Ara sıra kalabalıklara karışsa da,insanların hep uzağında,her şeye karşı kayıtsız,artık hayatta ilerlemeyen,yeniden başlamayan,yalnızlığın büyülü çemberinde,kaldığı izbe odasında hayatı ve varoluşu sorgulayan isimsiz bir genç “Uyuyan Adam”
Henüz ölmemiş,delirmemiş,labirentteki fare misali sürprizsiz ve görece konforlu hayatında ‘kendini kendine’ anlatıyor bu genç adam.
Gestapo zulmünden kaçıp Paris’e yerleşen Polonya Yahudisi bir ailenin oğlu olan yazarın bazı kaynaklara göre kendi otobiyografisini kaleme aldığı bir roman “Uyuyan Adam”. Ailesinin çoğu ferdini toplama kamplarında kaybeden Perec’in acıyla geçen çocukluğunu “gören kör,bir uyurgezer”olarak tanımlaması da bu savı destekliyor bence.Varoluşsal sancılar çeken karakterleri seven herkesin okumasını tavsiye ederim.