Gönderi

Kaderin yaratıcıları gücü elinde tutanlar oluyor.
— Çok incinmiş ama buna karşılık enteresan bir mücadele göstermişsiniz değil mi? — Evet, çok mücadele gösterdim. Kayınvalidemin evinde, aynı mahallede 20 yıl oturdum. Müstakildi o ev. 13-14 yıldır da apartmanda oturuyorum. Eski komşularım arkamdan, taş oldu, başyardı. Kimse çekmezdi o kadının çektiğini diyorlarmış. Eşim bir öfkelendiği zaman kovardı bizi. Öyle bir huyu vardı. Kovuyor ama ben yine dönüyordum evime. Çünkü alkol adımı bir başkası yapıyor. O beni söküp atmak istiyor yaşamından istediği gibi olmadığım için, ben de olduğum yerde kök salmak için çaba veriyorum. - Kök salmak istemenizin dışında, bütün yaşananlara rağmen bir sevgi, bağlılık duygusu mu oluştu? Ya da, ne yapayım, başka çarem yok. Türkiye'de kadının kaderi bu mu dediniz. Yani inatla, bu kadar direnmenizin nedenini merak ettim. — Evet, sanıyorum bağlılık duygusu fazla gelişti bende. Dış dünyayla bağlantım kesilmişti. Hiçbir sosyal yaşamım yoktu. Ahıra konmuş hayvan gibiydim. Bir sahibim var, zorba bir adam. Dostum da o, düşmanım da. Odak noktam o. Tek yaşama alanım evimiz. Böyle olunca farkında olmadan çok güçlü bir biçimde bağlandım eşime. İşkenceydi bana yaşattıkları. Ona rağmen bağlandım. Yasalar önünde eşitiz. Tüm insanlar eşit. Ama evlere girmiyor o yasalar. Evlerde geleneklere dayalı bir düzen var. O dört duvar arasında eşitlik yok. Aksine tam bir eşitsizlik var. Güçlü ve güçsüz var. Güçlünün koyduğu kurala göre yaşamak zorundasın. Kaderinin yaratıcıları da gücü elinde tutanlar oluyor. Güçlüler kendilerine güzel, güçsüzlere de kötü kaderler yazıyorlar. Yani sözü edilen kader bir yerde, güçsüzlere sunulan, uydurulmuş bir yalanmış gibi geliyor bana. Bir Kadın Bir SesBir Kadın Bir Ses Doğan CüceloğluDoğan Cüceloğlu
·
42 Gösterim
1 Yorum
Bağlılık değil bağımlılık aslında...
Çınar
Gönderi Sahibi
Kadın güçlü olmazsa kendi ayakları üzerinde duramazsa başkasına bağımlı yaşamak zorunda kalabilir.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.