İnsan çok kendinden kaçarken yakalanır geçmişe
Puan vermedi·330 syf.··
2025 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 09:21
''İnsan en çok kendini saklar bazen. Ve en çok kendinden kaçarken yakalanır geçmişe.'' Bir cinayet haberi ile başlayan hikaye, yalnızlığı ve travmaların yükünü içinde taşıyan bir adamın hayat öyküsüne dönüşür. Ahmet Arslan sessiz bir köyde yalnız yaşayan geçmişi sırlarla dolu bir adamdır. Kardeşinin hikayesini dinlediğimizi zannettiğimiz sayfalarda aslında kendi hikayesiyle tanışıyoruz. Eser boyunca sadece bir cinayetin peşine düşmüyor aynı zamanda Ahmet'in yalnızlığa hapsolmuş geçmişini ve travmalarını okuyoruz. Kitapta müthiş psikolojik tespitler var. Bizim eser boyunca Ahmet Arslan olarak bildiğimiz Mehmet Arslan aslında sadece kimliğini değil kişiliğini de değiştiriyor.(Bundan sonraki kısımlarda Ahmet'ten gerçek adı olan Mehmet diye bahsedeceğim.) Mehmet'in içinde bulunduğu mekanlar aslında kişiliğini yansıtıyor. Mehmet sürekli kalabalıktan kaçan kapalı mekanlarda yer alan bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Hatta Arzu'nun davetinde herkes iç içeyken sürekli yalnız kalacağı bir köşe araması onun ruh halinin mekanlara yansımasıdır. Kapalı ve izole alanlar... Bunlar bir tercih değil iç dünyanın yansımasıdır. Mehmet'in yaşadığı ilk travma ailesiyle birlikte geçirdiği kazada hem annesini hem babasını hem de ikiz kardeşini kaybetmesidir. Bu ilk travmadan sonra yaşadığı ikinci büyük travma ise büyük aşkıyla tam kavuşacakken haksız yere yıllarca esir kalması ve bu esaretin artından tam Ludmilla'yla yüzleştikten sonra yolda yürürken atın çifte atması ile yaşadığı yaralanmadır. Böylece Mehmet sadece psikolojik olarak değil fiziksel ve ruhsal olarak da darbe yemiş olur. Bütün bu yaşadıklarından sonra Mehmet duygu sığlığı yaşamaya başlar. Daha ilk sayfalarında Arzu'nun, arkadaşı olmasına rağmen bir cinayete kurban gitmesi, Mehmet'in ölümün karşısında bile kayıtsız kalışı onun artık duygularla bağ kuramayan birine dönüştüğünü gösterir. Rüyalarda gördüğü at sembolü ise geçmişinden gelen acıların hala zihninde yankılandığının kanıtıdır. Özellikle gazeteci kızın eline dokunduktan sonra at rüyasını görmesi yıllardır kimsenin temas etmediği bu adamın bir anda savunmasız hissetmesi ile ilgilidir. Ayrıca Mehmet'in takıntılı biçimde düzen isteği, kitap rafları, kıyafetleri hava derecelerine göre ayırması ise OKB belirtileri taşımaktadır. Hayatını kontrol altında tutmaya çalışarak aslında içindeki karmaşayı bastırmaya çalışmaktadır. Ama unuttuğu bir şey vardır. Bastırmak yok etmek değildir. ''İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı.'' cümlesinden ilham alınarak yazılan bu kitap aslında bize bazen ne kadar saklasan da kaçamayacağını işaret eder. Mehmet de kaçamamıştır. Duygularını bastırarak yaşamış hissizleşmiş bir adam bile aşkın etkisi altına girmekten kurtulamamıştır. İşte bu çelişki onun bütün yaşadıklarına ve her şeye rağmen hala bir insan olduğunu hatırlatır bize. Aslında bu kardeşinin hikayesi değil hasarlı bir ruhun sessiz bir çığlığın romanıdır.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,5bin okunma
·
3.729 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tebrikler güzel inecelemeniz için hocam.
Zeynep D.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 🌸