Benim için bu tahlilleri yapabilecek yakınlarım olsa bile içinde bulunduğum haleti ruhiyeden zarardan başka bir şey çıkmadığını abartılı bir şekilde düşündüğüm için uzak durmaya çalışıp bir de duramayıp şimdi de duramamanın başarısızlığına sanki gereği varmış gibi üzülüyorum, bu kadar derine inmek yerine, boşluğa inmeyi tercih ederdim. Hafif, tedirginlikten uzak, ihtimali seyrek , ferah boşluğa. Yine de tümüyle uzak ya da yakın durulamayacağından bundan da olabildiğince normal çıkabilmeyi planlanladım çünkü en ufak bir hareketim olduğundan çok daha yoğun anlamlar barındırır oldu.
İşte bana bunları yazdıran kitaptır.
Kitabımızın kullanım kılavuzu için yine ilgimi çeken notlar da şu şekildedir:
Katalepsi; uzuvların tutulması, vücudun kontrolünün kaybı, bedensel işlevlerin yavaşlaması, acıya duyarsızlık, bedenin dış etkenlere yanıt vermemesi şeklinde kendini gösteren, sınır sistemini ilgilendiren semptom grubu,katalepsi.
Fantazmagorik; büyülü fenerler yardımıyla iskelet, duman, hayalet gibi çeşitli imgelerin duvara yansıtıldığı bir çeşit korku gösterisine verilen fantazmagori aynı zamanda "iç içe geçen fantastik, tuhaf veya hayali görüntüler" anlamına da gelir.
Bürümcük; bükülmüş ham ipekten dokunmuş bir tür ince bez. Babannem yazma gibi başına aldığı ipekten beze derdi bürük diye, sanırım aynı şey.
Müphem; açık seçik olmayan, belirsiz. Bu kelimeyi muğlak olduğu için seviyorum. Estetik olarak da bana poison gibi gelen kusursuz bir harfler cümbüşü.
Füssli; İsviçre doğumlu ressam Johan Heinrich Füssli ürkütücü temaları işlediği Gotik tarzdaki tablolarıyla bilinir, en ünlü eseri, uyur gibi görünen beyazlar içindeki kadın ve göğsüne tünemiş şeytanı andıran yaratık ile "Kâbus" adlı çalışmasıdır. [Ç.N.]
Aegipanlar; Yunan mitolojisinde hem Satirler hem de bir türevi gibi anılan Aegipanlar, yarı insan yarı keçi veya yarı balık yarı keçi formunda tasvir edilen ve çoğunlukla Tanrı Pan'la ilişkili bir şekilde, doğanın vahşi ve evcilleşmemiş yönlerini temsil ettiği söylenen, efsanevi yaratıklardır.
Müteveffa; kelime anlamı olarak vefat eden kişiden bahsedildiği zaman kullanılır. Ölmüş ya da ölen kişi için müteveffa kelimesinden yararlanılır.
Histeri; histeri veya isteri, psişik ve motor bozukluklar, özellikle duygusal reaksiyonlarda taşkınlık, ani sinirlenme, hareket bozuklukları, geçici kişilik değişimi ve günlük hafıza kaybı gibi çeşitli sistemlere ait psikosomatik şikayetlerle belirgin psikonevrotik bozukluk.
Münzevi; insanlardan kaçan, tek başına yaşamayı seven. İnziva kelimesi de benzer kökenden yürüyüp yine aynı uzaklık anlamına gelen çok ehil bir kelimedir. Öpücükler kendisine...
Gürz; ateşli silahların bulunuşundan önce, savaşlarda silah olarak kullanılan, sapı ağaç ya da demir, kendisi bakır ya da tunçtan yapılan ağır topuz. Bu araç oyunlarda çok sık karşıma çıktığından aklımda şekli de hemen görselleniyor, seviyorum bu şiddet vasıtasını.
"Il y a à parièr que toute idée publique, toute convention reçue est une sottise, car elle a convenue au plus grand nombre." Fr. Kamuya mal olmuş her fikrin, benimsenmiş her geleneğin aptlca olduğuna bahse girerim çünkü bunlar çoğunluğun düşüncesini temsil eder. (Ç.N.)
Retorik; söz söyleme sanatı ya da söz sanatlarını konu alan bilgi dalı.
vis inertiae; lat. eylemsizlik, eylemsizliğin gücü.
Enfiye; burundan çekilen bir tütün türü ve genelde Rus romanlarında karşıma çıkar, Kafkaslar boyunca uzanan bir bitkinin tozları olmalı.
Asfiksi; oksijen yetmezliği kaynaklı boğulma.
Galvanik hücreler, kimyasal enerjiden elektrik enerjisi üretebilen piller kapsamındadırlar.
Disseksiyon; Biyolojide, ölü organizmaların incelenmesi amacıyla kesilmesi ve parçalanması; genellikle anatomi derslerinde öğrencilere uygulatılan, otopside ve nekropside ölüm nedenin bulunmasında kullanılan işlem.
Letarji; yaşama işlevlerinin ve bilincin çok zayıfladığı, çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu.
Şalopa; eskiden kullanılmış, iki direkli küçük tekne
Feraset; anlayış, seziş, sezgi. Vocab'ımdan olan kelimelerin sadece cepte kalmasını sevmiyorum. Bundan sonra feraset sahibi biri olduğum için kullanacağım.