Paris’te zenginlerin oturduğu bir binada apartman görevlisi olan bayan Michel’i,aynı binada oturan 12 yaşındaki arkadaşı işte böyle tanımlıyor. Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu,felsefe meraklısı olan,son derece içedönük bir yaşam süren Michel ve küçük arkadaşının hayatı,binaya yeni taşınan Japon bir beyefendi ile kurdukları dostluk sayesinde çok farklı dünyalara evriliyor...
Çok merak ettiğim ve uzun zamandır okumak istediğim bu güzel eserle sonunda yollarım kesişti. O kadar keyif alarak okuduğum bir eserdi ki...Arkadaş,dost olabilmek için sınıf,yaş,ırk ve cinsiyet farkı olmadığını bu kadar naif ve hüzünlü anlatıldığı çok az eser okudum şimdiye dek.
Yazarın felsefe profesörü olmasıyla da,bu güzel kurgu eşsiz bir felsefe bilgisiyle harmanlanmış buarada...
Eseri 2009 yılında sinemaya da taşımış Fransızlar . En az kitabı kadar başarılı bir yapıma imza atmış,ödülleri de kucaklamışlar. Kitabın her cümlesine sadık kalınarak birebir beyaz perdeye aktardıkları için filmini de çok beğendim.Kitabı ve filmi bitirmemin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen sahneler,satırlar hala gözümün önünde
Farklı tatta birşeyler okumak isteyen varsa tavsiye ediyorum..