Dünyada yalnız sorumluluktur ki, hiçbir şart altında insan onu kavrayamadığını ileri süremez. Çünkü namuslu insanda bunun şuuru olmasa bile sezgisi mutlaka vardır.
Bütün toplumsal ve kişisel alçaklıklar insanları sorumsuzluğa alıştırmakla başlar, sorumsuzlukta tutmakla sürdürülür.
Mesela Fransa'yı kurtaranın bir kadın olmasını, o kadının bakire olduğunun altını ısrarla çizerek dengelemek lazım. El değmemiş, kirlenmemiş, hemcinslerinin aksine cinsiyetinin zayıflıklarını reddetmiş bir Jeanne d'Arc daha az rahatsız edici. Gene İslam dininin şu hep pesimist Hıristiyanlığının aksine, cinselliği özünde kötü bir şey olarak görmemesi ve bunun sonucunda bakireliği bir ibadet olarak değerlendirmemesi de belki neden neredeyse hiç kadın evliyamızın olmadığını açıklayabilir. Dinen rahibelere gerek olmayabilir ancak toplumların kadınları baş tacı etmek için bakirelere ihtiyacı var gibi görünmüyor.
Paranın yaygınlaşmasının dikte ettiği bu onur kumarında başarılı olan zenginler hemen çizgiyi çekmeliydi. Kendi kızları ve kadınları bir meta olarak alınıp satılamazdı. Peki ama bunu tüm dünyaya nasıl ilan edeceklerdi? Onları eve kapatarak, dışarı çıktıklarında da örtünmelerini sağlayarak. Belki bugün bize saçma gelecek ama ilk kez Bronz Çağı'nın sonlarına doğru (MÖ 1200) karşımıza çıkan kadınların bu izolasyonunu, o günün mantığı içinde onları korumak için yapılmış bir şey olarak görmek gerek. Zaten bunun ilk gerçekleştiği Asur'daki yasalara göre, cezalandırılması gereken kafasını açan "iffetli" kadınlar değil, örtünün "namuslu" gözükme derdine düşen "iffetsiz"ler ve kölelerdi. İlki zaten pek olası bir durum da değildi; öyle ya, hangi aklı başında kadın örtüsüz dışarı çıkıp fahişe gibi dolaşmayı göze alırdı ki?
Sadece kullanılacak kelimelerin değiştirilmesi, problemin çözüldüğü yanılsamasını da yaratabilir. Bilim adamı yerine bilim insanı demenin kimseye bir zararı yok ancak bu, kadınların akademide eşit şartlarda mücadele ettiği anlamına gelmiyor. Amerika'daki son ırkçılık karşıtı gösteriler de ortada pejoratif kelimelerin dilden çıkarılmasıyla çözülemeyecek daha derin sorunlar olduğunu gösteriyor. Politik doğruculuğun sorunları gidermekte ilk adım olmaktan çok son kerte olabileceği ihtimalini gözden kaçırmamak lazım. Unutmayalım, sevimli olan etkili olmak zorunda değil.