Uzun zaman sonra okuduğun en lezzetli siyer kitabı oldu. Kitap platformunda kitabı ön incelem yaparken bu muhteşem kitabın bu kadar az okunmasına ve tek bir inceleme dahi yazılmamasına hem şaşırdım hem de üzüldüm. Kolları sıvayıp ilk incelemeyi nacizane ben yapmış olacağım.
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲ
Asıl adı Gıfarlı Cündeb olan Ebu Zer Gifarî:
“Sen yalnız olarak yürürsün, yalnız olarak ölürsün ve yalnız olarak diriltilirsin!” hitabına mazhar olan bir Peygamber dostu.Cahiliye döneminde dahi tek ilaha iman eden bir şahsiyet. Kavmi putlara taparken o onların bu saçma tapınmalarını anlamsız buluyor. Hep arayış içinde.Hep tefekkür halinde.
Ebu Zer’e ilk sürgün Gıfardan, kendi halkından veriliyor.
Mekke’den gelen yolcuların söyledikleri ile heyecana kapılıyor. Onu böylesine heyecana gark eden bir adamın Peygamberlik iddiası.
O Müslümanlığın en zor günlerinde Hz.Muhammed’e (sav) iman ediyor ve İslama büyük bir bağlıkla dahil oluyor.
Hz.Ebu Zer, nasıl bir peygamber aşığı, nasıl bir kuran hizmetkarı.
“Göğün altında ve yerin üstünde Ebuzer’den daha doğru konuşan bir kimse yoktur!” diyor sevgili peygamberimiz onun için.
Ebu Zer, İslamın 3.Halifesi Hz.Osman tarafından iki kere süngün ediliyor. İlk sürgünü Hz.Muaviye’nin o dönem valiliğini yaptığı Şam beldesinedir. Şam’daki zengin-fakir dengesizliğini gören Ebu Zer, Hz.Muaviye ile bu konuda her geçen gün daha çok çatışır. Zengin daha zengin fakir daha fakirleşmiştir. Oysaki Hz.Peygamberiniz (sav) veda hutbesinde: “benden sonra sapıtmayın, ganimet mallarını adaletti pay edin, yoksulu gözetin” demişti. “Ey Muaviye görüyorum ki sen Resûlün bize bıraktığı nasihatlerden sapmışsın. Zengini daha zengin yapmış, fakiri ise açlığa terk etmişsin” diye onu her defasında uyarınca Hz.Muaviye bu durumdan rahatsız oluyor.
Hz.Muaviye, Hz.Osman’a bu sürgünün sonlandırılmasını talep ediyor.
Sürgün sonlandırılıyor.
Mekke’ye geri dönüyor. Fakat Mekke’ye döndüğünde orada da insanlar arasındaki zengin-fakir dengesinin hızla bozulduğunu görünce üzülüyor. Hz.Osman ona: “artık tebliğ yapma, halk arasında fitne çıkarma” diye ikaz ediyor.
Ama Ebu Zer’e, Hz.Peygamberimizden verilen bir görev var, “başıma her ne gelirse gelsin bana verilen Kur-an tebliğden son nefesime kadar asla vazgeçmeyeceğim” diyor.
Zamanla bu çatışma daha çok hiddetlenince ikinci sürgünü Rebeze Çölü’ne oluyor. Orada Peygamberimizin (sav) söylediği gibi, tek başına yaşayıp, tek başına vefat ediyor.
(Burada bir parantez açmak isterim. Peygamberimiz (sav) ümmetinin geleceği hakkında hep bilgiler vermiştir ashablarına. Hz.Muaviye içinde şunları söylemiştir: ümmetimin arasında benden sonra büyük bir fitne çıkacaktır. Her ikisinin de haklılık payı olduğunu bildirmiş ve Hz.Ali’ye de: “ey Ali, o gün gediğinde sessiz kal, senin haklılık payın Muaviye’den üstündür.” buyurmuş. Muaviye’nin de haklılık payı olduğunu söyleyip onu da övmüştür. Günümüzde Hz.Muaviye çoğu mümin tarafından sevilmez hatta hocalar arasında bile bu konuda büyük bir ayrışma var. Ben bu tutumu çok yanlış ve tehlikeli buluyorum, heleki asırlar sonrasının ahir zamanı için.
Hz. Muhammed (sav) kimi övdüyse o bizim için değerli olmalı. Bu kitaba da eleştirim bu konudan geldi.Yazarlarımızın bu ayrışmayı yapması hoşuma gitmiyor.
Aynı bu hisleri Mithat Bala ‘nın
Yiğitlerin Şahı Allah’ın Aslanı Hz. Ali kitabını okurken de hissetmiştim.
O kitapta da Hz.Ali’nin ilmi, bilgisi, dehalığı, imamlığı, Allah’a teslimiyeti, kulluğu öyle güzel anlatmış ki yazar ama gel gör ki Hz.Muaviye’yi yerden yere vurmuştu.
Aynı şeyi bu kitapta da gördüm. Burada da Hz.Osman ve Hz.Muaviye bozguncu olarak hissettirilmiş.
Doğrusu o zamanda Mithat Bala ‘yı şimdi de Hasan Basri Bilgin ‘i çok cesaretli buldum! Cennet ile müjdelenen Hz.Muaviye resmen bu kitaplarda fitne başı gibi lanse edilmiş.
Sıffın Savaşı hep siyasi bir olay olarak anlatılıyor günümüzde. Aslında her iki tarafında derdi islamı yaymaktı, hiç bir zaman kendi nefisleri için savaşmadı o kutlu insanlar. Bunu ilk önce anlamak ve anlatmak gerekiyor. Cennet ile müjdelenen, Peygamberimizin övdüğü Hz.Muaviye hakkında bu denli hırslı yazmalarını gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. İsminin başına ‘Hz.’ İfadesini bir kere dahi koymaktan bile geri duracak kadar hırsa kapılmak nedendir?
Kıbrıs Fatih’i, üç halife döneminde 20 yıl valilik yapmış Hz.Muaviye, Ashabın fıkıhçısı, ilim deryası Allah senden de ebeden razı olsun.
Bizler size din borçluyuz, iman borçluyuz ey ashabın yıldızları.
Yazarlarımızın okuyucusunu yanlışa sevk etmeleri, yanlış bilgi vermeleri büyük bir vebaldir bence.
Bu kitapta da tıpkı Yiğitlerin Şahı Allah’ın Aslanı Hz. Ali kitabında olduğu
gibi karşı taraf olan Hz. Osman ve Hz.Muaviye’ye biraz fazla yüklenilme hissi beni huzursuz etti açıkçası. (Bir yıldız sadece bu durumdan dolayı kırdım.)
Evet, Hz. Osman çok yumuşak başlı olduğu için yönetimde Hz. Ebu Bekir ve Hz.Ömer gibi olamadı. Fitnelerde zaten Hz.Osman döneminde başlayıp, Hz. Ali’nin halifelik dönemine kadar uzamış ve Sıffin Savaşı olmuştur. Bu gerçekleri göz adı edemeyiz. Ama eğer Peygamberimiz bize her iki tarafın haklılık payı olduğunu iletmişse bizlere kutuplaştırmak değil sükût etmek düşer.)
“İnsanlara görkemli görünen bu dünyanın dış yüzü geniş lâkin içyüzü dardır. Şu kuyuyu andıran çadırımda yoksul bir gariptim, şimdi şah oldum ırmağın öte kenarındaki köşküme gidiyorum.
Bu sözleri söylerken ölüm sarısına bürünmüş yüzü gülüyor; nergis, gül, lale açılımı sergiliyordu bir yandan:
Mahpusluktan özgürlüğe koşan adama acınmaz! Yaşamanın acılarından kurtulup da ötenin mutluluğuna erişene ancak “Rahmet” dilenir. Dünyasal hasreti son bulup da gönlünün sevdalısına kavuşana ne mutlu!”
Bir öfke anında Hz.Bilal’e ‘siyah kadının oğlu’ dediği için pişmanlığından kapısının önünde yatıp:
“Ey Bilal kardeşim, ey benim garip yoldaşım! Hemen gel ve ayaklarınla, utançtan kızaran yüzüme bas! İyice bas ki, âleme ibret olsun!” diyen Ebu Zer ‘i bizim kalplerimiz asla anlayamayacak.
Yol aydınlığı için en doğru yoldaş, sana binlerce selam.
Kitabı herkese tavsiye ediyorum. Ebu Zer’in anlatımı muhteşemdi. Okuyacak olanlara şimdiden istifadeli ve keyifli bir okuma diliyorum. Ama lütfen Hz.Muaviye hakkında Peygamberimizin bizlere ilettiklerini esas alalım.
Ebu ZerHasan Basri Bilgin
Ebu ZerHasan Basri Bilgin · Hayat Yayınları · 201749 okunma