3000 yılında rüya görmek yasaktı.
Düşünsenize… Uyuyorsunuz ama rüya görmeniz bile suç sayılıyor.
Çünkü rüya, hayal demek… umut demek… özgürlük demek.
Ve karanlık, en çok bundan korkuyor.
Dünya artık bizim bildiğimiz dünya değil.
Herkes yeteneklerine göre ayrılmış, gezegenin başında Marvinos gezegeninin baskıcı sistemi var.
İyilikle karanlığın savaşı bitmemiş.
Bir zamanlar dünyaya gelen Severanos halkı, insanlarla bağ kurmuş.
Bu bağdan doğan “melezler” şimdi tehlikede çünkü onların kanı özel
Ve bazı insanlar hâlâ direniyor…
Lara mesela. Rüya görebiliyor.
Üstelik rüyalarında hiç tanımadığı biriyle konuşuyor: Cenk.
Başta sıradan bir rüya sanıyor ama zamanla anlıyor ki bu bir telepati.
Ve belki de her şeyin başlangıcı.
Cassandra’nın ihanetiyle dünya karanlığa gömülmüşken, Lara ve Cenk’in yolları kesişiyor.
Bir avuç insanla birlikte, yeniden umut olmaya çalışıyorlar.
Fantastik bir evren, sade bir anlatım…
“Dünya’nın Son Işığı” hem karakterleriyle hem evren kurgusuyla sürükleyici bir başlangıç kitabı olmuş.
Serinin devamını merak etmemek elde değil.
Peki sizce karanlığa karşı savaş kazanılabilir mi,
yoksa umut sonsuza kadar yasaklanacak mı?