Gönderi

Puan vermedi·400 syf.··
2025 32. kitabı
Durup durup iç çektiğimiz, bizde kapanmaz derin yaralar açan sosyolojik bir eserden geriye kalan sayfalara düşen gözyaşlarımızdı galiba. Ne denilmeliydi bilmiyorum ama ne denilmeyeceğini biliyordum. Yaşasın yokluk mücadelesi veren emekçi, cefakar, vefalı kadınlarımız. Bu kutsal yaşama sevinci içinde ne sahip olduğumuz aile, ne oturduğumuz ev, ne yaptığımız iş, ne ait olduğumuz erkek, sahibi olduğumuz çocuk bunların hiç birinin önemi yoktu. Önemli olan çırpındığımız bu varlık mücadelesinde kendi benliğimizi koruyup kadın kimliğimizle bu hayattan geçip gitmekti. Bizi hatırlayan son kişide öldüğünde artık dünyadan silinip gitmemiz gerektiğiydi. Ardında bıraktığımız ismin önüne konulan sıfatların hiç bir önemi yoktu. Ne eğitimsiz bir kadın oluşumuz, ne yaşam şeklimiz ne sahip olduklarımız nede sahip olamadıklarımız. Biz yaşamaya çalışan bir insan ırkıyız. Tüm mücadelemiz bu yönde olmalı. Nazan. Alın yazısı diye söylenip durdu kitapta. Ama hiç kimse onun yaşamında hayatın onu süreklidiği derin hiçsizliği düşünmedi belkide. Evet bu yaşam kavgasında var olmak için veremediği mücadelesinde geriye kalan tek şey derin bir hiçsizlikti. Son derece etik değerlere bağlı kalan geleneksel normların harmanladığı hamuru iyi yoğrulmuş diyebileceğimiz bir karakter. Peki nasıl oluyorda boş bir levha ile doğan bu insan soyunu bu denli düşkün bu denli madde bağımlısı bu denli katil yaratabiliyorduk. Derin hiçsizlik nasılda gazete köşelerinde boy boy fotoğrafların altına yazılan “en büyük kalpazan” sıfatını yakıştırabiliyorduk. Oysa topyekunu el birliğiyle bir insan hayatını bitirmiştik. Hacer Hanım kendi varoluşunda sahip olduğu tüm olumsuz özelliği gelini üzerinde gösteriyordu. Onu hep daha aşağılara çekmek için elinden geleni ardına koymuyordu. Sığındığı dini vecibelerle her ne kadar kendini kamufle etmeye çalışsa da hiç bir örtü hiç bir namaz hiç bir abdest kalbinde boğuz eden kötülüğü saklayamıyordu. Bir kadını sonsuz bir yıkılışa sürükleyen üzerinde derince düşünülmesi, incelenmesi gereken bir karakterdi . Eserde Tam olarak bir kaynanana profili çizilmeye çalışılıyordu. Nermin… Bir bar kızıydı. Ama etik ilkeler denilince de Nermin geliyordu aklımıza. Kendisi olmayan bir çocuğu sahiplenişi, insanlara yaklaşımı bu derin varlık mücadelesin de akılla kendine yer edinmeyi başaran şahsına münhasır bir varlıktı. Su testisinin her zaman su yolunda kırılmayacağını bize gösteriyordu . Naci’ye karakteri ile de kötülüğün hiç bir zaman insana fayda sağlanamayacağını bu sefer de su testisinin gerçekten su yolunda kırılacağını zıtlıklarla öğütlüyordu.. Avukat mazhar. Ülkenin tanılmış avukatı. Yaptığı aşk evliliğinde sahip olamadıklarına odaklanıp bir kadını istemeden de olsa yok etmeye çalışan başarılı bir avukat. Nazan’ın tam zıttı bir evliliğinden sonra uzun yıllar vicdanının sesini susturamamıştı. Bütün bu karmaşanın içinde kar gibi beyaz Haldun… sen bu ülkenin aydınlık yüzüsün. Evet sen bunca rastlantının içinde kendini gerçekleştiren muhteşem bir kişiliksin. Her detayıyla gerçekten mükemmel bir eserdi. Okuyun okutturun… sevgiyle
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
·
1 +1'leme
·
167 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.