansıyan Amerika, rastlantıların da önemli rol oynadığı ultramodern bir medeniyet olarak dehşetengiz bir büyülenmeyle gözlerimizin önüne serilir. Gökdelenleriyle, makineleriyle, büyük servet ve aşırı yoksulluk arasındaki tezatla, dev binaların karşısında cüceleşen insanın ister istemez müthiş bir verimlilik talebine maruz kaldığı bir Amerika’dır bu aynı zamanda.

Yazarın hayatı boyunca hiç gitmediği, bütünüyle hayal ürünü olan bu Amerika, kültürel mitlerle tanımlanan bir düş ülkesidir. New York limanına girerken Karl’ı karşılayan Özgürlük Heykeli’nin elinde meşale yerine kılıç tutması, bu ülkede disiplin ve şiddetin hüküm sürdüğüne dair bir uyarıdır. Karl’ın zamanında beş parasız bu ülkeye göç eden, ancak milyoner bir senatör olarak karşısına çıkan dayısı da, sıfırdan başlayıp servete kavuşma mitinin cisimleşmiş halidir adeta.
292 syf.
·Beğendi·10/10
Amerika (Kayıp), Franz Kafka’nın en sevdiğim eserlerinden birisidir. Bu romanı, diğer romanlarından birçok yönden daha farklıdır. Sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Bu eserde, Amerika’daki kapitalizmin temellerinin nasıl atıldığını çok güzel anlatılmıştır. Ve romanın başkahramanı olan Karl, hangi işe başlarsa başlasın sıfırdan başlaması gerekir. Bir hata yaparsa birlikte çalıştıkları tarafından yüzüstü bırakılması ve özellikle ondan nefret edenler tarafından oyuna getirilmesi çok muhtemel bir tablo çizilmiştir.
Bu kitap şu şekilde özetlenebilir:
Romanımızın başkahramanı Karl Rossmann, on altı yaşındadır ve bir hizmetçi kız ile ilişkisi olduğu ve ondan bir çocuk sahibi olduğu için babası tarafından adeta Amerika'ya sürgüne gönderilmiştir. New York limanında onu varlıklı bir adam olan amcası karşılar. Amcasının yanında umduğundan rahat bir hayat sürmeye başlayan Karl, bir süre sonra amcasının istemediği bir ziyareti gerçekleştirdiği için amcası tarafından reddedilir ve Amerika'da yapayalnız kalır. Kendine kalacak ucuz bir otel bulan Karl, odasını iki kişi ile paylaşmak zorunda kalır. Oda arkadaşları olan Robinson ve Delamarche, bulundukları yere çok da yakın sayılmayan Butterford kasabasına giderek orda iş bulma niyetinedirler. Gidecek bir yeri olmayan ve kendini geçindirmesine bir süre yetecek parası olan Karl da onlarla bu yolculuğa katılır. Arkadaş kazandığını sanan Karl, yadırgadığı onların bazı davranışlarını hoş görür; fakat bir ara o yemek almaya gitmişken ondan izinsiz valizini karıştırmalarına tahammül edemez ve onlardan ayrılarak bir otele gider ve orda aşçıbaşının yardımıyla asansör görevlisi olarak işe başlar. Bir akşam Karl görev başındayken Robinson zilzurna içmiş onu ziyarete gelir ve başına iş açar. Bu olayla Karl işten kovulur Robinson dayak yer ve otelden ayrılırlar. Robinson'un yaşadığı yere vardıklarında aslında bu olayın Karl'ı yanlarında çalıştırmak için planlanmış bir oyun olduğunu öğrenir Karl. Oradan kaçmaya yeltense de başarılı olamaz.
Günlerden bir gün bir afiş dikkatini çeker. Oklahoma Açıkhava Tiyatrosu'nun iş ilanıdır bu. Karl herkese açık olan bu işe başvurmaya karar verir ve bir dizi işe alınma sürecinden geçtikten sonra adını Negro olarak değiştirerek teknik işçi olarak işe alınır. Diğer işe alınanlarla birlikte onları Oklahoma'ya götürecek trene biner ve etrafı seyre dalar. Ve eser böylece sona erer.
323 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kafka okuyormuşum gibi bir hisse kapılmadım.

Kafka ilk defa bu kitabında olayı sadece anlatıyor. Hangi karakterin iyi, hangisinin kötü olduğuna dair en ufak bir ipucu bile yok. Sanki Kafka anlatmakta mükellef bir sanatkarmış gibi müdahale ederse işini yapamayacak. Hikayeyi anlatmak onun işi, karakterleri kafamızda bir yerlere oturtmak bizim işimiz.

Amerika, Kafka'nın yazmış olduğu ilk kitap. İlk kitabı olmasına rağmen, sonunun bir yere bağlanamamasına rağmen, hikayenin pek başarılı olmamasına rağmen, tüm rağmenlere karşı Kafka'nın kitleleşmiş ismine rağmen hikaye akıcı, yer yer merak uyandırıcıydı.

Kitabı okumaya başladığımda bir şeyin farkına daha çok vardım. Nasıl kabulleniyoruz kişileri, karakterleri. Bir yazar şaşırmataca yapmaya görsün hemen yüzümüz asılıyor.

Velhasıl,
*kitapla tanışmam garip,
*hikayesi garip,
*yazarı ayrı bir garip,
*en esası yorumum onlardan da garip :)

Kafka ile ilgili yaşadığım en büyük şok bu kitap oldu belki de.
Hala inanamıyorum bu kitabı gerçekten Kafka mı yazdı?-_-
292 syf.
·5 günde
Kafka'dan çok farklı bir kitap. Amerika (Kayıp) romanı şu cümleyle başlıyor:
"Hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılıp kendisinden bir çocuk peydahladığı için yoksul ailesi tarafından Amerika'ya gönderilen on altı yaşındaki Karl Rossmann, hızını kesmiş gemiyle New York limanına girdiği bir sırada, uzun süredir izlediği Özgürlük Anıtı'nı aniden güçlenen bir güneş ışığı altında gördü. Anıtın kılıcı tutan kolu daha bir yükselir gibi oldu şimdi; bedeninin çevresinde ise rüzgarlar özgürce esiyordu."
Güzel ve ilgi çekici bir giriş dimi? Hem öncesini hem sonrasını merak ettiren bir cümle. Roman ABD’de tutunma çabaları sonuç vermeyen on altı yaşındaki Karl’ın başından geçenleri anlatıyor. Kafka hiçbir zaman gitmediği Amerika’yı hayal ederek yazmış. Karl naif, insanlar hakkında kötü düşüncelere sahip olmak istemeyen ve bu nedenle de her şeye ‘evet’ diyerek sonunda kazık yiyen bir çocuk. Amerika'da dayısı karşılıyor Karl'ı bir tesadüf sonucu, sonra baazı nedenlerden ötürü onun yanından ayrılmak zorunda kalıyor. İki tane odun herife rast geliyor, otel macerası vs. derken kitap Cengiz Aytmatov romanları gibi yarım kalıyor, Karl'a ne olduğunu bilemiyoruz. Akıbeti pek hayır değil gibi ama. Amerika çok hırpalıyor Karl'ı, özgürlükler ülkesi mahvediyor adamımızı. Köyden İstanbul'a gelip "Seni yenicem İstanbul!" deyip yenemeyen türk sineması başrolleri gibi bizim Karl. Ah Karl ahh.
292 syf.
·26 günde
Kafkanin en anlaşılır vede en hızlı okunabilir kitabı olmasına rağmen belkide Kafka tarafından tamamlanmamış olması bazı yerlerde kitapta olayların akışı durağan vede kopuk olması okuyucu isteksizliğe sevk edebilir. Ancak Kafkanin yaptıgı betimlemeler okuyucuyu büyüyebiliyor hatta karakterlerle bağı kurut acıma, kizma ve nefret gibi duyguları hissetmeyi sağlıyor. Yazar Bir Cocugun Gözünden insanın büyük şehirlerde düştü Yalnızlığı etkileyici şekilde anlatmıştır.
288 syf.
·47 günde·Beğendi·Puan vermedi
Amerika, Kafka'nın yazmış olduğu ilk kitap imiş. Ben diğer kitaplarını da okumuş olmamdan dolayı Kafka okuyormuş hissiyatı oluşmadı desem yeridir. Kitapta bir anlatıcı var ve olaylar bir yere bağlanmadan öylece sürüp gidiyor. Açıkcası ben Kafka'nın diğer kitaplarını beğenmiş olmama rağmen bu kitap bana pek hitap etmedi diyeyim.
292 syf.
·Beğendi·9/10
Franz Kafka'nın en kolay anlaşılan kitaplarından biri Amerika'dır. Onun kendisine ait hikayeleri yansıtma şekli bu eserde de garipliğini sürdürmektedir. Akıcı bir anlatımla olay örgüleri birbirine bağlansa da sonlara doğru yaşanan olayların sıralanışı karmaşıklaşır. Kitabın asıl konusuna değinirsek ana karakter Karl ve Kafka gibi Prag'da yaşayan biridir. Amerikaya ailesinin bir kararıyla gelir ve dayısıyla tesadüfen karşılaşır. Burada dayısı zengin biri olması yansıtılan Amerika'nın o zamanlar nasıl olduğunu sayfalarda görmek mümkün. Parayla belli bir süre yaşayan Karl kendini de geliştirir ama bir yere kadar birinin desteğiyle gelmiş olur. Dayısı onu başladığı yere geri döndürür. Birden her şeye sahip olan bir gencin bir anda hiçbir şeyi nasıl olmaz... Karl bunun bir örneği. Servet için hiçbir uğraş yapmayan Karl aslında hayatını kendi yönlendirerek kendi yolunu çizebilir. Dayısının da ondan istediği buydu. Kapitalist sistemin vurgulandığı bu kitapta karakterlerin de burjuva ve alt sınıfı yansıttığı ortadadır. Karl iki arkadaşla tanışır ama onlar onun kadar iyi değildir. Hayatta kalmak için her şeyi yapabilecek durumda olan iki genç delikanlıdır. Karl onların gerçek dost olmadığını öğrendiğinde kendine iş bulur asansörcü olarak. Oradan onun kariyerinde ilk adım başlar fakat arkadaş sandığı Robinson onu işinden eder. İş veren ve işçi arasındaki diyaloglardan çıkarılması gereken bir sonuç vardır. İşçi her zaman ne yaparsa yapsın, kişiliği ne olursa olsun iş sahibi onu biçimlenmiş işçi kalıbıyla değerlendirir ve kendini daima ondan üstün görür. Hak etmediği halde Karl suçlanmıştır ama bir alt tabakadan işçi olduğundan kendi hakkını savunamadan ve parasını alamadan belaya sürüklenir. Arkadaş sandıkları insanlar zengin bir kadının himayesi altındadır. Bu kadın aslında büyük bir bunalımda olsa da satırlara parasıyla üstün bir şekilde yansıtılır. Karl zorla köle olarak çalışmaya başlar. O sırada üniversite öğrenciyle karşılaşır ve onun gözüyle üniversite okuyan kişinin her dediği çok önemli bir yer edinir.
Hikaye bir anda oradan kopup iş görüşmesiyle devam eder ve onun nasıl bir işe alındığını anlatır. Yolculuğa çıkar. Bu iş görüşme sistemi bir fabrikanın nasıl çalıştığını yansıtıyor gibi bir izlenim aldım. Sıradan bir ürün gibi oraya girip dağıtımla başka yerlere yollanıyorsun.... İşçi aslında bir ürün.
Kitabın son bölümünde tekrar aynı eve döner ve kölelik hayatını yansıtır. Bu işi benimseyen Karl diğer bölümde sadece zengin kadın ve onun yolculuğuyla yeni bir yere varır.
Son bölümlerde hikaye tamamlanmasa da Kafka şaşırtmıyor. Beklenen soruların cevapları muallakta kalıyor. Karl'ın arkadaşları neredeydi? Karl işe girmişti ve sonra ne olmuştu? Nereye varmışlardı? Neden kadını yolculuk sırasında saklıyordu? Gibi bir çok soru cevapsız kaldı...
Kafka'nın beklenen Amerika hayatı ve asıl hayatın karşılaştırılmasıydı bu. Bu kadar yaşanmak istenen ülke olan Amerika aslında kapitalist sistemin bir oluşumuydu. Karl ise sadece bu sistemin kurbanlarından biriydi.
292 syf.
·5/10
Betimleme ve tahlilleriyle ön plan çıkan Kafka'nın bu eseri çok garibime gitti doğrusu gerek farklı olay ve karakterleriyle gerekse de hikayelerinin sonun olmamasıyla yani bitmemesi ile farklı, garip duygular uyandırdı bende iyi mi kötü mü desem bilemedim.
292 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kafka’nın ‘daha iyimser’ diye tanımladığı bu ilk eseri, söylediğinin aksine olaylar karşısında aklına ilk geleni özgür iradesiyle yapmaktansa ‘karşı koyamama’ duygusu yüzünden kahramanın işlerinin hayli karıştığından yer yer kasvetli bir romana dönüşüyor. Sakın onu yapma dediğim yerlerde tam anlamıyla onu yaparak kitabı ‘ne olacak şimdi?’ sorusuyla okudum.
Kafka’ya düşkünlüğüm çok ayrıdır, olay örgüsündeki duyguyu hissettirme tarzı sayesinde her eserini yaşamış gibiyim..
292 syf.
·7 günde·8/10
Uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü elime alamadığım bir kitaptı Amerika. Şans eseri gördüğüm etkinlikle beraber okuma fırsatı bulduğum için mutluyum. :) Öncelikle bu etkinliği düzenleyen ve Amerika'yı okumama vesile olan @okusalih e çok teşekkür ederim.

Amerika, Franz Kafka'nın okuduğum diğer kitaplarından biraz daha farklıydı. Akıcı anlatımıyla muhteşem bir yapıt! Zaten Franz Kafka'nın anlatımı beni her zaman etkilemiştir.

Her şey Karl'ın hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılması ve ailesi tarafından Amerika'ya gönderilmesi ile başlıyor ve biz Karl'ın maceralarını okuyoruz. Kitabı okurken baya gülümsedim ve bu beni şaşırttı. Çünkü genelde Kafka okurken ciddi bir yüz ifadesine sahip olduğuma eminim. :)

Ana karakterimiz Karl'ı saf buldum çünkü kolayca kandırılabilen biri. O meşhur(!) arkadaşları beni sinir etti. Hele o Brunelda yok mu... Her ne kadar ona sinir olsam da kitaba renk kattığını söyleyebilirim.

Franz Kafka'nın hiç Amerika'ya gitmemesi ve Amerika'yı ele alan bir kitap yazması benim dikkatimi çeken bir diğer nokta. Kafka'yı her zamanki gibi ayakta alkışlıyorum. :)

Yine kitapta kapitalizmin temellerinin atılması da anlatılmaktadır. Aynı zamanda o dönemde Amerika'da yapılan seçimlere de atıfta bulunulmuş. Kitap bana göre her yönden incelenebilir.

Kısacası kitabı çok beğendim. Mizah ve umut unsurlarını içermesi benim için çok iyi oldu, sıkıntılı bir dönemde okuduğum için. :)

Benim için farklı bir Kafka deneyimi oldu ve kütüphaneme yeni bir Kafka kitabı eklendi.:)
292 syf.
·5 günde
Kafka severim aslında ama bu kitap da hayal kırıklığını fazlasıyla yaşadım. Puanlamamsa 2 oldu . Hem verdiğim paraya hem de boşa geçen zamana üzüldüm. Okumayın :))
258 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Amerika, Kafka'nın gitmeden tasvir etmeyi başardığı ülke. Bir Kafka romanı olarak ele alındığında diğer romanlara göre daha az karamsarlık barındırsada yine baş kişi Karl hayatın görebileceği en talihsiz insanlardan biri. Kitap Şato ve Dava'ya göre daha iyi değildi. Ama yinede bir Kafka eseri olduğu her zaman için aşikârdı. Bu yüzden Kafka'nın farklı, karanlık, talihsiz dünyasında kendi dünyalarını bulan insanlar yine aynı doruğa ulaşacaklardır. Her kitabını ürpererek ama kesinlikle büyük bir merakla okuduğum Kafka yine başarmış edebiyatın en koyu eserlerinden birini yazmayı.
292 syf.
·4 günde·Beğendi·5/10
Kitap dokuz bölümden oluşuyor. Kafka öldükten üç yıl sonra yayımlanan romanıdır. Diğer kitaplarına nazaran anlatımı daha akıcı. Kitabın ana kahramanı Karl Rossmann’ın başına gelen olaylar anlatılıyor diyebiliriz. ‘’On altı yaşındayken bir hizmetçi kızın onu baştan çıkarması ve çocuk peydahlaması sonucu anne ve babasının Karl’ı Amerika’ya yollamasıyla’’ başlıyor kitabımız. Özgürlük Heykeli’nin elinde meşale yerine kılıç tasvirinin yapılması Amerika’da şiddetin hüküm sürdüğüne dair güzel bir imge olmuş bence. İlk bölüm Amerika’ya giden bir gemide geçiyor ve Karl’ın gemi, yolcuları indiremeye hazırlanırken şemsiyesini unutması ve inip geri almak için aşağı inmesi sonucunda gemide kaybolup ateşçi ile tanışması ile akıcı bir şekilde ilerliyor. Teknede dayısıyla karşılaşması onun için çok büyük bir şans olacakken dayısının disiplinli kişiliği sonucunda -fuzuli bir şekilde- dayısının onu istememesiyle birlikte bu şans apaçık bir şanssızlığa dönüşüyor. Daha sonra bir otel odasında kalmaya başlayıp bir İrlandalı ve bir Fransız ile tanışıyor ve Butterford’a doğru üç kişi birlikte yürüyerek gitmeye başlıyorlar. Otelde tanıştığı bu iki –dostu- ona adeta ihanet ediyor fakat Karl’ın kitap boyunca insanların yaptıklarından hayal kırıklığı duymasını beklerken bunu hiçbir zaman duymaması –teslimiyetçi oluşu- neredeyse kitabın sonuna kadar devam ediyor. İrlandalı ve Fransız onun bavulunun başını beklerken Karl yakınlardaki bir otelden yiyecek almaya gidiyor ve arkadaşlarıyla arasında geçen kötü olay bu sıralarda oluyor. Karl oteldeyken yeni bir fırsat çıkıyor karşısına ve asansörcü olarak bu otelde çalışmaya başlıyor. Otelde Karl için her şey güzel giderken yine şanssızlığı sonucu işten çıkarılıyor. Kitabın bazı yerlerinde kapitalizm eleştirisini görebiliyoruz, işçilerin on iki saat çalışıp on iki saat dinlenmesi gibi. Otelden çıkarıldıktan sonra tekrar İrlandalı ve Fransız’ın (Robinson ve Delamarche) yaşadığı eve düşüyor burada uğradığı haksız durumun karşısında teslimiyetçiliğini yine görüyoruz. Kitapta en sevdiğim kısım Karl’ın balkonda bir üniversite öğrencisi ile arasında geçen diyalog oldu. Öğrencinin gündüzleri çalışıp akşamları okula gidip geceleri ders çalışmasına şaşıran Karl bunun çok zor olduğunu söyler ve üniversite öğrencisi, öğrenciliğine devam edebilmesi için çalışması gerektiğini söyler. Karl uyuyup uyumadığını sorunca da ‘’Evet, uyumak!’’ dedi öğrenci. ‘’Öğrenimimi tamamladıktan sonra uyuyacağım. Şimdilik sade kahve içiyorum.’’ yanıtını verir. Kitabın sonlarında çok ciddi kopukluklar var, kitabı Kafka tamamlayamadığı için olması muhtemel bir durum. Kitap benim için Oklahoma Açık Hava Tiyatrosu bölümünde bitti. Devamında Karl’ın evden nasıl çıktığı neden Brunelda ile birlikte çıktığı anlaşılmıyor, diğer incelemelerde de aynı sorunu yaşayanları gördüm.
"Bazen hiçbir şey bilmediğim duygusuna kapılıyorum, ayrıca ne bilirsem bileyim hâlâ yetersiz olacaktır."
Franz Kafka
Sayfa 68 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 3. basım
... ama bir şeylere ulaşabilmek gibi bir umudu kalmamıştı aslında.
Franz Kafka
Sayfa 101 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 3. basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerika
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328230
Kitabın türü:
Orijinal adı:
America
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kafka’nın arkadaşı Max Brod tarafından yayıma hazırlanan ve ölümünden üç yıl sonra, 1927’de yayımlanan ilk romanı Amerika, sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Yeniyetme bir göçmenin, henüz on altı yaşındaki Karl Rossmann’ın şaşkın bakışından yansıyan Amerika, rastlantıların da önemli rol oynadığı ultramodern bir medeniyet olarak dehşetengiz bir büyülenmeyle gözlerimizin önüne serilir. Gökdelenleriyle, makineleriyle, büyük servet ve aşırı yoksulluk arasındaki tezatla, dev binaların karşısında cüceleşen insanın ister istemez müthiş bir verimlilik talebine maruz kaldığı bir Amerika’dır bu aynı zamanda.

Yazarın hayatı boyunca hiç gitmediği, bütünüyle hayal ürünü olan bu Amerika, kültürel mitlerle tanımlanan bir düş ülkesidir. New York limanına girerken Karl’ı karşılayan Özgürlük Heykeli’nin elinde meşale yerine kılıç tutması, bu ülkede disiplin ve şiddetin hüküm sürdüğüne dair bir uyarıdır. Karl’ın zamanında beş parasız bu ülkeye göç eden, ancak milyoner bir senatör olarak karşısına çıkan dayısı da, sıfırdan başlayıp servete kavuşma mitinin cisimleşmiş halidir adeta.

Kitabı okuyanlar 1.254 okur

  • Çağrı Han
  • Abdullah Yasin Erdem
  • Hicret yıldırım
  • Hilâl DEVELİ
  • Mank
  • Handan ✔ حندان
  • Emirhan Hasanoglu
  • Meursault
  • Laura
  • Kitapcan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.4
13-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%19.4
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%23.4
45-54 Yaş
%10.9
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.8
Erkek
%60.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.9 (42)
9
%8.8 (31)
8
%12.2 (43)
7
%18.7 (66)
6
%9.6 (34)
5
%4.2 (15)
4
%2 (7)
3
%0.3 (1)
2
%0.8 (3)
1
%1.4 (5)

Kitabın sıralamaları