Ölüme kötü anlamlar yüklemişiz ama ya yaşamak ölümse, ölüm yaşamaksa?
Ballıyı kaybettim ya, o ana bakınca her şey bir anda oldu. Elimle kalbini kontrol ederken atmıyordu ama o kıpırdıyordu o yüzden anlamayıp tekrar elimi kalbine koyup gözlerine bakarken öldüğünü anlamıştım.
Kendim için ve acı çekerek öldüğü için çok üzüldüm ama o acıyı geride bıraktı. Burayı, yaşam alışkanlıklarını vs.
Bazen o yokmuş da ben hayal görmüşüm gibi hissediyorum sonra telefonumun kilit tuşuna basıp "Hayır, o vardı, işte kanıtı." diyorum. Özlüyorum.
Bugün hava öğleden sonra bozdu, hem dolu hem de yağmur yağdı. Dışarı çıkıp ona bakmadım ya da soğuk havaya dayanması için normalden fazla yemek ya da öğün koymadım, "Şu an ne durumda?" endişesine kapılmadım.
Ama içim varlığını arıyor. Ve bulamayınca burkuluyor.
Hayatımdaki neşe, huzur, tatlılık vs. o kadar eksildi ki tam gülemiyorum.
Normalde uyanınca sinirli ve somurtkan olan ben, lavabodan sonra balkona sevinçle gider onu görüp "Günaydınnn, nasılsınnn bugün?" ya da "Woo, Ballı Hanım yine ne işler peşindesiniz pek uslu duruyorsunuz?" vs. derdim. Onu dışarıda göremezsem yüzüm asık geçerdim. Ve bir ara annem "Bu kediyi bizden daha çok seviyorsunuz, bize sürekli asık yüzünü gösterip günaydınn bile demiyorsun. Sadece ona günaydın diyorsun." demişti ve farkında olmadığım için şaşırmıştım. "Bunu ben değil kendi başarmış bence gidip ona sor, ondan öğren." gibi bir şeyler demiştim.
Beni pek üzmemiş, kırmamış, yaralamamış, beni bırakmamış vs. niye görünce mutlu olmayayım ki?
O yeşil gözler ve masum yüz bana çok güzel bakıyor, çok sevilesi duruyorken ben niye durayım? Hayvanın fıtratı belli, onu olduğu gibi kabul etmişim ama insanlar öyle değil.
Neyse.
Benim için çok değerli ve bazı insanlardan çok sevdiğim doğrudur. Bunu kendim de söylüyorum: "İnsanları genel olarak sevmiyorum, istersem anlaşırım ama istemiyorum. Hayatıma kolayca dahil edebilirim ama tercih etmiyorum. Kendimi iyi hissettirmeyip bana olumlu anlamda bir şey katmayan insanları ne yapayım? Onlar biriyle arkadaş olmadan önce kendilerini arkadaş edinebilme seviyesine getirmeli. Bakıyorum bakıyorum göremiyorum o yüzden yerlerinde bırakıyorum. Ve ömrü benimle, birlikte geçti. İnsanların çoğunun evlilik ilişkisi bile bu kadar uzun ve bağlılıkla geçmiyor. Aynı Dünya'nın farklı insanlarıyız..."
Dayım ayakkabısını giyerken Sarı' nın sesini duydu. "Bu Ballı değil, Ballı rahmetli oldu değil mi?" gibisinden bir şeyler derken ben "rahmetli" kelimesine takıldım.
Ve ölümün bize rahmet olabileceğini düşündüm. Ölüme acılı, kötü anlamlar yüklenmiş ama ölüm bence bambaşka. Allahımın rahmetinin olduğu bir şey hiç kötü olur mu?
Ölüme başka bir gözden bakmamı sağladı. Benim Ballım, rahmete erken kavuşmuş o yüzden üzülmemeliyim aslında ama ona doyamadım. Annemler Ballı ve Tayfası için saçma sapan konuşurken "Evlendiğimde yanıma alacağım zaten. Onun yanı annesinin yanı." gibi bir şey demiştim. Kafamda kurmuştum. Ama ikisi de olmadı.
Ve kendisini daha hiç rüyamda görmedim. Buna da üzülüyorum. Merak ediyorum. Sarılma vedası gerekiyor. Bunu bekliyorum.
Sen benim dostumsun ve vedalı merhaba yapmalısın. (Bizde veda diye bir şey yok. Çünkü son yok.) Beni görmeye gelmelisin. Özledim.
Senden sonra başka kedi almamı diyenler oldu, çok saçmaydı ve de sinir bozucu. Seni ben almadım, sen beni bulup geldin. Ve sen Tektanemsin. Bağımız kopmadı.
Tüm kediler gelse yerini dolduramaz. Hepsi güzeldir ama sen benim için en güzeli ve en özelsin. Güzel sevgilerin yenisi olmaz, başkası da olmaz çünkü sevgi devam ediyor. Şu an üzüntü de olsa sevgi içindeki bir gözyaşı gibi. O da sevginin içinde yani. Sevginin farklı hali.
Bu insanlar çok aptal. Aptal olmasa bile teselli anlayışları öyle, kesinlikle. Buna katlanamıyorum, tahammül etmesi de zor. Çok müşkül bir durumdayım, senden öncesi böyleydi. Sonrasını sen düşün.
Seni seviyorum, iyi ki sen, iyi ki. Teşekkür ederim Bal Çiçeğim. Bana geldin. Bu çok değerli...