·247 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Nisan 2025 17:08 Neruda’ya göre dünyanın, Amerikalı insanın nereden kaynaklandığını nasıl yaratıldığını ele alan bir kuruluş destanı (kozmogoni) gibi okunmalıdır Büyük Şarkı. Yaradılışın, gerçeğin, sevilebilecek bir hayatın gelişimini izleyerek kendince zorunlu olduğu gibi yuğurmuştur görüşünü Neruda. Çocukluğundan günümüze kadar değişmemiş bir yönü varsa Neruda’nın o da benliğinin ülkesine, vatanına, içgüdüsel maddeciliğine tümüyle dalmış, batmış, bağlanmış olmasıdır. Her şeyin üstünde suyu, toprağı, havayı, kendi kendine tohumlanıp tüm hayvanları, bitkileri, Amerikalı insanları doğuran o ilkel çamuru kutlar Büyük Şarkı’da.
Hiçbir çıkar ummadan; kişisel ölüme karşı kazanılmış bir zafer; hayattır Neruda’nın türkülerinin içeriği. Kendi içinde yeniden doğar; doğuşuyla da anaerkil maddeyi yeni bir kavrayışla ele alır. O ananın oğludur; ve doğal olan her şey –toz, bitki, hayvan, insan– kardeşidir, kılavuzudur. Karamsar anlarında kendi kendine sormuştur Neruda: İnsan nedir? diye, sürüp gidebilen, yok edilemeyen hayat nerede? diye. Yalnız ölüler yanıtlamıştır bu sorusunu. Ama sonraları, “Macchu Picchu Doruklarında”, anaerkil Amerika’nın yüreğinde, beynindeyken görüşüyle karşılaşmıştır. Mısır koçanı yükselmiş sonra alçalmıştır yine; su uçmuş, ve sonra karla inmiştir; kil ile boyanmış eli kilden çıkmış ve kil ile bir olmuştur yine; insanın ve yıldırımın beşiği birdir. Sevgiyle, “yeryüzüyle kanatlanmış minicik hayat”la varolabilmiştir. Bir ölüm ve bir hayat vardır: Ne sizin hayatınız, ne benimki, ama her varlığın, her şeyin hayatı timsahın anasının, taç yapraklarının, su zambağının, bizim seslerimizle konuşan, damarlarımızda kanları akan geceyle ve yağmurla kararmış binlerce bedenin hayatı. Bu yüzden Neruda “Yo Soy” da (‘Benim’) “öleyim şimdi”, “ölümüme hazırlanıyorum” diye yazdıktan sonra aynı kendine güvenirlikle “Ölmeye hazır değilim. Ayrılıyorum şimdi / bu yanardağlar gününde / bir kalabalığa, bir hayata doğru” diyebilmiştir.