·372 syf.····Okunma: 16 Nisan 2025 14:39 Uzun süredir kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı “Savaş Artığı”, pişman oldum. Savaş anlatılarına odaklanmakta genelde zorlanıyorum ama hem çok etkileyiciydi hem de anlatılanların içinde buluverdim kendimi okurken.
Askeri okuldan yeni mezun olmuş bir Çinlinin, Yu Yuan’ın yaşlı annesini ve nişanlısını ardında bırakarak Kore Savaşı’na gönderilmesiyle başlıyor hikaye. Kahramanımız, iyi derecede İngilizce bildiğinden generaller için çevirmenlik yapıyor genellikle ancak kısa süre sonra bir grup askerle beraber esir düşüyor. Çeşitli esir kamplarında yaşananları anlatıyor kitap kısaca. Aslında kendini ideolojik olarak ne milliyetçilere ya da Çan Kay Şek’e ne de komünizme ya da Mao’ya yakın hissediyor Yu Yuan; sadece annesi ve nişanlısına kavuşabilmek için Çin’e geri dönmeyi istiyor. Ama kaldığı kamplarda, milliyetçilerden ayrı komünistlerden ayrı eziyet görüyor. Yu Yuan’ın yaşadıkları ve gözlemledikleriyle de, savaşın gerçeklerini, insanın içinden nasıl bir canavar çıkarabileceğini, ideolojilerin güç ve otorite sahipleri tarafından birer piyon gibi gördükleri insanları kontrol edebilmek ve yönetebilmek için nasıl kullanıldığını gösteriyor yazar.
Hakikaten akla hayale gelmeyecek işkencelerden bahsediyor Ha Jin; insanın kanını donduran, okurken inanamadığı, gözünde canlandıramadığı olaylar anlatıyor. Üstelik, Kore Savaşı gazisi babasına ithaf ettiği kitabı gerçek olaylardan hareketle kaleme almış; kitaptaki karakterler kurgu ancak olaylar gerçek. Bu, anlatılanları daha da etkileyici kılıyor elbette.
Benim unutamayacağım sahneleri kafama kazıyan kitaplardan biri oldu kesinlikle. İlgilisine tavsiye ederim. Kore Savaşı’na dair Gümüş Aygır romanını da öneririm, onu da çok beğenmiştim.