Tugay Kazancı

Tugay Kazancı
@wickedchld
wickedchld for years, also named citizen insane.
Biyomedikal Mühendisi
Ankara Üniversitesi
Ankara
136 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,920 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·651 syf.··
2026 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:00
Saf, bakir, apaçık, capcanlı Türkçe kullanımıyla Türk romanı tartışmasının ortasına alev gibi düşen bu başyapıtla Kemal Tahir; söz konusu lokal imgelerin, unsurların ve dilin kullanımında mahirliğini göstermiştir. Esinlerini, referanslarını gazavatnamelerden, atasözleri ve deyimlerden, Orta Anadolu'nun bağrından kopan yazılı ve sözlü miraslardan alarak bu yapıyı oluşturmuştur. 50'ler sonrası Türk romanı tartışmasına yerel unsurlarla beslenen saf Yunus Emre Türkçesi ile karşılık verirken dönem edebiyatı için belirleyici olacak Türk romanı ve Türkçe roman farkını da göstermiştir. Eserini yazarken kökenini Anadolulu eserlerden alıp konuşmalarında Dostoyevski'ye atıfta bulunmuş, lokal ögeleri hikayelerine katıp tam bir Türk romanı oluşturma çabasına girmiştir. Okuyup araştırıp yazma sürecinde Köprülüler ailesinden miras kütüphanenin Amerika'ya satılmasına da kızgınlığını İsmail Coşkun ve Emrah Safa hocamın Devlet Ana incelemesi yayınında öğrendim. Yazarın açık seçik, gerçeğe en yakın Türk romanı oluşturma sürecinde bu kadar ince eleyip sık dokurken bilgi ve esin kaynağı olabilecek bu kütüphanenin elden çıkarılmasına tepkisiz kalacağını düşünmek saçma olurdu. Romanın temelini atarken çeşitli ahi gruplarının, heteredoks dervişlerin, savaşçı grupların, heterodoks İslami yapı içerisindeki grupların rollerini olduğu gibi yansıtıp beylikten devletleşme sürecini tarafsızca anlatmış, okuyucuyu bu farklı kültürlerle tanıştırmıştır. Dini alanın kuruluşta yaygın kanının aksine henüz oturmamış olması çeşitliliği ve dolayısıyla ilerde uygulanacak istimalet politikasının ilk adımlarını atmasını sağlamıştır. Beyliğin yükselmesinde dönemin coğrafyasını etraflıca analiz eden ve özgüveniyle, kendini ifade edişindeki kararlı tavrıyla beyliğin fikir babalarından Şeyh Edebali'yi öyle
Devlet AnaKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20268,9bin okunma
6/10
·216 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 00:00
Ayfer Tunç sanki Pluribus Carol gibi yazdıklarından nefret ediyormuş da yine de aşırı aşırı sattığı dolu dolu okunduğu için para kazanmaya devam etme gayretiyle çirkin bir itici güçle yazıyor gibi hissettim bu kitap özelinde, dağınık, zaman kaymalarına başı sıkıştığında başvuracak kadar savruk, bütün bunların yanında okumakta hiç zorluk yaratmayan akıp götüren bir hikâye oluşturmuş ama ne yalan söyleyeyim kitap yazma cesaretimi bulduracak kadar basit şikayetler üzerine kurmuş öyküsünü. Basit derken anlamsız ve çözümsüz demiyorum aksine iyi ki söz ediyor kadınların üstündeki ezici baskıdan ve bundan doğan başını alıp gitme tavrından hatta umarım örnek olur da "hayır, istemiyorum, uzak dur" gibi ifadeleri daha sık, daha kolay duyabiliriz başta kadınlardan sonra zorla çirkince bi hayatı yaşamaya mahkûm edilen her insandan. Keşke yaratıcı odağımız bu kadar temel sıkıntılarımız üzerine değil de hiç bilmediğimiz konularda ufuk açmak üzerine olsaydı diyorum bazen. Bu her gün karşımıza çıkan yığınla sorunlu, sorumlu halimiz bile tekrara düşünce sıkıyor ama Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor, ne yazık ki. Menfur : Arapça kökenli (manfūr) bir sıfat olup, nefret edilen, tiksinti uyandıran, iğrenç ve sevilmeyen anlamlarına gelir. Kâgir ev : taşıyıcı duvarları taş, tuğla, briket, beton veya kerpiç gibi yanmaz, mineral esaslı malzemelerden inşa edilen dayanıklı yapı türüdür. Yığma ev işte, görselden bakınca heiii dedirtiyor, bunun adı kâgir miymiş? Kartela : özellikle tekstil, boya, mobilya ve inşaat sektörlerinde ürünlerin renk, doku, desen ve kalite çeşitlerini küçük örnekler halinde bir arada sunan görsel sunum aracı veya katalogdur. Bu kelime güzelmiş bak işte, öyle farklı çeşitleri bir arada sunan yelpaze gibi görünen türleri
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
8/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
Yıldızlararası Galaktik Hükümet sistemlerinin başverdiği sonsuz uzay düzleminde ortaya çıkan yaşam formları insanlardan çok daha gelişmiş beyinleriyle hayatlarını sürdürürken onların da yanıtını milyon yıl bekledikleri bir soru vardır, hayatın, her şeyin ve evrenin anlamı nedir? Derin Düşünce denen yüce/kutsal bilgisayar bu soru için yanıtı milyonlarca yıl beklettikten sonra tekrar karşılarına durduğunda onlara kısaca '42' der. O kadar yıl bekleyip de 42 yanıtını alanlar bunun yetersizliği ile tatmin olmayınca 42'ye ekstra anlam yükleyip dururlar ve bu da hem bu kitabın yan hikayelerine hem de kitabın yazarının alanını kapladığı gerçek yerküredeki okuyucuların zihnine derman olur. Öyle ki Coldplay 42 isimli bir şarkı yazmış, Pink Floyd yazar Douglas Adams'ı 42. yaş gününde sahnelerine davet etmiş. Çeşitli kültürler araştırıldığında görülmüş ki 42'nin sorulara yanıt verebilecek her alanda yeri var: Mısır mitolojisinde ölüm yolculuğu yapanlara 42 soru sorulmasının yanında, matbaada basılan ilk İncil de Gutenberg B42 diye anılıyormuş çünkü her sayfasında 42 sayfa varmış , Budizm'de de 42 bölümlük Sutra varmış da cart curt. Hiperzeki de olsan insan da olsan anlam arayışın seni, yanıtlarda gizem oluşturmaya itiyor, şükür ki okurken yazarın tam da şu modda içeriğini ürettiğini düşündüm: Justin Roland nasıl ki Rick ve Morty seslendirirken tekila atıyorsa tam o şekilde hiç de keyfini bozmadan üretime hazırlandığı gibi. 42'nin bu kadar büyük mit hâline geldiğini bile Barış Özcan videosundan sonra öğrenmiş oldum. Yoksa kim takar 42'yi, 42'mi sallasam ellisi, bakın az önce yaptığım gibi dümdüz saçma bağlar üretmek, bu yüzden ısındım zaten ama bazen daldan dala atlamalar yordu da bağlamdan koparken, sonuçta Tarzan değilsin kimseyi mutlu etmek için öyle kolay atlayamazsın daldan
Otostopçunun Galaksi RehberiDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20209bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
"Ağrıdağının yamacındaki Küp gölünün kıyısında çobanların birikip kaval çaldıklarıdır." "Yer götürmez bir kalabalığın sarayın üstüne yürüdüğüdür." gibi ifadelerle Abidin Dino'nun çizimleri hikâyenin perçinleyici bölümleriyle buluştuğunda aklıma küçükken alıp incelediğim şıpsevdi çizimleri ve altlarındaki ifadeler geldi. Onlar da görselindeki hikayeyi doğrudan aktarıp dümdüz mesaj verirken tatlı bir his bırakırdı. Abidin Dino'nun her zaman, çizimlerinin nizamını bozmayacak bir tarafına attığı parafını bi çiziminde atın gözlerini çizmek için kullandığını gördüğümde büyülendim, bu yaratıcılık; insanı bu üretken insanlara dair daha fazla merak ettiriyor. Çizimlerine ayrıca bakıp Yaşar Kemal üzerindeki etkisini daha fazla okuyacağım. Abidin Dinoyla Yaşar Kemal'in fikir ve yol arkadaşlıklarının meyvesini verdiği bu efsaneyi okumak baştan sona sürükleyiciydi. Doğu mitolojisinin Batıdan farklı unsurlarını yakalamak isteyenler için epey epik bir hikayesi var. 'Ahmet'in Gülbahar'a aşkının ötesinde Memo'nun yürek dağlayan fedakârlığı mı dersiniz, Demirci Hüsonun paganımsı tavrıyla yiğitliği mi dersiniz, geleneklerine atadan bağlı Kürt beylerinin yaman tavırları mı dersiniz' bitmek tükenmek bilmeyen bir içine çekiş gücü var bu incecik kitabımızın. Ayrıca araştırdığımda öğreniyorum ki Moğollar da harika bi beste yapmış bu epiğe. Dengbejlik: (Kürtçe: Dengbêjî دەنگبێژی), Kürt sözlü edebiyatında kilam ve stran söyleme sanatıdır. Türk edebiyatındaki türküye karşılık geliyor. Bilurvan; Kürtçede kavalcı demekmiş, anlamdan çıkaramadığıma üzüldüm. Münadiler; tellal demekmiş, Arapça kökenli. Unutmazsam sağda solda kullanırım diyeceğim ama tellal demeye bile yerim olmadı, develer münadiler iken bundan kelli. Abanoz; tahtadan yapılmış olanı belirtmek için denir. Yalıma kesmek: yanan
2026 Okuma Raporları
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma