Romanın anlatıcısı kaptan Marlow’un,fildişi ticareti yapan Belçikalı bir şirkete ait gemiyle İngiltere’den Kongo’ya yaptığı seyahatte gözlemlediği deneyimleri okuyacağınız uzun bir hikaye “ Karanlığın Yüreği”
Sömürgeci Batı devletlerinin, Afrika’ya, sözde medeniyeti götürmek adına yaptığı,aklınızın bile alamayacağı eziyetleri okurken keşke tüm bunlar kurgu olsaydı diyorsunuz ama maalesef ki değil. Kendini üstün görme hastalığına tutulmuş Avrupalıların yaptığı tüm alaylar zulümler aslında yazarın bizzat yaşayıp şahit oldukları. Avrupa’da yaşarken belirli saygı,görgü kuralları ve ahlak çerçevesinde yaşayan bu insanların yabani ve yabancı bir ortama girdiklerinde nasıl barbarlaştığını,masumlara yaşattıkları onca şeyi kanım donarak okudum…
Yazar Conrad,16 yıllık denizcilik kariyeri olan,Polonya asıllı bir İngiliz yazar. Daha çocukken haritada Kongo’yu görüp “Bir gün burada olacağım”diyerek 12 yaşında çoktan Kongo’ya doğru yola çıkmış bile. Şahit olduğu zalimliklere kendisi de bir Avrupalı olmasına rağmen duyarsız kalamayan Conrad,son derece sert, Batı emperyalizmin korkunç gerçeklerinin belgesi olan bu kısa romanı kaleme almış. Elbette ki döneminde bol bol eleştirilmiş. Herkes anlamak istediği gibi anlamış;ırkçılık karşıtı diyen de olmuş ırkçı da…
Benim için üzücü ve yorucu bir yolculuk oldu “Karanlığın Yüreği” Ölmeden önce okunması gereken 1001 eser arasında görüp okumaya karar verdiğim bir kitaptı. Bu arada denk geldiğim şaşırtıcı bir bilgi de eserin İngilizce yazılmış en iyi 5 kısa romandan biri kabul edilmesi. Malum,Avrupalılar toz kondurmazlar kendilerine. Kendilerinden biri kendilerini böylesine eleştirmişken kitabı ilk 5’e koymuşlar,enteresan:)
Son olarak konu ilginizi çektiyse ve bir de filmi olsaydı diyorsanız birebir aynısı olmasa da,romandan esinlenilerek beyaz perdeye uyarlanan “Apocalypse Now”filmini de öneriyorum.