Kara Kitap

Suat Derviş
Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
70
Basım Tarihi:
1996
İlk Yayın Tarihi:
1921
Yayınevi:
Oğlak Yayınları
ISBN:
9789753291187
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·70 syf.··
2021 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2021 23:22
Tek puan kırdığım yer daha uzun olmaması :( Hasan ve Şadan'ın ilişkisi (ya da bütün kitap) daha detaylı anlatılsa mükemmel olurdu, böylece karakterleri ve olayları daha içselleştirerek okuyabilirdik.
Edebiyat
Kara KitapSuat Derviş · Oğlak Yayınları · 1996313 okunma
6/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
Gotik edebiyat denilince Türk edebiyatının akla gelen ismidir Suat Derviş. Gotik tür, edebiyatta kendisini korku arka fonu ile gösterir. Bu korku, fantastik hikayeler ile ve kimi zaman da doğa üstü olaylar ile ortaya çıkmaktadır. Gotik türde hakim olan kavram karanlık ve derin kişilik çatışmalarıdır. Bu kitapta gotik edebiyat kapsamında ele alınabilecek dört eseri Kara Kitap, Ne Bir ses...Ne Bir Nefes, Buhran Gecesi ve Fatma'nın Günahı bir kitapta birleştirilmiş. Dört kadının hikayesinin anlatıldığı dört eser. Hasta bir genç kız olan Şadan, güzelliğinden dolayı acı çeken Fatma, bir babayla oğlu arasında kalan Zeliha ve kocasına çok aşık olan Zehra... Kitapta epeyce Osmanlıca sözcük olduğundan kitabın sonunda da bu kelimelerle ilgili geniş bir sözlük de var.
Kara KitapSuat Derviş · Oğlak Yayınları · 1996313 okunma
Suat Derviş'in Sesini Duymak İstedim
7/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Yazarın adını ilk duyduğum anda onu okumaya karar vermiştim. 20. yüzyılın başında bir Türk kadın yazar (aslında "muharrir" demek isterdim) neler yazmış, nasıl yazmış çok merak etmiştim. Diline hayran kaldım. Kaybettiğimiz ne güzel kelimelerimiz varmış diye düşündüm üzüldüm. Bilinen otuz bir romanı olmasına rağmen, yalnızca ikisinin kitap olarak basıldığını öğrenmek çok üzücü. Behçet Necatigil’e yazdığı mektupta, “Eğer kendim bastırmazsam yaşarken basıldıklarını göremeyeceğim,” demiş. Ne acı… Nüfustaki adının Hatice Saadet olduğunu öğrenince düşündüm: Acaba, kendisinden bir yüzyıl önce Avrupa’da yaşamış pek çok kadın yazar gibi, o da mı erkek adı gibi algılanabilecek bir isim seçmişti? Ancak bu varsayımı Serdar Soydan gibi yazarı yakından tanıyan bir araştırmacı doğrulamıyor. Ona göre Suat Derviş’in takma ad kullanma sebebi çoğunlukla politik baskı değil; farklı yayınlarda aynı zaman diliminde yazabilmek ve bazen de edebi-popüler ayrımı gözetmekti—tıpkı Peyami Safa’nın “Server Bedi” kimliğiyle yazdığı gibi. Bu okuduğum ilk romanı, yazarı tanımak için elbette yeterli değil. Zaten kendisi de daha sonraki yıllarda bu ilk romanı hakkında küçümseyici cümleler kurmuş. Romanın aşk teması ne benim ruhuma ne de zamanın ruhuna hitap etti. Ama öyle şahane bir dili var ki, bu dil olmasa içeriği okumaya devam etmezdim. Anlatımındaki derinlik hayranlık uyandırıcıydı. Bu yüzden sonraki yıllarda neler yazdığını şiddetle merak ediyorum. Bir de, anladığım kadarıyla yaşamını kazanmak için yazmış. Bu da onu, para kazanma imkânı olan temaları işlemeye yönlendirmiştir belki. Ama bana kalırsa, iyi bir yazar para için de yazsa iyi yazardır. Bkz. Dostoyevski.
Kara KitapSuat Derviş · Oğlak Yayınları · 1996313 okunma
10/10
·312 syf.·
2022 31. kitabı
Merhaba arkadaşlar, Suat Dervişten okuduğum ilk eseri üzerine biraz konuşmak istiyorum. Elimde olan bu kitap dört ayrı öyküden oluşuyor ( en sevdiğim ne bir ses, ne bir nefes) hayal ile gerçeğin, gerçek aşkın ve vasat aşkın ayırt edilemediği fantastik ögelerin yanında romantik özellikler taşıyan muazzam psikolojik bir eser. Hazmı zor ve ben hazmetmek istemiyorum insan kustuğu yemeğin tadını hatırlamaz nihayetinde.. İtiraf etmeliyim ki ; ben şu koca kâinatta en çok aşık olmuş, sevmiş kadınları benimsedim/özümsedim aşkı iliklerine kadar yaşayıp sevilmeyen kadınları, kıskanç öfkeli, hırslı kadınları topluma baş kaldıran ve iğrelti bir topluma rağmen varolma çabası veren kadınları ve en önemlisi yaşama bağlı u/mutsuz kadınları benimsedim.. Not : ola ki konu inceleme vs vs ilginizi çekmez 19 yaşında yazıldığı için bile şans verilmesi gerekenlerden olduğunu düşündüğüm bu kitap okunmalı!
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma
6/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2017 30. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2017 18:47
İlk eseri olan 'Kara kitap' ı çocuk sayılacak yaşta yazmış olan, Osmanlı son döneminde ve Cumhuriyet sonrasında yaşamış bir kadın yazarımızı daha önce tanımamış olmanın verdiği utançla okudum bu kitabı. İçinde uzun hikaye niteliğinde dört eser mevcut. Tüm eserler Osmanlıca yazılmış olduğundan çeviri yapılmış, bununla birlikte yeni Türkçede tam karşılığını bulamayacak kelimeler olduğu gibi bırakılmış ve kitap sonuna bir osmanlıca sözlük yerleştirilmiş. Ne de iyi yapılmış, böylece şairane ifadeler bize ulaşabilmiş. Bugün bize çok uzak bir diyarmış gibi gelen, bambaşka bir kültürü anlatıyor. Zarif, edebi, şairane ifadeye sahip. Olay örgüsü çok geniş olmamakla birlikte kişilerin duyguları, düşünceleri, haleti ruhiyeleri uzun uzun, çok çeşitli betimlemelerle veriliyor. Daha çok vehimler, korkular, kaygılar üzerine yoğunlaşıyor. Gotik sevenler için tavsiye edilebilir.
Siyaset
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma
8/10
·296 syf.··
2019 99. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2019 22:16
Kara Kitap, içerisinde dört roman bulunan bir eser. Bunlar "Ne Bir Ses... Ne Bir Nefes...", "Kara Kitap", "Buhran Gecesi" ve "Fatma'nın Günahı" isimli eserler. İçerisinde fantastik insanların, hayaletlerin bulunduğu, esrarengiz olayların yaşandığı, korku türünde yazılmış eserlerde, dört farklı kadının hikayesi anlatılıyor. Korku - Gerilim türünde eserleri okumayı sevenlerin, bu kitabı beğeneceğini düşünüyorum. Suat Derviş bu dört eseri yazdığında yirmi yaşında bile değilmiş. Yirmi yaşına gelmeden bu kadar başarılı eserler sunan bir yazarın, diğer eserlerini de merak ediyorum. Daha önce "Fosforlu Cevriye" ve "Ankara Mahpusu" eserlerini okumuştum. İkisini de çok beğenmiştim. Bu kitaptan sonra, okuma listeme diğer eserlerini de ekledim. Kitaba yazılmış "Sunuş", "Önsöz" bölümlerini, eseri bitirdikten sonra okumanızı öneririm. Hikayedeki en önemli yerleri, söylenmemesi gereken en önemli olayları pat diye söyleyiveriyorlar. İyi okumalar...
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma
Puan vermedi·312 syf.·
2021 71. kitabı
Suat Derviş'in yazdığı ilk roman kara kitap.Ondokuz yaşında yazdığı bu kitabı diğerleri kadar sevemesemde yazdığı yaşı göz önünde bulundurursak oldukça başarılı.Kitap dört romanın birleşmesinden oluşuyor.Suat Derviş okumaya bu kitaptan başlarsanız devamını getiremeyebilirsiniz.Tavsiyem birkaç romanını okuyup yazarı anlayıp bu kitabı okumanızdır.
Edebiyat
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2021 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 09:47
Sevgili @osmanbalcigil' in 'İpek Sabahlık' eseriyle tanıdığım Suat DERVİŞ' in ilk kitabı olan Kara Kitap ile karşınızdayım. Çok küçük yaşlarda yazdığı ve daha önce hiç yayınlanmamış 'Ne Bir Ses... Ne Bir Nefes...' - 'Buhran Gecesi' ve 'Fatma'nın Günahı' adlı romanların da yer aldığı bir kitap. Tüm eserler Osmanlıca' dan çevrildiği için kitap arkasında bulunan sözlüğe bol bol bakmak durumunda kaldım. Ve bu benim için ara ara kitaptan kopmama sebep oldu. Ayrıca kitapta sunuş/önsöz bölümü var benim gibi hemen okumayın o kısmı çünkü kitapta önemli yerleri söylediği için biraz hayal kırıklığı oluyor. Gotik tarzda yazılan bu eseri çok beğendiğim söylenemez ama o dönemde, o yaşta böyle bir tür yazmış olduğu için bile okunmayı hakediyor bence. Ben aynı yazara ait Fosforlu Cevriye ile devam ediyorum. Kitaplarla ve sağlıkla kalınız efendim. (2021/18)
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2018 00:00
Üç kitap bir arada yayınlanmış Her biri birbirinden etkileyici iDramatik özgün olaylar silsilesi adeta .Kadınların o dönemde yaşadığı hüzünlü hayatlar aşklar ızdıraplar dile getirilimiş..Her zaman çok sevenin acı çektiği ve felakete uğradığı anlatılmış.
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2022 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2022 11:44
Suat Dervis'in ilk dönem eserleri, dört roman bir arada : Buhran Gecesi,Kara Kitap, Bir Ses...Bir Nefes ve Fatma'nin Günahı. Ortak özellikleri hepsi kadın hikayesi, hepsinde de karanlık ve duygusal yönlerin olması. Özellikle "gotik" özellikler ziyadesiyle mevcut. Kapalı, sisli havalar, uçuşan perdeler,mum ışığı, karanlık odalar ve koridorlar....gibi. Osmanlı Imparatorluğu döneminde yazmaya başlayıp, Cumhuriyet'te de devam eden bir kadın yazar için oldukça cesur romanlar. Karakterlerin psikolojik özellikleri çok derin anlatılmış. Onlarla birlikte bu duyguları okuyan kişi de yakından hissediyor. Zaten Mehmet Rauf Suat Dervis'in en çok etkilendiği yönlendirmesine izin verdiği yazarımızdır ki kendisi ilk psikolojik roman kabul edilen Eylül 'ün de yazarı. Ileri de daha toplumsal içerikli romanlar, öyküler yazacak olan Suat Derviş ilk adımlarını da görüldüğü gibi çok sağlam atmis. Kendisinden hoşlanan Nazım Hikmet'in de edebiyat dünyasında tanınmasını sağlayan kişi olduğunu da eklemeden gecmeyelim. (Kendisi her ne kadar buna kızsa ve çok utansa da. Zira Ziya Osman Saba çok övmüş bu da Suat Dervis'in çok utanmasina neden olmuş.Ne tatlı!!!) Ben bu dört roman içinde en çok Bir Ses...Bir Nefes'i beğendim. Dili dönemin özelliklerini taşıdığı için biraz agir gelebilir ama kitabın arkasında küçük bir sözlük var. Yine yayina hazırlayan Serdar Soydan'in bir sunuş yazısı da mevcut. Zaman içerisinde unutturulmaya çalışılan kadın yazarların böyle günyüzüne çıkması çok değerli. Bir yazar okundukça yaşar. Suat Derviş de yaşamaya devam ediyor.
Kara KitapSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022313 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.