Gönderi

Suat Derviş'in Sesini Duymak İstedim
7/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Yazarın adını ilk duyduğum anda onu okumaya karar vermiştim. 20. yüzyılın başında bir Türk kadın yazar (aslında "muharrir" demek isterdim) neler yazmış, nasıl yazmış çok merak etmiştim. Diline hayran kaldım. Kaybettiğimiz ne güzel kelimelerimiz varmış diye düşündüm üzüldüm. Bilinen otuz bir romanı olmasına rağmen, yalnızca ikisinin kitap olarak basıldığını öğrenmek çok üzücü. Behçet Necatigil’e yazdığı mektupta, “Eğer kendim bastırmazsam yaşarken basıldıklarını göremeyeceğim,” demiş. Ne acı… Nüfustaki adının Hatice Saadet olduğunu öğrenince düşündüm: Acaba, kendisinden bir yüzyıl önce Avrupa’da yaşamış pek çok kadın yazar gibi, o da mı erkek adı gibi algılanabilecek bir isim seçmişti? Ancak bu varsayımı Serdar Soydan gibi yazarı yakından tanıyan bir araştırmacı doğrulamıyor. Ona göre Suat Derviş’in takma ad kullanma sebebi çoğunlukla politik baskı değil; farklı yayınlarda aynı zaman diliminde yazabilmek ve bazen de edebi-popüler ayrımı gözetmekti—tıpkı Peyami Safa’nın “Server Bedi” kimliğiyle yazdığı gibi. Bu okuduğum ilk romanı, yazarı tanımak için elbette yeterli değil. Zaten kendisi de daha sonraki yıllarda bu ilk romanı hakkında küçümseyici cümleler kurmuş. Romanın aşk teması ne benim ruhuma ne de zamanın ruhuna hitap etti. Ama öyle şahane bir dili var ki, bu dil olmasa içeriği okumaya devam etmezdim. Anlatımındaki derinlik hayranlık uyandırıcıydı. Bu yüzden sonraki yıllarda neler yazdığını şiddetle merak ediyorum. Bir de, anladığım kadarıyla yaşamını kazanmak için yazmış. Bu da onu, para kazanma imkânı olan temaları işlemeye yönlendirmiştir belki. Ama bana kalırsa, iyi bir yazar para için de yazsa iyi yazardır. Bkz. Dostoyevski.
Kara KitapSuat Derviş · Oğlak Yayınları · 1996313 okunma
·
43 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.