Ve Dağlar Yankılandı
10/10
·410 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Eleştirisini o kitabın uzunluğu kadar yazabileceğim tek kitaptır sanırım. Zamanım olsa şu an buraya da çok yazardım çünkü hak ettiği övgüyü bol bol bahşetmek istiyorum. Khaled Hosseini en sevdiğim ikinci yazar. Dört kitabını da okudum, etkilerini yıllarca üstümden, hafızamdan atamadım ve atmak gibi de bir niyetim yok. İlk iki romanına göre çoğunun da dediği gibi revaçta olmadı. Ama benim enn sevdiğim 'şah'eseri bu oldu. Ve (eğer dualarım kabul olur da) bir iki eser daha yazana dek değişmeyecek. O kadar seviyorum ki kitabı başyapıt benim için. Yanına tek bir kitap al deseler bunu alır yudumlaya yudumlaya okurum. Bunlar öznel, eğer ki okuyup da etkilenmezseniz bilemem ama yazar en iyi kurgu örgüsünü burda yapmış. İlk okuduğumdan beri hayranım zekasına. Bu nasıl bir olay örgüsü, bu nasıl bir bağlama yeteneği. Ve ilk kez bir kitabın ilk bölümünde bir buçuk saatlik bir film izlemişim gibi ağlamıştım. O kadar tuhaf ki, arada ilk bölümünü okuyasım gelir okurum ve her seferinde gözyaşı. Ordaki masal benim için yüzlerce kitaba eşdeğer. İnsanlar kitabın kurgu düzenini karmaşık olarak görüyor. İlk kez Khaled Hosseini okuyorsanız normal ama onun zaman geçişleri kendine özgü (Christopher Nolan'ın Interstellar, Inception zaman geçişi gibi) Ve ben çok alıştım o yüzden de su gibi aktı sanırım. Tıpkı "The Prestige" filmindeki gibi dikkatli bakmanız gerekiyor zaten olaylar samimiyetle sizi içeri alıyor. Beni en çok bağlayan kitabı başlatan ve bitiren karakterler. "Peri ve Abdullah" kurgudan öte. Onları çok fazla hissettim. Zaten yazar her kitabında birileriyle bağdaşmanızı öyle güzel sağlıyor ki. İlerde olur da kızım olsa Peri koyar mıydım diye düşündürdü beni :D Kitabın burdaki kapak versiyonunda iki çocuk resmi koymuşlar ilk okuduğumda çok büyük değildim ve kafamda ikisini onlar olarak hayal etmiştim. Hâlâ içimde kalmış bu his, o kırçıl saçlı masum yüzlü kız benim için Peri. Diğeriyse üstün zekalı, olgunluğun kitabını yazmış Abdullah ⁠♡ (BUNDAN SONRASI SPOILER İÇERİR) Bir sürü ülke, bir sürü yaşam barındıran bir galaksi bu kitap. Her insan bir gezegen ve astronot olmaktan çok keyif aldım. Hepsi etkiledi şakasız. 2. okuyuşumda eskiden kaçırdığım bazı detayları yakaladım her şeyi daha da sindirdim. Ve karakterleri olgun bir yaşta tekrar değerlendirmemi sağladı. Ve evet gerçekten de Peri ve Abdullah biraz daha uzun yazılabilirdi çünkü yetmedi o kadar iyi hikaye ki sonda bir dumura uğruyor insan. Abdullah unutana dek hatırladı, Peri hatırlayana dek unuttu. Gholam ve Adel farklı vurdu. Şu anki diktatörlük ceketine bürünmüş rejimleri hatırlattı bazı şeyler... Ve Afganistan'ın gerçekliğini her kitapta nasıl yüzümüze vuruyorsa yazar, insanların çıkarcılığını da yer yer vuruyor. Olgun bir zamanda okuyunca Nebi'ye o kadar kızdım ki. İsminden hiç feyz alamamış. Ve Nila da... Bu kadar bencillik ve mahvolan hayatlar. İki okuyuşumda da Adel'in, babasını hâlâ sevmeye çalışacağına anlam veremiyorum. Evet duyarlı bir çocuk ve gerçeği gördü babasını tanıdı ama ben ileride orayı terk etmek için gün saymasını ve babasını Allah'a havale edip ona karşı içinin soğumamasıni bekliyordum. Pervane, Masume hikayesi tam bir "Bin Muhteşem Güneş" hikayesi. İki kardeş ve ikisinin de suçları ama bir o kadar da büyük iyilikleri var. Bir daha okuyuşumda bayıldığım karakter Abdullah'ın neden Alzheimer olarak yazıldığını düşündüm ve şok oldum. O kadar kahredici ve güzel yazılmış ki. Abdullah hep bu acıyı unutmak istiyordu. Hayatı boyunca ruh eşi, ilham Perisi olmadan yaşamak, Peri'nin sadık köpeği Shuja'yı gördükçe kardeşini hatırlamak istemiyordu. Hatta sanırım dua etmişti Allah'a. Ve Allah duasını kabul etti istemeden de olsa unutmak zorunda kaldı. Hani denilir ya "gidene mi zor kalana mı" Eh burda kalana diyebiliriz, giden zaten habersiz götürüldü. Ama tam da kardeşi döndüğü zaman onun hafızasının iyice gitmesi kahredici yer. Uğruna ayakkabı bile satılan nadir kuş tüylerini sakladığı çay tenekesi ve iki kardeş beraber Peri'nin ninnisini söyledikleri sahneler zaten filmlerdeki hüzünlü müziğin içe işlediği sahne. Abdullah kitaplarda gördüğüm en iyi abi figürü. Küçücük yaşta bu kadar olgun olunmaz. Sürekli ağır işte çalışan bir baba, kendi yüzünden felçli kardeşine yine kendisi yıllarca bakmak zorunda kalan kayıtsız bir üvey anne olunca bebek Peri'ye bir anne gibi bakması, her fedakarlığı yapması. Ve Nebi'nin onu övdüğü halde gelip de evli bir kadına aşkı yüzünden 'evlatlık seçeceği son bebeği' Abdullah'tan koparması mahvetti beni. Fakirliğin canı cehenneme, Peri gidince rahatladiklarini sandılar pek de bir şey değişmedi. Zaten tek ilgilenen Abdullah'ti. Geçim sıkıntısının insanı ne kadar değiştirdiğini görmek de üzücüydü. Sabır eskiden hayat dolu, masal anlatıp duran birisi iken konuşmaktan nefret eden, her gün yorgun, pek getirisi olmayan işlerde çalışan biri oldu. Pervane'nin hep sevdiği Sabır'a kavuşması ama kötü bir şekilde olması iyi yazılmıştı. Peri'yi de farklı değerlendirdim ve üvey annesi her ne kadar bencil olsa da ona çok ayıp etti. Şadbağ'da kalsaydı yaşayacağı hayatın tam zıttı kararlar alması ironik. Annesinin sevgilisi ile sevgili olması hiç Peri'lik değildi. Peri doğduğunda Afgan Peri'ydi evlatlık alınınca Paris'in telaffuzu Peri oldu diyebiliriz. Ama sadık eşi ile durumları çok iyi olmamasına rağmen bir sürü çocuk sahibi olmaları bence kanından gelen bir özellikti. Ama tüm yaşadığı yorucu hayatın üstesinden gelmesine, evlatlık alındığı aile bir aile olmamasına rağmen kendini geliştirmesine bayılıyorum. Julien konusunda da vicdan azabı çekti neyseki. Hosseini'nin bu kitabına eşcinsel karakterler eklemesi ilginçti. Beklemiyordum gerçekler ortaya çıkana dek. Birisi ekşide o zamanın Afganistan'ı için fazla hayalperest ve zorlama olmuş yazmıştı. Yazarı savunmak istesem de evet bunu koymayabilirdi, gerekli değildi olay örgüsüne. Biliyorum bir çocuğu trans. Ve babası olarak hoşgörülü. Romanda bunu desteklediği tarafı göstermek için yazdıysa daha kötü, bu tür şeylerde bakın bunun için yazıyorum diye değil içinden geldiği ve başından beri aklında olduğu için yazılmalı. Her ne kadar diğer harika karakterlere şu an paragraf ayıramasam da Thalia, Markos, Roşi, Amra, ikinci Peri (Abdullah'ı huzurevine verdiğinde içim gitti, evet ona bakıcılık yapmak hayatını ve ilişkisini, hedeflerini etkiledi ama Abdullah yolculuk yapıp Peri ile kalabilirdi, hepsi birlikte Paris'te vakit geçirirken onun unutkan ama ayrılığı hisseden varlığının huzurevinde kalmasında empati kurdum), Timur, Isabel, Colette, Shuja ve İkbal'e sevgilerle. En güzel yanı da herkesin gerçek hayattaki gibi tüm artısı eksisiyle ele alınması. En günahkar karaktere bile sempati duyduran anları yazması. Çok büyüksün Khaled Hosseini. Teşbih sanatında benim için birincisin. Khaled Hosseini Ve Dağlar Yankılandı
1000Kitap
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
·
311 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Diana Murphy
Gönderi Sahibi
Zamanım yoktu, feda ettim. Olsun hak ediyor az bile