20.yüzyıl Amerikan edebiyatının en iyi romanlarından biri olarak kabul edilen “Muhteşem Gatsby” yi büyük bir keyifle okuduğumu belirterek sözlerime başlamak istiyorum.Bunun içinse iki sebebim var;eserin dönem romanı olması ve sistem eleştirisi yapmasıdır.
Bugün tersten başlayarak anlatıyorum biraz ama yüzeysel olarak da olsa Amerika tarihine hakimseniz romandan daha çok keyif almanız olası.Bilmeyenler için kısa bir not bırakayım buraya. 1.Dünya Savaşından galibiyetle çıkan Amerika’nın,1929 yılında yaşanan büyük finansal çöküşe kadar sanki yarınlar yokmuşcasına,vur patlasın çal oynasın yaşadığı bir on yıllık süre var arkadaşlar. Bu zaman diliminde İngiltere ve Avrupa mali açıdan tükenmiş vaziyette. Amerika’nın ise rakipleri çaptan düştükçe güveni hızla yükselişe geçiyor. Aslında balondan ibaret bu sahteliğin içinde,insanlar sorumsuzca yaşamaya başlıyor. İşte romanımız tam da bu dönemde geçiyor ve aslında Amerikan rüyasına da, insanların yozlaşmış hayatlarına da sağlam eleştiriler yapıyor. Bu ayrıntıları bilerek romanı okursanız şayet, benim gibi çok beğenirsiniz. Yok sadece ele aldığı konuya odaklanırsanız, eski sevgilisine ulaşmak için sebepsizce zengin olan bir adamın hüzünlü hayat hikayesini okumuş olursunuz.
Kitabıdan sinemaya aynı isimle uyarlanan,DiCaprio’nun başrolde yer aldığı,sizi duygulardan duygulara sürükleyecek, 2013 yapımı filmini de mutlaka izlemenizi öneririm.