9/10
·169 syf.··
Beğendi
·
2018 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2018 20:34
İlhami Algör'ün kitapları tatlı ekşi mayhoş bir tat bırakıyor üzerimde. Elinde tuttuğu zıt kavramları bir arada başarıyla kullanıyor oluşundan olsa gerek, ilk sayfalarından itibaren kurduğu cümlelerle insanı yakasından tutup kitabın içine atmayı başarıyor. Onun kitabının içinde olduğunu anlamak hiçte zor değil. Kendini bariz bir şekilde belli eden anahtar sayılabilecek ipuçları mevcut mesela. Sayfaların içi dalgalarla ıslanmışsa, kulağınızda vapurun tok kalkış sesine karışmış martı sesleri yankılanıyorsa, rıhtıma bakarken hayali karakterlerle birlikte bir yolculuğa çıkartıyorsa sizi veya İstanbul'u dolaşıyorsanız karış karış hem amaçsızca hem de kafasının üzerinde binlerce soru işareti bulunan kimliksiz bir karakterle beraber; akşam vakti gelip çattığında iyot kokan sayfalara balık ve anason kokusu ekleniyorsa, iç sesiyle girdiği keyifli diyaloglarla cümlelerin başını unutturuyorsa ve bir “neyse” çekiyorsa tüm söylediklerine, bilin ki İlhami Algör'le birliktesiniz. Çoğunluğun aksine ben, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'dan daha çok sevdim bu kitabını. Belki ikinci kitabında diline alıştığım, belki de hayatımda kısa süre içinde yer bulmuş devamını bilmediğim bir hikayenin, bağımlılık yaratabilecek etkide bir muhabbetin devamı niteliğinde olduğunu hissettiğim içindir. Bu kısım tamamen kişisel. Aynı zamanda mizahında kullandığı argodan rahatsız olmadığım nadir insanlardan biri olduğunu fark ettim İlhami Algör'ün. Tabi bu açıdan da kişisel. Peki kitap bitince ne mi kalıyor elde? Cevaplanamayan soruları içinde barındıran bir soru çanağı ve onlara verdiği gülümseten cevapları. Ardında bıraktığı dalga izlerini seyre dalan cızırtılı nostaljik bir pikap eşliğinde...* *youtu.be/Q6WlhJtiz78
Edebiyat
İkircikli Biricikİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 20151,084 okunma
·
353 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.