·635 syf.····Okunma: 10 Nisan 2025 22:35 ernest hemingway’in hayatından izler taşıyan bu roman, ispanya iç savaşı’nı arka plana alarak bireysel inançlarla toplumsal ideallerin çatışmasını, savaşın anlamsızlığını ve bireysel arayışları etkileyici bir dille anlatıyor.
amerika’dan ispanya’ya gelen robert jordan’ın cumhuriyetçiler için bir köprüyü havaya uçurma görevi sırasında yaşadığı birkaç günü okuyoruz.
roman bir savaş romanı olsa da burada savaş stratejilerinden çok savaşın insan üzerindeki etkisinin sorgulanmasını izliyoruz.
romanı anlamlandırmak için hemingway’in hayatını bilmenin önemli olduğunu düşünüyorum. savaş muhabiri olması, çocukluğunda bir dönem kız gibi yetiştirilmesi, babasının onu ava götürmesi gibi ayrıntılar romanda bazı ipuçlarına dönüşüyor.
buradan sonrası sürpriz bozan içerebilir.
bir okuyucu olarak romanın uzunluğu beni biraz yordu. anlatım çok yalın olmasına rağmen roman zaman zaman uzamış gibi hissettirdi. kendimi sık sık “hadi artık patlat şu köprüyü” derken buldum. ama son üç bölümü çok beğendim. sabırlı bir okumanın sonunda gerçekten güçlü bir kapanış vardı.
pilar ve maria karakterleri üzerinden hemingway’in kadınlarla olan ikircikli ilişkisi dikkatimi çekti. hayatına resmî olarak giren dört kadın var ve dördü de güçlü karakterler. roman boyunca maria, yaralı, ilgiye muhtaç ve itaatkâr bir kadınken; pilar, savaşın içinde yer alan, yön veren, güçlü bir figür. bu da yazarın kadınlara dair çelişkili yaklaşımıyla örtüşüyor. üçüncü eşi martha gellhorn bir savaş muhabiriydi ve cepheye hemingway’den habersiz gittiği için araları açıldı. hemingway bir yandan güçlü kadınlardan etkileniyor, bir yandan da onların boyun eğmesini bekliyor gibiydi.
romanın üslubu ile ilgili bir eleştirim var. robert zaten gerillalarla ispanyolca konuşuyor, ancak buna rağmen sürekli ispanyolca kelimelerin kullanılması beni okurken zorladı. bu yöntem, “ispanya’dayız” havası vermekten çok okuma hızımı düşüren bir ayrıntıydı.
gelelim asıl konuya: savaşın anlamsızlığına. pilar’ın anlattığı köy vakası ve son bölümlerde robert’ın iç hesaplaşması, bu temayı en iyi veren yerlerdi. özellikle pilar’ın anlattığı bölümde tüylerim diken diken oldu, midem bulandı.
hemingway’in babası clarence hemingway, 1928’de intihar etti. bu olay yazar üzerinde derin bir iz bıraktı. daha sonra erkek kardeşi, kız kardeşi ve torunu margaux hemingway de intihar etti. bazı araştırmacılar bunu “hemingway ailesi laneti” olarak adlandırıyor. romanın sonunda robert’ın ölümle olan hesaplaşması da yazarın bu karanlık mirasıyla birlikte düşünülmeli diye düşünüyorum.
okurken biraz yorulduğum, sabır isteyen bir okumaydı. ama tarihe iz bırakmış bir romanı bitirmenin haklı gururunu yaşıyorum. keyifli okumalar diliyorum.