"Erkek" ve "kadın" biyolojik değil, toplumsal kategorilerdir sözünü dünden bugüne baktığımızda ziyadesiyle karşılayan bir tablo, oluşturulan mitlere göre şekillenen cinsiyet rolleri, giyimleri, kuşamları birbiriyle zaman içinde keskin bir şekilde ayrılarak aslında hayal ürünü olduklarını ve değişebilir göreceli kavramlar olduğunu açıkça belli ediyor, bu bağlamda medeniyetler adına oluşturduğumuz hemen her kültür ve değerin hayal gücümüzle oluştuğunu ve bunların hukuksal sözleşmelerle tescillendiğini bilmek değerli, neyi kabul etmek isteyip istemediğimizi ancak kurallar, yasalar bağlamında "değiştirebilir" konumda olduğumuzu kabullenmek saygın bir vatandaş olmak için yeterli hissettirebilirdi.
Fotoğrafa da dönmek isterim. Toplumsal kavramların biyolojiyle bağlarının zayıflığını öne sürmek için muazzam bir örnek. Feminenlik ve maskülenlik atfedilebilirliği de yine bizim hayallerimize, o dönemin dokusuna uygun olarak şekilleniyor. Ne yazık ki bütün bunların ilahsal, tanrısal bir esastan kaynaklandığını düşünmek (inanmak) bireyler ve toplumlar için daha kolay olduğundan hiç olmayacak sebeplerden baskı altında kalmamız can sıkıcı.