·464 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Nisan 2025 00:00 Ellen Marie Wiseman/ Beyaz Filin Gözyaşları
"Aslında canını daha çok yakan başka bir şey vardı. Sevgi dolu bir ailenin eksikliği... Ama hiç sahip olmadığı bir şeye nasıl hasret olabilirdi ki?"
"Af, elini uzatsa erişeceği, ışıl ışıl parlayan bir mücevher gibiydi. Fakat yaşadığı ve katlanmak zorunda kaldığı onca acıyı hatırladığında merhamet avuçlarının arasından kayıp gitti. Yüreğine açılan yaralar çok derindi."
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve muhtemelen son olmayacak. Kalemi çok güzel ve akıcı. Başlayınca akıp gidiyor kitap.
Kitaba gelirsek; okurken çok üzüldüm. Özellikle de gerçeklerden esinlenilmiş bir kitap olduğunu bilerek okumak daha da üzdü.
Albino olarak dünyaya gelen Lilly ve onun kendilerine verilmiş bir lanet olduğunu düşünen anne-babası tarafından 8 yıl boyunca tavan arasında yaşamaya mecbur bırakılır. Kendisinin hep bir canavar olduğunu düşünür.Bir gün annesi ondan kurtulmak için sirke satar ve asıl hayatta kalma mücadelesi başlar.
Anne-babası tarafından hiç sevilmemiş olan Julia. Babası bir kaza sonucu ölür. Annesi bunun suçlusu olarak Julia'yı görür. Buna dayanamayıp evden kaçan kız. Hayatını 3 yıl boyunca evinden uzakta geçirir. Ta ki avukatından gelen bir mektup ile annesinin de öldüğünü öğrenir ve eve geri döner. Artık gerçeklerle yüzleşme vakti gelmiştir.
Lilly'nin en yakın dostu olan Fil Pepper. Yavrusunun elinden alınacağını öğrendiği an nasılda mücadele ediyor. Ölümü bile göze alıyor. Ama mücadelesinden vazgeçmiyor.
Bir yanda anne-babaları tarafından sevgisiz büyütülen, hatta terk edilen Lilly ve Julia öte tarafta yavrusundan vazgeçmemek, ondan ayrılmamak için ölmeyi göze alan Fil Pepper. Hayat çok garip değil mi hayvanlar hissiz derler ama asıl hissiz olan biziz ve insanız diye ortalıkta geziyoruz.
Peki Lilly ve Julia'nın hikayesi nasıl sonuçlanıyor? Geçmiş irdelendikçe bambaşka sırlar ortaya çıkıyor. Bu beni mutlu mı etti yoksa etmedi mi bilmiyorum.
Kitap başta çocuk istismarı olarak başlıyor ve ilerledikçe hayvanlara yapılan zulümleri de gözler önüne seriyor. Sırf sirkte insanları eğlendirsin, güldürsün diye onları eğitmek adına yapılan eziyetleri, hayvanlara reva görülen işkenceleri de gözler önüne seriyor.
Lütfen sirke giderken bir kez daha düşünün. Onlar o duruma gelene kadar ne kadar dayak yiyorlar, acı çekiyorlar. Bizler eğleneceğiz diye neler yaşıyorlar aklınızdan çıkarmayın.
Vicdanımızı bir bavul gibi her zaman yanımızda taşımamız dileğiyle. Kitapla ve sevgiyle kalın...