Murakami’nin kalemine aşina olanlar bilirler ki onun eserlerinin pek çoğunda geçen belli bir düzen vardır. Paralel evrenler,dipsiz kuyular,asansörler,ortadan kaybolanlar,bilinçli- bilinçsiz rüyalar,kediler,cinsellik,bolca müzik ve olmazsa olmaz karmaşayı düzene sokma gayesi. İşte bu hikayede de hiçbirinden mahrum olmuyoruz. Romanımızın kahramanı 35 yaşında,gölgesini kaybetmiş,kafataslarından eski rüyaları okuyan,genç bir adam. Onu birkaç saat sonra dünyanın sonu bekliyor. Bir de hiç derdi yokmuş gibi onu darlayan karanlık karaları,hesapçılar ve şifreciler var.
Ayrıca bu romanda dahil olduğumuz evren,sabit bir dünyada değil,hareket halinde; bir olasılıklar dünyasında geçiyor. Burası öyle bir evren ki,her şey de olabiliyor,hiçbir şey de
Murakami evreninin fantastik dünyasında akıp giden enfes bir kurguyla kaybolmak veya siz de kendi yarattığınız bir evrende yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu tatmak isterseniz bu romanı okuyun derim.