İnsanların bu eseri sevmelerinin ya da sevmemelerinin kendilerince sebepleri vardır mutlaka. Her kitaba bir beklenti ile baslariz bazıları altında kalır bazıları ise şaşırtıcı derecede üstünde. Benim için ikinci seçenek geçerli olsa gerek. Aşk ve sadakatsizlik ekseninde bir yerlerde yolumu kaybedeceğimi düşünürken kitap alıp o kadar farklı bir yerlere goturdu ki hala da o yerlerden çıkabilmis değilim. Aşk belki de okuyucuların kitabı tercih etmesindeki en geçerli sebep olsa da beni etkileyen kısım felsefi boyutu oldu. Hafiflemek için çabalarken bazı şeylerin ağırlığı altında kalmak, ömür boyu varoluşumuz üzerine kafa yorarken aslında bir kitsch yaşadığımızı farketmek. Tomas, Tereza, Sabina ve Franz etrafında dönen olaylar bize hayatı çok farklı açıdan bakmamızı da sağlıyor aynı zamanda. Yazarın dili o kadar güzel ki arada araya girip açıklamalar yapması dahi eserin kalitesini hiçbir sekilde etkilemiyor. Hayvanlar ile ilgili tespitler ise oldukça farklı bir bakış açısı ve insanın içine, taa derinlerde bir yere dokunan türden.
Rusların Prag'a uyguladığı komünist baski ve dönemin bazı tarihi olaylari da yine gözler önüne seriliyor. Olayların geçtiği dönemin Prag Baharı döneminde olması da bu dönemin oldukça çarpıcı bir şekilde anlatılması açısından bir tesadüf olmasa gerek. Daha önceden okumuş olmayı isterdim. Okuyuculara çok şey katan bir kitap. Mutlaka okunmalı...