·312 syf.····Okunma: 16 Mart 2025 15:26 Tarık Tufan ile yeni tanıştım ben. Benim için ilk kitabı. Yazarımızın sade ve akıcı bir dili var evet ama oldukça da derin bir anlam yatıyor cümlelerinin altında. Altı çizilesi bir çok cümlesi vardı.
Kitabımızda konağı satmak zorunda olan kardeşlerin kapıyı açması ile başlıyor her şey. Konakta hapsolmuş Halide hem ana karakterimiz, hem de kitabımızın anlatıcısı. Kardeşler uzun zaman sonra konuşmaya başlıyor, onlar konuştukça geçmişe dair ne varsa dökülüyor ortalığa. Acıları, yaraları, içlerindeki çatışmalar, sorular bir bir çıkıyor gün yüzüne. Aydınlanıyor, cevaplanıyor ama çare olmuyor geçen zamana ve yaşananlara. Bu kısımları okurken okuyucu yani bizlerde yüzleşiyoruz geçmişimizle en çok da acılarımızla. Kitabı okurken benim en çok kendi kendime söylediğim şey "Bu Halide neden sesini çıkarmıyor, neden kardeşlerine bir şey demiyor da hep içinden konuşuyor?" ama ilerleyen satırları okuduğumda bu suskunluğun mecburi bir suskunluk olduğunu anladığımda çok üzüldüm ve çok şaşırdım. Kitabımızın bir kısmı bu 4 kardeş arasında geçerken, diğer kısmı ise Osmanlı döneminden yaşayan Derviş Ali karakterinin başına gelenlerle geçiyor. Derviş Ali ve bu kardeşlerin bi yerlerde hikayesi birleşecek biliyorsunuz ama işte ne şekilde olduğunu görünce insanın tüyleri ürperiyor. Ve bazen sevdiklerimiz açar bizlerde en büyük yarayı, kapanması zor bizi en derinden sarsan o yarayı... bu hissi yaşatıyor size kitabın sonu.Bir de şeyi düşündürdü kitap bana. Geçmişteki atalarımız ile bi yerde, bi şekilde kaderlerimiz birleşiyor. Aktarım oluyor aramızda. Halide ile Derviş Ali arasındaki çekim de bana bunu düşündürdü.
Okuması keyifli bir kitaptı arkadaşlar tavsiye ederim...