Puan vermedi·608 syf.····Okunma: 20 Nisan 2025 19:02 1999 Nobel Ödüllü Günter Grass’tan Teneke Trampet,tıpkı yazarın gerçek yaşamında olduğu gibi Danzig’e götürür kitap bizi.İkinci Dünya Savaşı’nın anlatıldığı bu zaman diliminde yazarımızında 1944 yılında tam 17 yaşında olduğunu gönüllü olarak ss’e kaydolduğunu,1946 da Amerikan esir kampına alındığında ss üyeliğini itiraf edip bunu başka bir kitabında açıkladığını söyleyebilirim.
Teneke Trampet’te 1899 yılından başlar anlatıcımız hikayeyi anlatmaya.Dört kat eteklik giyen babaanne ve o etekliğin altına saklanan kundakcı büyükbabadan başlar.Anlatıcımız yazmaya başladığında bir akıl hastanesindedir,bakıcısı Bruno’dan temiz kağıtlar ister ve yazar.1924 yılında doğan Oscar’ı derinlemesine tanıma olanağı buluruz bu sayede.
Oscar doğduğu zaman annesinin ona almak istediği trampete üç yaşında kavuşur.Ve üçüncü yaş gününde Oscar’ın büyüme işlevi durmuştur,uzun yıllar boyunca o küçük boyuyla,önünde trampetiyle yaşadıklarını,trampetini almak isteyenlere karşı olan tepkisini tiz bir bağırmayla yaptığını ve cam kırma ustası olarak yaş aldığını görürüz.Bu özelliği ile de baya kibirli bir kişiliğe sahip olduğunu farkederiz.
Oscar aslında bir direniş savaşçısı mı diye kitap boyunca sorguladım,hissettiğim ise Oscar toplumsal olaylardan ziyade kendi varlığını ortaya koymak için direnmiş gibi geldi bana.Önündeki kırmızı-beyaz boyalı trampet ne kadar Polonya bayrağını temsil ediyor gibi dursa da,annesinin ölümünde,dostu Herbert heykel Niobe’nin üzerinde öldüğünde ve buna benzer durumlarda olaylara tepkisini göstermek için içindeki trampet çalma isteği arşa çıkıyordu.Oscar’ın trampet tutkusu ve koleksiyonunun doktorlar tarafından irdelenmesi kitabın ikinci bölümünde başlar,bu bölüm başladığında itiraf etmeliyim ki kitap beklentimi karşılamaya başlayacak nihayet dedim,Almanya-Polonya arası soğuk rüzgarların estiği savaş öncesi izlerin yankılandığı 1938 yıllarıdır.Hatta bütün kayıtlarda Kristal Gece olarak geçen yahudilerin dükkanlarının yıkılıp yağmalandığı geceden bir kesit sunmuştur Grass.Bunu Oscar’ın çok sevdiği oyuncakçı dükkanı olan Markus’un dükkanının kahverengi gömlekliler tarafından ele geçirilmesi olarak dile getirir ve trampet saplantısının o günle aynı güne geldiğini söyler.
Polonya Postanesine yapılan saldırıda ki kitapta Oscar biyolojik babası Jan ile o saldırı esnasında oradadır.Elleri ensesinde birleşmiş otuz adam öldürülürken,Oscar Ss askerlerine mağduru oynayıp saldırıdan kurtulmuş ve o andan sonra fazlasıyla antipatik bulduğum Oscar beni yanıltmadı,tıpkı kimlikteki babası Matzerath’ın ölümüne yol açması gibi.
1941 yılında Oscar,Maria’nın doğurduğu erkek çocuğunun babası olduğunu düşünür.Çocugun adı Kurt’tur.Kurt’un attığı bir taş Oscar’ın ensesine isabet eder ve yeniden büyümeye başlayan karakterimiz 1945-46 da hastanede yatar.Derken Oscar başka insanlarla tanışır Klepp adlı bir arkadaşıyla caz gurubu kurmak ister,trampetiyle harikalar yaratır filan,1951 li yıllarda kitabımız sonlanır.Kitapta sıkça bahsi geçen ve Oscar’ın okumayı çok sevdiği Rasputin ve Goethe’yi de anmadan sonlandırmayayım incelememi.
Kitabı sevdin mi sorusuna gelince elbette ilk başta ben soruyorum bu soruyu kendime.Beklentimi karşılamadığı bir gerçek.200 lü sayfalara geçtiğimde işte kitap özüne döndü diye düşünmüş olsamda,ben Oscar ve onun trampetinden daha fazlasını okumak isterdim diye düşünüyorum.Kitapla ve sevgiyle kalınız.