Cumhuriyetin 100. yılına istinaden geride kalan yüz yılda yaşanan toplumsal hareketleri inceleyen, tarihi bilenler için flashback etkisini yaratan akıcı bir kitap. Seçilen konular ilgi uyandıran ve güncelliğini koruyan konular. Mesela Kürt isyanları ile başlayan bir süreç var. Kurtuluş Savaşı döneminde Kürtler din kardeşimizken, Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla beraber ötekileştirilmiştir. 1924 Anayasası tüm vatandaşları Türk kabul ediyordu. 1921 ile 1938 yılları arasında tam 8 isyan yaşanıyor. Ve devlet tarafından güç kullanılarak bastırılıyor. Yüzlerce idam gerçekleştiriliyor, binlerce masum insan ölüyor. 1984 yılında PKK'nın Eruh baskınına kadar devlete silahlı bir girişimde bulunmuyorlar. Aradaki 50 yıllık süreçte Kürtler zaman zaman siyaset sahnesinde görünmeye çalışıyor. Türkiye İşçi Partisi ve SHP içinde yer alıyorlar. Bugün gelinen noktada eskisinden daha mı iyi durumdayız, yoksa son yıllarda ülkeye yaşanan göçler sayesinde Kürtlerin de asli vatandaş statüsüne ulaştığını düşünebilir miyiz?
1960 Anayasa'sının sağladığı özgürlükçü ortamda Marksist yayınlar çoğaldı, sendikalar kuruldu, işçiler örgütlendi, öğrenciler siyasallaştı. DİSK'in kurulması patronların kontrolündeki sarı sendikaları zor duruma soktu. İşçiler birçok demokratik ve ekonomik hakkını DİSK'in çabaları sayesinde elde etti.
1960 öncesi öğrenci hareketleri Türkçü ve milliyetçi iken, 1960 sonrası sol fraksiyonlar ön plana çıkıyor. 1960 darbesine gidilen süreçte 28 Nisan'da başlayan öğrenci hareketleri Demokrat Parti iktidarının sonunu hazırlamıştır. Özellikle 555K hareketi iktidarın ilk defa böylesine bir kitlesel nefret gördüğü bir olay olarak tarihe geçti. Son günlerde yaşananları göz önünde bulundurursak öğrenci hareketin ne kadar önemli olduğunu ve ne kadar etkili olabileceğini bir kez daha anlamış oluyoruz.
Kadınların toplum içindeki hiyerarşisinden de bahsediliyor kitapta. Feminist hareket, kadınların seçme ve seçilme hakkı, dergilerle yürütülen faaliyetler... Uzun yıllar boyunca adım adım kazanılan hakların AKP döneminde nasıl budandığını okuyoruz.
1960-80 yılları arasındaki Toprak İşgal hareketlerinden bahsediliyor. Toprak ağalarının devlet arazilerine çöktüğü, köylüyü istediği zaman topraksız bıraktığı durumlara karşı köylülerin işgal hareketlerini okuyoruz. Bunların hepsi Cumhuriyetin ilanından hemen sonra yapılamayan toprak reformunun geldiği süreci gösteriyor.
Kent hareketlerinden de kısaca bahsediliyor. 1940'lı yıllarda İstanbul ve Ankara'da gecekondulaşma başlıyor. Demokrat Parti iktidarı köyden kente göçü hızlandırıyor ve büyükşehirlerin plansız bir şekilde büyümesine ve gecekondulaşmasına sebep oluyor. Bu sorunlar birike birike 1990'lı yıllara kadar geliyor. Gecekondu sahiplerine tapu veriliyor. Sonrasında yıkılan gecekonduların yerlerine apartmanlar dikiliyor. Yaratılan bu rantı gecekondu sahipleri ile müteaahitler bölüşüyor. İşte bu rantın kaymağını en çok yiyen iktidarda 2000'ler sonrası dönüşümü sağlayan AKP olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Ve son olarak Alevilerin durumundan bahsetmek istiyorum. Tıpkı Kürtler gibi Aleviler'de yeni kurulan Cumhuriyet'te medenileştirilmesi gereken bir topluluk olarak görüldüler. 1937-38 yıllarında Dersim'de yapılan operasyonların sebebi bölge insanlarını medenileştirmek ve eşkiyalığa son vermekti. Seyid Rıza dahil birçok Nakşibendi şeyhi idam edildi. 13.000 civarında insan öldü. İnsanlar topraklarından sürgün edildi. Kız çocukları asker ailelerine evlatlık verildi. Tüm bu yaşananlara rağmen 1950'li yılların ortasından itibaren Demokrat Parti ile hortlayan Sünni-İslamcılıktan dolayı Aleviler sol hareketin ve CHP'nin içinde kendisine güvenli bir alan inşa etmeye çalıştı. Laiklik onlar için bir güven teşkil ediyordu. Bundan dolayıdır ki; 1970'li yıllarından sonunda Milliyetçi Cephe tarafından katliamlara maruz kalmışlardır.
İşte bu derleme kitapta tüm bu konulara can alıcı noktalardan değiniliyor. Yakın tarih okuması yapanlar bilgileri tazeleme açısından güzel bir eser.
Toplumsal Hareketlerin Asrı