Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·292 syf.··
2024 26. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 11:43
Kitabın başı 10 puanlık, ama sonu 4 puanlık, dolayısıyla akıcı ve ilgi çekici bir hikaye, sonraları sıkıcı ve hatta saçma olmaya başlıyor. Kafka'nın ilk roman denemesi büyük bir potansiyel barındırmasına rağmen, tatmin edici kalmıyor malesef. Bahtlılık ve bahtsızlık arasında savrulup duran, Amerika'ya henüz onaltısına basmamış olarak gelen Karl'ın Amerika'da tutunma hikayesi anlatılıyor. Kitabın başında yakalanan başarı kitabın sonuna tek sürdürülebilseydi, bugün Kafka'yı DönüşümDönüşüm ile tanıyor ve anıyor değil, muhtemelen bu eserler tanıyor ve anıyor olacaktık. Kafka'ya değil ama hikayeye yazık olmuş. Hikayeden çok daha fazla şeyler çıkarılabilirdi. Kitapla kalın...
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
4/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
356 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 15:32
Franz Kafka sevdiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef Franz Kafka’nın sadece Aforizmalar ve Milenaya Mektuplar kitabını sevebildim diğer kitapları bana çok ağır geldi maalesef Kitabın konusuna gelecek olursam; Kafka’nın arkadaşı Max Brod tarafından yayıma hazırlanan ve ölümünden üç yıl sonra, 1927’de yayımlanan ilk romanı Amerika, sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Yeniyetme bir göçmenin, henüz on altı yaşındaki Karl Rossmann’ın şaşkın bakışından yansıyan Amerika, rastlantıların da önemli rol oynadığı ultramodern bir medeniyet olarak dehşetengiz bir büyülenmeyle gözlerimizin önüne serilir. Gökdelenleriyle, makineleriyle, büyük servet ve aşırı yoksulluk arasındaki tezatla, dev binaların karşısında cüceleşen insanın ister istemez müthiş bir verimlilik talebine maruz kaldığı bir Amerika’dır bu aynı zamanda.
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2025 12. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 16:37
Kitap, genç Karl Rossmann’ın Amerika’da başına gelen tuhaf olayları anlatır. Fakat Kafka Amerika’yı hiç görmemiştir. Dolayısıyla eser hayali bir Amerika tasviridir. Karl, hizmetçi bir kadını hamile bıraktığı için ailesi tarafından Amerika’ya gönderilir. Yolculuk sırasında ve gideceği yerde kendini yalnız ve çaresiz hisseder. Kitabın sonu bir sonuca bağlanmaz, burda Kafka tamamlanmamış bir son bırakarak okuyucuya diğer eserlerinden farklı olarak bir umut ışığı gösterir. Karakterin kendi seçimini yapmasını ister belki de. Ama bu umut net değildir. Yarım kalmasının sebebi belki de bir eksiklik değildir. Çünkü Kafka’ya göre yarım kalmak hayata dair bir gerçekliktir. İnsan tamamlanmaz, hikayeler de tamamlanmaz. Umarım herkesin hikayesi Kafka’nın bıraktığı gibi yarım kalmaz. Hayatlarınızın mutlu ve umutlu bitmesi dileğiyle..Keyifli okumalar.
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
Karl Marx Amerika’da
7/10
·292 syf.··
2025 104. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 11:45
Kafka’nın Amerika romanında karşımıza çıkan Karl Rossmann, yalnızca bir karakter değildir; modern dünyanın çarkları arasında sıkışmış bireyin en sade, en kırılgan sembolüdür. İsmindeki “Karl”
1000Kitap
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
Amerika
9/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
Franz Kafka'nın en kolay anlaşılan kitaplarından biri Amerika'dır. Onun kendisine ait hikayeleri yansıtma şekli bu eserde de garipliğini sürdürmektedir. Akıcı bir anlatımla olay örgüleri birbirine
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2024 156. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2024 11:03
Franz KafkaFranz Kafka'nın hayatı boyunca hiç gitmediği, bütünüyle hayal ederek yazdığı AmerikaAmerika, tamamen düşler ülkesidir. Romanın ana karakteri Karl Rossmann, on altı yaşında şaşkın bir göçmen olarak Amerika'ya ilk adımını atar. Gökdelenler, iş makineleri, büyük servetler ama aynı zamanda aşırı yoksulluk karşısında şaşkınlığını gizleyemez ve anlayamaz. New York limanında onu karşılayan Özgürlük Heykeli elinde meşale yerine kılıç tutmaktadır. Bu, ülkede disiplin ve şiddetin sembolü hükmündedir. Kitap bizlere kapitalizmin temellerinin nasıl atıldığını çok güzel anlatıyor. Karl ne yaparsa yapsın ne işe başlarsa başlasın hep sıfırdan başlamak zorundadır. Ne kadar çok çalışırsa o kadar yükseleceği telkin edilse de, yaptığı tek yanlışta yanında kimseyi bulamaması durumunu sıklıkla yaşıyor. Karl'ın yaşadıklarını için ona yardımcı olması için hep bir kurtarıcı bekliyoruz ancak o kurtarıcı asla gelmiyor. Karl ne kadar dürüst, çalışkan olsa da kitap sonunda istediğimiz gibi mutlu sona ulaşmaz. O yüzden kitap baştan sonra aşırı gerçekçi bir hikaye. Elbette bu son tam Kafka'dan beklenen son benim için, aksi olsa daha çok şaşırırdım. Bu kitap Kafka'nın "en ışıklı" kitabı olarak geçiyor ki bence de haklılar. Farklı bir Kafka okumak isteyenlere tavsiyemdir.
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2020 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 03:57
Kafka’nın ‘daha iyimser’ diye tanımladığı bu ilk eseri, söylediğinin aksine olaylar karşısında aklına ilk geleni özgür iradesiyle yapmaktansa ‘karşı koyamama’ duygusu yüzünden kahramanın işlerinin hayli karıştığından yer yer kasvetli bir romana dönüşüyor. Sakın onu yapma dediğim yerlerde tam anlamıyla onu yaparak kitabı ‘ne olacak şimdi?’ sorusuyla okudum. Kafka’ya düşkünlüğüm çok ayrıdır, olay örgüsündeki duyguyu hissettirme tarzı sayesinde her eserini yaşamış gibiyim..
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
8/10
·292 syf.··
2018 39. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2018 18:46
Uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü elime alamadığım bir kitaptı Amerika. Şans eseri gördüğüm etkinlikle beraber okuma fırsatı bulduğum için mutluyum. :) Öncelikle bu etkinliği düzenleyen ve Amerika'yı okumama vesile olan @okusalih e çok teşekkür ederim. Amerika, Franz Kafka'nın okuduğum diğer kitaplarından biraz daha farklıydı. Akıcı anlatımıyla muhteşem bir yapıt! Zaten Franz Kafka'nın anlatımı beni her zaman etkilemiştir. Her şey Karl'ın hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılması ve ailesi tarafından Amerika'ya gönderilmesi ile başlıyor ve biz Karl'ın maceralarını okuyoruz. Kitabı okurken baya gülümsedim ve bu beni şaşırttı. Çünkü genelde Kafka okurken ciddi bir yüz ifadesine sahip olduğuma eminim. :) Ana karakterimiz Karl'ı saf buldum çünkü kolayca kandırılabilen biri. O meşhur(!) arkadaşları beni sinir etti. Hele o Brunelda yok mu... Her ne kadar ona sinir olsam da kitaba renk kattığını söyleyebilirim. Franz Kafka'nın hiç Amerika'ya gitmemesi ve Amerika'yı ele alan bir kitap yazması benim dikkatimi çeken bir diğer nokta. Kafka'yı her zamanki gibi ayakta alkışlıyorum. :) Yine kitapta kapitalizmin temellerinin atılması da anlatılmaktadır. Aynı zamanda o dönemde Amerika'da yapılan seçimlere de atıfta bulunulmuş. Kitap bana göre her yönden incelenebilir. Kısacası kitabı çok beğendim. Mizah ve umut unsurlarını içermesi benim için çok iyi oldu, sıkıntılı bir dönemde okuduğum için. :) Benim için farklı bir Kafka deneyimi oldu ve kütüphaneme yeni bir Kafka kitabı eklendi.:)
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
5/10
·292 syf.·
2015 11. kitabı
Betimleme ve tahlilleriyle ön plan çıkan Kafka'nın bu eseri çok garibime gitti doğrusu gerek farklı olay ve karakterleriyle gerekse de hikayelerinin sonun olmamasıyla yani bitmemesi ile farklı, garip duygular uyandırdı bende iyi mi kötü mü desem bilemedim.
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma
7/10
·292 syf.··
2017 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2017 00:13
Kafka'dan çok farklı bir kitap. Amerika (Kayıp) romanı şu cümleyle başlıyor: "Hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılıp kendisinden bir çocuk peydahladığı için yoksul ailesi tarafından Amerika'ya gönderilen on altı yaşındaki Karl Rossmann, hızını kesmiş gemiyle New York limanına girdiği bir sırada, uzun süredir izlediği Özgürlük Anıtı'nı aniden güçlenen bir güneş ışığı altında gördü. Anıtın kılıcı tutan kolu daha bir yükselir gibi oldu şimdi; bedeninin çevresinde ise rüzgarlar özgürce esiyordu." Güzel ve ilgi çekici bir giriş dimi? Hem öncesini hem sonrasını merak ettiren bir cümle. Roman ABD’de tutunma çabaları sonuç vermeyen on altı yaşındaki Karl’ın başından geçenleri anlatıyor. Kafka hiçbir zaman gitmediği Amerika’yı hayal ederek yazmış. Karl naif, insanlar hakkında kötü düşüncelere sahip olmak istemeyen ve bu nedenle de her şeye ‘evet’ diyerek sonunda kazık yiyen bir çocuk. Amerika'da dayısı karşılıyor Karl'ı bir tesadüf sonucu, sonra baazı nedenlerden ötürü onun yanından ayrılmak zorunda kalıyor. İki tane odun herife rast geliyor, otel macerası vs. derken kitap Cengiz Aytmatov romanları gibi yarım kalıyor, Karl'a ne olduğunu bilemiyoruz. Akıbeti pek hayır değil gibi ama. Amerika çok hırpalıyor Karl'ı, özgürlükler ülkesi mahvediyor adamımızı. Köyden İstanbul'a gelip "Seni yenicem İstanbul!" deyip yenemeyen türk sineması başrolleri gibi bizim Karl. Ah Karl ahh.
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,490 okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.