Güneş giderkenki o anlar… Telaşların, mutsuzlukların, sevinç ve kederlerin birbirini kovalamasıyla nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir günün bitişini haber veren gün batımı…

Gün doğumunu izlemek mutluluk verir insana. Yeni bir günün başlangıcını müjdeler gün doğumu. Umut demektir yepyeni bir gün, başlangıç demektir. Gün batımı ise hüznü daha çok hatırlatır bize. Bitişi haber verir çünkü…

Necati Tosuner hayatın “Güneş Giderken”inde yaşayanları kaleme almış bu hikayelerinde… İkinci baharını yaşamak isteyen bir çifti okurken, başka bir öyküde bir gence sevdalanan yorgun bir kalbe yoldaşlık ediyoruz. Hayatın gün batımında kalan insanları ince mizahıyla süsleyerek, sade diliyle çok güzel anlatmayı başarmış Tosuner. “Sait Faik Hikaye Ödülü’nü nasıl almış bu kitap?”sorusunu sordurmadı bana, 1999’da bu ödülü alan eser. Bizden insanların başına gelen sıradan olayları, karamsar dünyalarını, okuru içine çekerek anlatmayı başarmış.

Kitabı okuduktan sonra kapak tasarımına takılmadım değil. Manzara resmi güzel; fakat bir yaşlı fotoğrafı ve arkada yine bir gün batımı olsaydı, kitaba daha yakışan bir kapak olurdu, diye düşünüyorum. "Eylül" eserinin kapak tasarımları da aynı şekilde. Kapak tasarımcıları ya mecazlı söyleyişleri anlamıyor, ya da kitabı okumuyorlar galiba...

Sözün özü İlk kitabını okuduğum Necati Tosuner, sıkılarak okuyabileceğimi düşündüğüm “Güneş Giderken”de, özellikle bir çocuğun anlatımıyla başlayan ilk hikayesi "Ayten’in Keremli Öyküsü"nde ne basit bir anlatım derken, ilerleyen sayfalarda beni olumlu anlamda şaşırtmayı başardı. Her hayatın bir bitişinin olduğunu hatırlatırken yüzümüzde de tebessüm bıraktırmayı ihmal etmeyen hikayeleriyle kesinlikle tavsiye edebileceğim, kendini bir çırpıda okutan, kafa dinlendiren bir eser…

Arkadaşlarla aramızda
Bir yarışma düzenliyoruz
Bakalım
Kim daha önce bunayacak?..
Beni kazandırıyorlar!
(Sayfa 85)