Gönderi

Puan vermedi·292 syf.··
2025 60. kitabı
Macar edebiyatından devam ediyorum. 1878 yılında doğan birisinin anlattığı şeyleri her zaman merak etmişimdir. Hem farklı bir coğrafya hem de dönemin esintiler görmek hoşuma gidiyor. Kitabın ilk başlarında yazar ve kalemi hakkında fikir edinerek bir başlangıç yapıyorsunuz. Yaşamı ile ilgili oldukça detaylı bir ön giriş kitabını anlatmaya çalıştıkları hakkında da aslında ilham veriyor. Bunun yanında geçmiş zamanların Macaristan’ı hakkında da bilgiler var. Yirmili yaşlarındaki bayan Evelin’i anlatıyor yazar Günebakan’ın girişinde. Yazar dönemin tüm esintilerini öyle güzel yazmış ki okurken sanki o anlarda gibi hissediyorsunuz. Günümüzde insanların birbirine kızdığında telefondan engellemesi, yerini geçmişte eski kiremit sobaya atılacak çok şey olduğunu okurken ikili ilişkilerin evrildiği yeri de düşünmeden edemiyorsunuz. Düelloyu hiç demiyorum bile. İnsan tarihin her dönemindeki ikili ilişkilerinde hırslı, tutkulu, karmaşık yapısından hiç ödün vermiyor sanırım. Özellikle bazı yerlerine çok şaşırdım. Zihinlerin içindeki kadın ve erkek figürlerine karşı beklentiler kişiler arası farklılık gösterse de, yüzyıllardır çok değişikliğe uğramamış gibi görünüyor. Yeri geldiğinde oldukça tehlikeli… İnsan doğası pek değişmiyor. Çiçekleri güneşe doğru dönen günebakanlar gibiyiz bu hayatta. Büyüyoruz, büyüyoruz ve hep ışığı arıyoruz. Uzunca yol aldıktan sonra bizim de gitme zamanımız geliyor günün birinde. “Evelin, kadınların genellikle antika gümüş eşyalar gibi evi kapatıldığı bu ailedeki erkekleri şok etmişti.” “ Akos Almos, yasak bölgede avlanan avcılar tarafından kanadından vurulmuş bir çulluk gibi acılar içindeydi.” “ İnsan hayatı çöl üzerinde uçuşan bir çalı parçası gibi gelip geçer. Bütün gün esen rüzgârlarla tarlaların bir ucundan diğer ucuna, bilinmeyen yerlere ulaşmak ve geceyi geçirdikten sonra veda bile etmeden yollarına devam etmek üzere savrulur.”
Edebiyat
GünebakanGyula Krúdy · Telemak Kitap · 202549 okunma
·
210 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.