Kurt Kanunu

Kemal Tahir
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·304 syf.··
2023 5. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 19:17
“Okuduğum en iğrenç kitaplardan biriydi, bu yazarın yazımı her kitabında aynıysa lütfen okuyan biri beni ikaz etsin ömrüm boyunca bir kez daha herhangi bir kitabını gerçi kitap demek bile bana batıyor şu an ama neyse okumak istemiyorum. Şimdiye kadar hiç kadının bu kadar aşağılanmış, bu kadar “sadece tek bir işlevi” varmışçasına lanse edildiği bir kitap okumamıştım. Kitabın hemen her yerinde aşağıya bıraktığım küçümseyici ifadeler kullanılmıştı. Ya anlam veremiyorum gerçekten o dönem öyleyse bile keşke ama keşke Mrs. Helena Normanton’unun bakışını (“Bir ülkedeki kadınların savaşı önlemek için yapabilecekleri tek şey, 'ölme olasılığıyla savaşa giden askerler' sağlamayı durdurmaktır,”) benimseyip şöyle deseydik. Senin büyüyüp gelişmen için onca sıkıntıya katlanıyorum ama yine de sen bana ve tüm diğer kadınlara bunca kaba hadsiz ve iğrenç olabiliyorsan keşke olmasan!!! Kusura bakmayın bu kitap denilen şeyde başka bir fikir çıkaracak kadar midemin bulantısına hakim olamadığım için doğru düzgün kendimi veremedim. Okuyacaklara sabır diliyorum öncelikle kadınlara. Bulantımın sebepleri adlı çalışmam burada: • Geçti karıların arsızlık çağı... • Erkek işine karışmayacak akıllı karı... • Yiğit karı herifinin yatağını boş komaz, • Kahpelik, kancık ittir. Hiçbir zaman erkek itlere boğulmaz. • Vah vah... Neden kapatır senin gibi karıyı böyle sümsük, haddini bilmez de? • Evet, önce oturduğu yeri bilirdim. Senden saklım yoktur, birkaç kez karı marı istedi, götürdük. • "Gülcemal karı adı... Kim takmış acaba bunu buna? Kodamanlardan biri elbet! Kızının adıysa, eh olağan! Ama kapatmasının adıysa, kıyak! Aşk olsun!" • "Hovardalık mı etmekteyiz yahu? Karıyı vapurda gördük, işimizin ardını kovalıyoruz!" • "Vay başıma! Ne zamandır günah oldu cennet yemişleri? Allah'ımızın
İnceleme
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
Kanunsuz !!!
Puan vermedi·304 syf.··
2025 32. kitabı
Kurt Kanunu’nu okurken kendimi, karakterlerden çok fikirlerin konuştuğu bir romanın içinde buldum. Kemal Tahir, özellikle Kara Kemal üzerinden dönemin siyasal hesaplaşmalarını ve iktidar korkusunu anlatmayı seçiyor. Kara Kemal’in saklanan, kaçan, sürekli tetikte olan hâli, bana bireysel bir dramdan çok bir dönemin ruh hâlinin temsili gibi geldi. Onun iç dünyasına yaklaşmak istedim ama çoğu zaman bir insan değil, bir düşüncenin taşıyıcısını okuduğumu hissettim. Abdülkerim’in kadınları anlatım biçimi ve kadınlarla yaşadıkları ise bir kadın olarak beni rahatsız etti. Abdülkerim, Laz İsmail ve çevresindeki diğer İttihatçı figürler korku, pişmanlık ve hayatta kalma içgüdüsüyle hareket ediyor; ancak Abdülkerim söz konusu olduğunda kadınlar, anlatının içinde birer özne olmaktan çok erkeğin ruh hâlini tamamlayan, geçici ve sessiz figürler olarak yer alıyor. Kadınların ne hissettiğini, ne yaşadığını değil, erkeğin onlara nasıl baktığını okuyor olmak, metinle arama mesafe koymama neden oldu. Karşı cephede yer alan Ankara kadrosu ve devletin görünmeyen ama hissedilen gücü ise romanda neredeyse bir karakter gibi duruyor. Somut isimlerden çok, baskı ve tehdit duygusuyla var oluyorlar. Bu tercih atmosferi güçlendirse de, çatışmayı kişisel düzlemden alıp soyut bir alana taşıyor; bu da benim için anlatının dramatik etkisini zayıflatıyor. Yan karakterler — muhbirler, eski yol arkadaşları, sessiz kalanlar — romanın “kurt kanunu”nu pekiştiriyor. Herkesin herkesle mesafeli oluşu, kimsenin kimseye tam olarak güvenememesi, romanın temel fikrini destekliyor; ancak bu karakterlerin çoğu derinleşemeden silikleşiyor. Romanı bitirdiğimde, Kara Kemal’in kaçışı, Abdülkerim’in tedirginliği ya da Laz İsmail’in çaresizliğinden çok, Kemal Tahir’in iktidar ve ahlak üzerine kurduğu karamsar tablo
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2023 23. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 00:06
Türk edebiyatının en iyi yazarları arasında kabul edilen Kemal Tahir’in kalemi ile tanışma kitabım Kurt Kanunu oldu. “Kurtlukta, düşeni yemek kanundur.” “Kurdun öfkelendiğini anlarsın. Demek insana yakınlığı var. Yılanın öfkesi anlaşılmaz!” Mustafa Kemal Paşa’ya 1926 yılında İzmir’de yapılması planlanan suikast girişiminin anlatıldığı kitapta İttihat Ve Terakki üyelerinin aralarındaki çatışmayı ve hesaplaşmalarını okuyoruz. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü olan ‘Kanlı Tuzak’ İttihat ve Terakki’nin ünlü fedaisi Abdülkerim Bey’in, ikinci bölüm ‘Sürek Avı’ ittihatçıların önde gelenlerinden ve Abdülhamit döneminin eski iaşe nazırı Kara Kemal Bey, üçüncü bölüm ‘İnsanlık Sorunu’ ise Kara Kemal’in çocukluk arkadaşı Emin Bey’in ağzından anlatılmaktadır. Toplumsal olayları ve kişileri yalın bir dille anlatan Kemal Tahir, dönemi tarihsel gerçeklik içinde bir ayna gibi bize yansıtırken kaleminin gücünü de her satırında hissettirmektedir. “İster kazanç ister suçunu cezasız atlatmak için olsun, insanın sorumluluktan kurtulmasına kesinlikle imkan yoktur.” Bu sebeple insanoğlunun dünyada başvurduğu en boş, en umutsuz, en aptalca iş sorumluluktan kaçmaya çabalamasıdır. Çünkü sorumluluktan kaçması, insanın kendine ve topluma karşı işleyebileceği en sefil suçtur. … Çünkü namuslu insanda bunun şuuru olmasa bile sezgisi mutlaka vardır.” Yazarın eserlerini okumamız gerektiğini düşünüyorum. Yakın tarihi anlamak günümüzü anlamak açısından kilit önem taşıyor.
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
10/10
·304 syf.··
2025 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2025 20:01
Kemal Tahir'in her bir eserini okudukça ona olan hayranlığım artıyor. Benim için bir yazarın veya eserin en önemli yönü bir manifesto içermesi. Bir ürün ortaya çıkartırken mesajlar vermesi, insanlara roman türünde bile bir fikir aşılaması çok değerli. M. Kemal Atatürk'e planlanan ve başarısızlıkla sonuçlanan bir suikasti ve onu planlayanların hayatını ele alan bir temanın etrafında roman şekilleniyor. Çeşitli diyaloglar ile yazar o dönemin sorunlarını çok güzel ele alırken, özellikle Emin Bey'in ağzından sorumluluk ile ilgili verdiği mesajlar beni çok etkiledi. Kitabın manifestosu: SORUMLULUK Çok başarılı bir eser. Herkese şimdiden iyi okumalar dilerim
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
9/10
·304 syf.·
2024 31. kitabı
Hayattaki zorluklar her zaman güç ve birliktelik getirmiştir. Güç ve birliktelik ise nihayetinde hep ayrılık ve zayıflık getirmiştir. Çünkü zorluklar insanları birbirine dost, güç kuvvet ise düşman yapar. İşte bu yüzden kurt kapanı zor dönemlerde değil güçlü zamanlarda sahne alır. Kemal Tahir’in bu mükemmel eserinde de görüldüğü gibi Kurtuluş Savaşı'nın zorlu günlerinin bir araya getirdiği birliktelik savaş sonrasında tam bir kurt kapanının içine düşüp nasıl birbirine giriyor ve dağılıyor.Yakın tarihimize ışık tutan bu eser tam bir ibretlik olaylar dizisinin kitaplaşmış hali. Okumalı,okutmalı,düşünmeli ve ibret almalı.
2024 Okuma Raporları
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 23:08
Merhaba! Kemal Tahir Kurt Kanunu Kurt Kanunu, Kemal Tahir’in en sert, en katmanlı romanlarından biri olarak yalnızca bir dönemi değil, o dönemin insanını bütün çelişkileriyle ortaya koyuyor. İzmir Suikastı çevresinde kurulan hikâye, aslında bir “olay anlatısı”ndan çok, güç ilişkilerinin ve insan ruhunun anatomisi. Romanın merkezinde yer alan Kara Kemal, tek boyutlu bir “suçlu” ya da “hain” olarak çizilmiyor. Aksine, eski İttihatçı kimliğiyle yeni kurulan Cumhuriyet düzeni arasında sıkışmış, geçmişine tutunmaya çalışan ama o geçmişin artık bir yük haline geldiğini fark eden bir karakter. Onun iç dünyası, romanın en sarsıcı taraflarından biri. Çünkü Kara Kemal’de gördüğümüz şey, sadece bir adamın düşüşü değil; bir zihniyetin, bir dönemin çözülüşü. Ne tam anlamıyla suçlu, ne de masum… Daha çok, zamanın dışında kalmış bir figür. Diğer karakterler de bu gri alanda var oluyor. Abdülkerim Bey gibi isimler, devletin içindeki güç dengelerini ve görünmeyen hesaplaşmaları temsil ederken; daha geri planda kalan figürler bile birer “tip” olmaktan çıkıp, dönemin ruhunu taşıyan canlı varlıklara dönüşüyor. Her biri, korku, sadakat, ihanet ve hayatta kalma içgüdüsü arasında gidip geliyor. Kemal Tahir’in başarısı tam da burada: karakterlerini bir fikrin temsilcisi yaparken bile onları insan olmaktan koparmıyor. Romanda dikkat çeken bir diğer unsur, devlet kavramının ele alınış biçimi. Devlet burada kutsal bir yapı olarak yüceltilmez; aksine, kendi varlığını korumak için sertleşen, gerektiğinde acımasızlaşan bir organizma gibi resmedilir. Bu noktada birey, çoğu zaman ezilen ya da şekillenen bir unsura dönüşür. Karakterlerin çoğu, kendi iradeleriyle değil, içinde bulundukları sistemin zorlamalarıyla hareket eder. Bu da romanı politik bir metin olmaktan çıkarıp, daha çok varoluşsal bir
1000Kitap
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
10/10
·304 syf.··
2025 20. kitabı
Kemal Tahir’in Kurt Kanunu’nu yeniden okudum. Bu kez daha yavaş, satır aralarını daha dikkatle tarayarak. Kitap, 1926’da İzmir’de hazırlanan suikast teşebbüsünü anlatıyor gibi görünse de aslında başka bir şey anlatıyor: Bir devrimin kendi içindeki kırılma anını. Devrim, henüz çocuk sayılacak yaşta iken, kendi kadrolarından bir kısmını “tehlike unsuru olarak görüp ortadan kaldırıyor. Bu, tarihimizde nadir rastlanan bir çıplaklıkta sergilenmiş. Romanın gücü, kimseyi kahraman ya da şeytan ilan etmemesinden geliyor. Suikastı planlayanlar da, kararı verenler de, mahkemede yargılayanlar da aynı geçmişin içinden geliyor. Aynı şarkıları söylemiş, aynı siperlerde yatmış, aynı rüyayı görmüş insanlar. Birkaç yıl içinde birbirlerine düşman kesiliyorlar. Bu düşmanlığın gerekçeleri var; ama gerekçeler ne kadar sağlam olursa olsun, sonuçta bir aile içi kavga gibi kalıyor. En çarpıcı bölümler, Ziverbey Köşkü’ndeki sorgular ve Ankara-İzmir arasında gidip gelen telgraflar. İnsan, o telgrafların soğuk dilini okurken, kararların ne kadar hızlı, ne kadar kesin alındığını bir kez daha görüyor. Geri dönüş yok. Bir kez “tehlike” damgası vuruldu mu, artık ne eski dostluk kalıyor ne ortak geçmiş. Kemal Tahir, tarihe roman tekniğiyle bakıyor ama tarihçiden daha keskin bir gözle bakıyor. Çünkü tarihçi genellikle “sonuçları” anlatır; romancı ise o sonuçların nasıl bir ruh hali içinde doğduğunu hissettirir. Kurt Kanunu’nda o ruh halini bütün ağırlığıyla hissediyorsunuz: acelecilik, güvensizlik, yalnızlık ve en çok da yalnızlık. Kitap bittiğinde tek bir cümle kalıyor geriye: Devlet kurmak zordur; ama devleti korumak için devrimin ruhunu kaybetmek daha büyük bir tehlikedir. Bu cümle, 1926’da olduğu kadar bugün de geçerli. Belki her zaman geçerli olacak. Kemal Tahir’e, bu soğukkanlı cesareti için
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
Kuzu-lar Kurda yem oldu
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2024 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2024 20:01
Esir Şehrin İnsanları Üçlemesi'nden sonra Kurt Kanunu kitabını okumamı tavsiye ettiler. Tavsiye üzerine okumaya başladım. İlk 50 sayfa ana karakterlerden birinin uçkuruluğundan , kadınlara olan üslubundan o kadar sıkıldım ki çok şükür ki 'günümüz insanı olarak dünyaya geldim ' dedim. Kadının bu kadar hor görüldüğü bir ifade okumamıştım. Bir erkek olarak çok rahatsız oldum kadın okurları düşünemiyorum bile. Kitap üç bölümden oluşuyor. İzmir suikastını detaylı anlatmaktadır. İlk bölüm çok sıkıcıydı. İkinci bölüm biraz daha iyi ilerledi. Son bölüm daha akıcı ve keyifli okudum. Edebiyatımızın usta kalem üç Kemal'inden biri olan Kemal Tahir usta bir yazar bu konuda laf söyleyecek haddimiz yok. Ancak üslubu anlatım tekniği şimdiye kadar gördüğümüz diğer yazarlardan çok farklı. Sert bir anlatımla , objektif bir şekilde kaleme aldığını düşünüyorum. Puan vermedim o hadsizliği yapmak istemedim.
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 10. kitabı
Üzerine çok çok konuşulabilecek bir kitap ki Emrah Safa Gürkan hocamız konuşmuş zaten. orada anlattıklarını tekrar etmemek adına linkini bırakıp kendi yorumlarıma geçeceğim. youtu.be/KcMXOwuPpoc?si=... Kitabın hem film hem de dizi uyarlaması mevcut, dizisi nasıldı bilmiyorum sadece kitaptaki nefis bir karakter olan Ballı Naciye’yi kim oynamış diye merak edip diziye baktım ki Arka Sıradakiler isimli bok gibi dizinin arıza ve seksi karakteri Pelin Akil oynamış, çok da yakışır ona bence. Film ise cidden iyi, kitaba sonuna kadar bağlı kalınmış filmde neredeyse. Filmin altındaki Youtube yorumlarında ‘’Atatürk karşıtı’’ ‘’Çarpıtılmış’’ vs. gibi şeyler vardı ki çok haksız sayılmazlar. Kemal Tahir zaten muhalif kanatta yer alan bir yazar, cumhuriyetin, kurtuluşa bir itirazı yok da cumhuriyetin politikalarına itirazı var, kendisi biraz daha komünist kökenli biri, batılılaşma karşıtı vs. vs. Ancak kitabı böyle değerlendirmek haksızlık olur. Bu yönleri ile eleştirebilirsiniz elbette ama bir roman olarak, bir edebi yapıt olarak başarılı bence. İdeolojik yönden bakarsak Ketebe Yayınevi’ni araştırmanız yeterli zaten. Alexander Dumas için tarihe tecavüz etti eleştirileri yapılmış, Dumas da ‘’Evet tecavüz ettim ama çok güzel çocuklar doğdu’’ demiş eserleri için. Kemal Tahir belki çok tek taraflı yaklaşmış, belki, çarpıtmış bilemem ancak kitabın tek derdi cumhuriyet revizyonizmi falan değil. Bazı temalar kitapta çok iyi kullanılmış. Sorumluluk, tarafsızlık, iyi olan doğru olan nedir gibi sorular karakterler aracılığı ile çok güzel tartışılmış, onlara çok güzel tartıştırılmış. Seneler önce entelektüel birikimi muazzam olan ve ne yazık ki zamanında benimle flört eden bir kızla evlendiği için artık görüşmediğimiz bir arkadaşım bana köylüyü okuyacaksan Kemal
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma
6/10
·304 syf.·
2024 6. kitabı
--- Spoiler içermez --- Mustafa Kemal'e yapılması planlanan 1926 İzmir suikastini konu alan kurgu roman, suikast girişimine öyle veya böyle dahli olan yahut kendilerinden şüphelenilen kişilerin başından geçen maceraları anlatıyor. Kitapta çok fazla karakter var, akılda tutmakta zorlandım. Yazar, kitabın akışında bir olaydan öbür olaya sık sık atlıyor, bu da kurguyu takibi zorlaştırarak okumayı güçleştiriyor. Yine dikkatimi çeken bir husus: Bazı karakterler çok ahlaksızlar. Evli kadınlarla nasıl fingirdediklerini satır aralarında gevrek gevrek ifade ediyorlar. Bu durum da beni açıkçası rahatsız etti. Sürükleyicilik açısından, esir şehir üçlemesinde olduğu gibi, bu kitapta da okuyucuda bir merak uyandırma durumu söz konusu değil. Yine de güzel bir kitap. Tavsiye ederim. Kitapla Kalın!
Edebiyat
Kurt KanunuKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20266,5bin okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)