·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Nisan 2025 14:04 1934 yılında Peyami Safa tarafından dilimize çevirisi olan 'Açlık' ı Knut Hamsun kaleme alırken, neredeyse başından sonuna kadar kendi yaşanmışlarından bahsetmiştir. Bir kez dahi adı geçmeyen erkek karakter, dergi, gazete vb yerlere yazılar yazarak hayatını idame ettirecek finansal kaynağı elde etmeye çalışsa da bu konuda pek başarılı olamıyor.
Haftalarca yıkanmamış, eski püskü kıyafetleri, günlerce bir yudum dahi yemek gitmemiş midesinin isyanını bastırmak için ağzında talaş çiğneyen, sefaletin dibinde olduğu halde onurundan asla ödün vermeyen biridir isimsiz karakterimiz. Onurundan kimseden yardım isteyemezken, dilenciye para bulmak için çırpınan, tükürüğüyle kıyafetlerinin kirini silenden yine isimsiz karakterimizdir.
Parasızlıktan rehin bıraktığı yeleğinin cebinde unuttuğu kalemini almak için geldiği rehine dükkânınında:
“Değersiz bir şey gerçi, fakat benim şu yeryüzündeki yerimi aşağı yukarı bu kalem sağladı; hayattaki yerimi, ben adeta ona borçluyum.” sarf ettiği bu sözler, onurlu adamın aynı zamanda hassas bir ruha sahip olduğu kanıtıdır.
Açlıktan biçare kâh bi kiralık odada, kâh ormanda, yollarda hiçbir sorunu yokmuş, 'karnı tok sırtı pek' miş gibi bir duruş sergilese de, 'neden sefil haldeyim' i de sorgulamadan yapamıyor.
Sefil ve aç birinin, iyi ya da kötü İNSAN olma arasındaki gel gitlerinde, ruhunun derinliklerine inen analizleriyle kendini okutan harikulade bir eser.