Bu kitaba ilk defa kitabı sevmem için ana karakteri de sevmem gereken zamanlarda başlayıp yarım bırakmıştım. Ama şimdi karakteri sevmek için değil insanı anlamak için okuyan biri olarak çok sevdiğimi söyleyebilirim. Mektup, okumak için çok enteresan bir tür. Karakterin anlatmaya değer buldukları dışında anlatmaya uğraşmadıklarından da çok şey çıkarabiliyorsunuz. Kitabın sonunda kadının annesiyle olan ilişkisini ve çocuğunun ölümünü merak eder durumdaydım en çok. Bunlar artık sadece tahmin üretebileceğim konular.
Her iki karakteri de bu kadar iyi anlatabilmek için 50 sayfa yetmezdi eminim çoğu yazara. Bu başlı başına bir yetenek olmalı. Ve kitap ilk satırdan itibaren öyle bir içine çekiyor ki sizi sonuna ne ara vardığınızı anlayamıyorsunuz.
Kitapta belki de anlayamadığım tek yer gayrimeşru çocuğu olan bir hayat kadınına nasıl bütün zengin sevgililerinin bu kadar saygılı davrandığıydı. Kültürel farklılıkla açıklanabilecek bir şey midir bilmiyorum ama yine de ilginç.
Yorumlardan anladığım kadarıyla bazı kişiler ne sevmiş ne anlayabilmiş erkek karakteri. Bence kendisi kesinlikle tutarlı ve anlaşılabilir birisiydi. Sanırım bu durum şu soruya verdiğiniz cevaba göre değişiyor: Birisi size sizin talep etmediğiniz hatta haberinizin bile olmadığı bir vefa gösterdiğinde bu karşı tarafı vefakar sizi de kıymetbilmez yapar mı?
Aşk bana henüz uğramış bir duygu değil. Olur da bir gün uğrarsa bu kitabı tekrar okuyup fikirlerimin ne denli değiştiğini görmeyi çok isterim.