Nasılsınız bakalım gençler, ablanız ortalığı kasıp kavurmaya geldiᕙ(@°▽°@)ᕗ
Neyse biliyorsunuz ki adetimdir kitapların kötü yanlarını eleştirip dalga geçmeyi çok severim( ꈍᴗꈍ)
Dedim niye gümüş yüreği eleştirmiyorum?
Öncelikle konusunu kısaca özetliyim.
Birinci kitapla bu kitap arasında 3 yıl geçmiş. Eiranın dünyasında savaş bitmiş, ailesi evlerine dönmüş amma ve lakin Eira Nos'u kurtarmak için gümüş tepede kendisine ait bir evde kalmış.
Sık sık fey dünyasına gidip Marlo ile alıştırma vs yapıyor falan fistan. Sonrasında birkaç gün sonra yola çıkıyorlar Nosu geri döndürmek için. Bataklık bölgesine gitmeleri lazımmış ve buraya gidebilmek için gemiye ihtiyaçları varmış. Bu yüzden veylintona gidiyorlar ardından Marlo eski arkadaşıyla karşılaşıyor, bir hırsız Eiranın kolyesini çalıyor, gemiye gizlice binip esir alınıyorlar, kaptanla anlaşma yapıp parasız çulsuz kalıyorlar, biri ihanet ediyor, Marlo beyefendisi aşık oluyor, benim gönlüm mor gözlüme kapılıyor falan filan derkeeeeeeeeeeen bizim Eira Nosu mosu kurtaramıyor.
Sonrasında da biz diyoruz ki;
Ne anladın yurdagül NE ANLADIIIIIIIIĞĞĞN?!!
Neyse önce beğendiğim ve iyi yanlarından bahsedeyim.
Yazım dili zaten iyidi bu kitapta biraz daha gelişmiş.
Karakterler arasındaki arkadaşlık bu kitapta daha iyi içime geçti(çünkü 3 yıl geçmiş)
Karakterlerin belli başlı kusurlarının olması ve kopyala yapıştır tarzı klasik özelliklerin olmaması bir diğer iyi şey. Bunun en böyük örneği Bast.
Bast görüp görebileceğiniz en kusurlu karakter. Ne renk uyumu var ne de doğru düzgün giyinmesini biliyor. Bir süre siyah giyinmişti fakat Eira sağolsun "Siyah sana yakışmıyor giyme." diyince onu da bıraktı çocuk.
ZATEN ELLERİNİN İÇİNDEKİ SİYAHLIK DÖVMEYMİŞ BIRAK DA SİYAH GİYİNSİN NİYE KISKANÇLIK YAPIYON EİRA?!!
Her neyse, en azından yazar sayesinde dünyada Bast gibi renk uyumu berbat olan insanların var olduğunu ve okuduğumuz diğer fantastiklerdeki gibi herkesin moda ikonu gibi göründüğü karakterlerin gerçek dışı olduğunu iyi anlıyorsunuz. Bu yüzden özellikle yazarı tebrik ediyorum ne kadar berbat giyinse de hâlâ seviyorum crush'ımı! (Bu arada Zaina ile olacaklarmış gibi bir Vibe aldım eğer olursa kıskançlıktan kudururum ama bir yandan da iyi olur Zaina giyinmeyi öğretir.)
Neyseciğime şimdi en sevdiğim kısma geliyoruz! Karakterlerden başlıyorum.
Eira;
Bu kitapta artık emin oldum ki Eira filozof olmaya karar vermiş. Hatta bu kitabı onun yazdığına dair yemin bile edebilirim ama kanıtlayamam(!)
Şaka yapmıyorum eğer ki Eira düşüncelerine ve yolculuklarına dair bir kitap yazmak istese o kitap kesin bu kitap olurdu. Beni düşünceleriyle boğdu bildiğiniz bir yerden sonra dedim ki YETER! DÜŞÜNME ARTIK!
Biz de insanız biz de düşünüyoruz ama gidip de ortaçağda esir alındığımız geminin kaptanı konuşma yapmak için tayfasını bir araya topladı diye uzun uzun tayfa ve kaptanlarının arasındaki ilişki üzerine çıkarım YAPIP DERİN DERİN DÜŞÜNMÜYORUZ! LANET OLASI KONUŞMAYI DİNLEYİP "Ha öyle miymiş?" DİYİP GİDİYORUZ! KORSAN GEMİSİNDE SÜREKLİ GERÇEKLEŞEN NORMAL BİR OLAYA BU KADAR DERİN YAKLAŞMAK NASIL DAHA BOŞ VAKİT GEÇİRİRİM ONU DENEYİMLEMEKTİR!
Bir diğer örneği de Razvan ve aralarında gerçekleşen savaş sahnesini vereyim. Konuşarak anlaşmak varken bir yanlış anlaşılmayla(herhalde öyleydi) birbirlerine giriyorlar. Biraz konuşunca da "ha öyle mi olmuş kusura bakma" diyip dağalıyorlar. Hani madem konuşarak halledebileceklerdi neden insanlar yaralandı?
Neyse Razvan tam gidiyor maçaya falan teşekkür edip arkasını dönünce mürettebatı falan ayaklanıyor. Ve Eira'mız başlıyor düşünmeye. Yaw- KARDEŞ SADECE GERİ DÖNÜYORLAR GERİ! NİYE OLAĞANÜSTÜ BİR DURUMMUŞ GİBİ HER ŞEYE BU KADAR KAFA YORUYORSUN ÇILIDRAZAAAAAAĞĞMMM!
İşin en ironik kısmı da sanki zihinlerini okuyormuşçasına ne hissettiklerini nokta atışı gibi bilebiliyor olması. Yaw sen medium musun kızım NASIL BİLİYORSUN HER ŞEYİ? KENDİNE GEEL!
Neyse geçek şimdi marlo'ya. Biraz daha ciddileştiğini görebiliyorsunuz. Bunun en büyük nedeni zaten eski hırsızlık anılarının olduğu şehre gelmesi, korsanların yanında esir alınması vs. Zamanla değiştiğini görmek yazarın burada iyi iş çıkardığını gösteriyor. Ve bunu (pek hatırlamıyorum) Eira anlatıp gözümüze sokmuyordu herhalde biz kendimiz farkediyorduk. Bu açıdan Marlonun kişisel gelişimini çek beğendim. AMMA VE LAKİN! Eira ve Marlo dostluğu çok ilginç yerlere gelmiş!
Tabii şimdi olay akışına göre gidecem az bekleyin.
Dedim ya bunlar veylintona geliyorlardı diye. Marlo eski dostuyla karşılaşıyor. Adı Aleph. Bir günlüğüne beraber takılıyorlar yemek falan yiyorlar falan filan. Gece ayrılmadan önce de Aleph Marloya bir tane gemi Eiraya da yüzük veriyor. Samimiyettenmiş :D
Diyorsunuz ki "neyse" ama sonra Marlo Zainanın kendisine vermiş olduğu ve sakın hiç çıkartma dediği büyülü kolyeyi Aleph'e verince diyorsunuz ki SALAK MISIN YURDAGÜL?!
Direkt bunu söyledim marlo'ya ama galiba tek salak Marlo değil ben de öyleyim demek isteyen Eira da çıkıp doğal taşlardan yapılma bileziğini verdi adama.
Yani demem o ki ikisi de sala- ÖHÖM!
Yani sonuçta bir gün geçirdiniz birbirinizle nasıl oluyor da sanki 10 yıllık dostmuşçasına samimiyet geliştirebiliyorsunuz? Hadi Marloyu anladım, o eskiden arkadaşmış Aleph le, sendeki ve Alephteki samimiyet nedir peki Eira? Biz de yeni tanıştık adamla ama senin kadar bağlanmadık.
Neyse gelek Marlo ve Maça'ya.
O gemiye adım attıktan sonra mı oldu bilmiyorum ama kişiliği değişti çocuğun. Maça'ya ilgi duymalar, sürekli gizemli olduğuna dair konuşmalar falan dedim bi de sen başlama Marlo! Kadın kaptanlığını yapıyor işte hiçbir ilginç yanı yok.
Hadi diyelim o zamanlar gemilerde kaptan olarak sadece erkekler vs vardı kadınlar kaptan falan hiç olmazdı gibi düşünceler olabilir fakat türk fantastik yazarlar sağolsun bu klişeyi gözümüze sokup güçlü kadın karakterler yazdıkları için o kadar ilginç gelmiyor artık gözüme.(Klişenin b*kunu çıkarma problems)
Şahsen Marlonun da Maçayı bu yüzden ilginç bulduğunu düşünmüyorum, bir sürü sır saklayan birine benzediğini söylemişti en son Eiraya. Dedim SEN DE Mİ EİRA GİBİ MEDİUM OLMAYA KARAR VERDİN MARLO?!
Hani bi de sürekli maçayla didişiyor sorsan yakın arkadaş bile değiller.
Maça diyo ki saçını kes. O da diyo ki sen kes. O da diyo ki çok beklersin. Marlo da diyor ki sen saçımı kesene kadar kesmeyecem. E KODUMUN MALI PLAN YAPIYORUZ ŞURDA ODADA EİRA VE BAST DA VAR. GELMİŞSİNİZ GEL SEN KES YOK O KESSİN- Zaten en son BAST'TIM kalkıp geldi de bir iki laf etti. Olayın ciddiyetini savuruyorlar aq zaten maçada da Marlo geldi geleli bir ağırbaşlılık yok. Sen kaptansın esir sldığın adam sana böyle yaklaşacaksa kellsini uçurursun! Ben olsam dimdik dururdum derdim ki sen kimsin de bana makas teklif ediyorsun?(TOKAT)
.__.
Galiba biraz fazla tepki verdim..
Neyse aşırı yöntemlerden memnun değilimdir zaten. Şimdi gelelim o meşhur Marlo ve Eria arkadaşlığına.
Bu söylediğim yüzünden belki linçlenirim ama Nos iyi ki de ölmüş ha. Ölmüş de bazı kişilerin asıl yüzleri ortaya çıkmış!
Çok affedersiniz ama bir insan yakın kız arkadaşının alnından HELALİMSİN diye öper mi kurban olduklarım! Sakın bana gelip Eira'nın Nos'a karşı hisleri var zaten Marlo da onu kardeşi gibi görüyor demesin çünkü bu artık arkadaş ilişkisi vs değil. İster kardeşi olarak görsün ister arkadaş, benim sevgilim başka kızı alnından öpse o kızın saçını başını yolardım! Hatta klasik senaryo tam olarak şöyle olurdu;
Şerefsiz: Tamam sakin ol. Sen çok güçlüsün(alnından öper) sen bir kahramansın ve-
Bir anda ortaya çıkarım.
Ben: HÖST LAN! NOLUYOR BURDA?!
Şerefsiz: AY! AŞKIM!
Ben: S*ÇARIM SENİN AĞZINA BU KİM?!
Şerefsiz: Aşkım dedim ya kardeşim gibi gördüğüm arkadaşım diye-
Ben:(tekme atar) GEL KARŞIMDA BİR DAHA ÖP ŞİMDİ KİMİ KANDIRIYORSUN LAN GÖ-!!!
Eğer ki anlayışla karşılayabilecekseniz sizi davet ediyorum. O değilde inşallah bu Nos da bunları öteki taraftan izleyip iç geçirmiyordur, düşünsenize arkadaşlarım bensiz çok üzülüyordur diye düşünüyorsunuz sonra bi bakıyorsunuzki en yakın dostunuzla sevgiliniz koyun koyuna birbirlerini alınlarından öpüyorlar. KAHROLURDUM YEMİNLE KAHROLURDUM! OLMADI GİDER MUSALLAT OLURDUM ALLAH'TAN GÖRMEDİ NOSUM! O EN SONDA DA MASUM MASUM DANS ETMEK İSTEDİ BİR DE HER ŞEYDEN HABERSİZ! HAK ETMİYORSUNUZ! HİÇBİRİNİZ NOS'U HAKETMİYORSUNUZ KODUMUN KE-
Bir de bu (affedersiniz) salak Marlo Eira'ya "Nos senin için öldü, senin için yaşamaz mıydı sanıyorsun?" Diyor. ULAN DALYARAK SEN ÖNCE GİT ÖLEN ARKADAŞININ ARKASINDAN SEVGİLİSİYLE MESAFENİ KORUMAYI ÖĞREN! Benim de erkek arkadaşım var ama gelip de birbirimizi teselli ederken alınlarımızdan öpmüyoruz! Az MESAFE(ʘ言ʘ╬)
Zaten bir de çok affedersiniz kitap gibi konuşuyorlar ayrı bir sinirlerim bozuldu orda.
Örnek sayfa 357;
"Göğsümdeki merhamet izin vermediğinden kendimi nasıl burada bırakmadıysam seni de burada bırakıp gitmeyeceğim!"
Bunu Eira Nos'a diyor onu kurtarmaya çalışırken. Lakin size de sorayım siz böyle bir anda bu şekilde mi konuşurdunuz yoksa "Saçmalamayı kes, seni burada burakmıyorum beraber gidiyoruz!" mu derdiniz? Şimdi kabul ediyorum biraz kendime göre yazmışım AMA eski insanların da kitap gibi konuştuklarını sanmıyorum. Ben o panik halinde böyle bir cümle bile kuramazdım halbuki. Hatta derdim ki "Ne alaka aq."
Neyse diyaloglar kendini okutan cinsteydi diyeyim ben size. Fena değillerdi ama karşınıza birden kitap okuduğunuzu hatırlatacak diyaloglar çıkıyor. Diyaloğun da doğaçlamaya dayalı yazıldığını hatırlatmak isterim, karakterlerin bazen planlıymış gibi konuşması beni pek memnun etmedi bu yüzden.
Sompreciğime birbirlerine takma adlarıyla falan seslendikleri/konuştukları yerlerde de gözlerim Allah katına çıktı maalesef. Şahsen saçma buldum çok alakasızdı bir anda birbirlerine bu şekilde hitap etmeleri.
Neyse şimdi bunların arkadaşlıklarına bir iki çift daha laf edecem izninizle :D
Şimdi hikâyenin geçtiği zaman çok eski siz de okudunuz. Krallık sistemiyle yönetiliyorlar herhalde. Ve hani ne kadar dost canlısı olursanız olun o zamanın insan ilişkilerine ait bir değer vardır hani. Misal şimdi ortaçağdaki iki insanın yakın arkadaşlık ilişkisiyle 21. Yüzyıldaki iki kişinin arkadaşlık ilişkisi aynı değil. O zamanın insanları belli açıdan daha ölçülülerdi bu yüzden o dönemde erkek ve kadının arkadaşlıkları da Marlo ve Eira'nınkisi gibi olacağını pek zannetmiyorum.
Demek istediğim bu kadar yakın olmaları o döneme göre biraz mantıksız durmuş(BİRBİRLERİNİ ALINLARINDAN ÖPECEK KADAR((Sen de ne taktın be bu kadar!))
Bir diğer konu da tüm fantastik yazarlara sesleniş olarak kitaplarında 3. Şahıs anlatım kullanmalarını tavsiye ediyorum(silah zoruyla:D). Çünkü diğer karakterlerin iç dünyalarını veya ne hissettiklerini anlatmaya çalışıyorlar ama beceremiyorlar. Çünkü seçtikleri bakış açısı yanlış. Kahraman bakış açısıyla yazmaya devam ederlerse yakında Eira gibi medium ana karakterler okuyacağız(zaten okuyoruzಥ‿ಥ).
Lütfen kendinizi başka bakış açılarında da geliştirin, sürekli görüyorum, yazarın kitapları çoğalmış ama bakış açısı değişmemiş. Bu çok önemli bir eksik kendinizi zorlayın ve ortaya harika eserler koyun. Potansiyelinizi tek bir bakış açısıyla harcamayın lütfen༎ຶ‿༎ຶ
Bu sayede bitmek tükenmeyen düşünceler vs okumak zorunlukta da kalmayız.
Yada bir diğer basit şeyse tek ana karakterin ağzından okumak yerine bir çok önemli karakterin ağzından da okuyabiliriz bir kaç bölüm. Bu onları anlamamız için daha eğlenceli ve basit bir yol olur.
Her neyse, gel gelelim eleştirinin sonuna(şükür)
Şuanki dönemin yazarlarına göre Damla ablanın kitaplarının harika bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi yukarıda saydığım eksiklikleri giderirse zamanla daha iyi yerlere geleceğinden eminim. Anlatımına biraz daha aksiyon eklese daha iyi olur akıcı olmasına karşın maalesef beni sürüklemedi zorlaya zorlaya okudum༎ຶ‿༎ຶ
Tavsiye eder miyim? Ederim. Lakin yukarıda saydıklarıma dikkat ederek alın kardeş(ノ◕ヮ◕)ノ
Diyeceğim o ki OKUT, OKUTTUR KARDEŞİM!