Öncelikle ben dobra bir insanım konusacam da konusacam durmadan sovücem üzgünüm, girişten haberiniz olsun.
Bu kitabın adı fikrimce Kıçlar ve Kinler olmalıydı. Çünkü kitapta raven yok suikastçı hiç yok. Ama bolca kıç ve bolca kin var, dolayısıyla ilk madde: yazar ismi yanlış seçmiş.
Ana karakterimiz Rowenan la Blanc. (evet, la Blanc… sanki duş jeli markası) 4. bölümde itibaren defalarca kıçının üstüne düşerek ben geldim diyor. Sayfalar arasında zıplayan bir gerilim yok ama kıç bol. Kıç kelimesini niye bu kadar seviyor yazar anlamadım ama bayılıyor, bundan emin olabilirsiniz. "Kıçımı ye" "kıçını kaldir" "kıçıma sor" "kıçı üstüne düştü" "kıç üstü dusmeden" YA ANLADİK ROWENAN KIÇ VALLAHİ TAMAM KIÇIN EN BÜYÜĞÜ SENDE SUSSS ARTİK SUS ÖLDÜRDUN KENDİNİ SUS!! ikinci madde: Selin hanım kıçları rahat biraksin.
Erkeklerin şuurunu kaybettiği çingene Rowenan zaten hayatımda okuduğum en düşük bilişsel ve duygusal işlem kapasitesine sahip organizmaydı. Üzgünüm ama belediyenin kanalizasyonuna düşmüş, orada fermante olmuş, sonra da kendi kendine evrim geçirip lağım fareleriyle aile kurmuş bir kaka topunun bile daha gelişmiş yürütücü işlevlere, sosyal bilişe ve psikolojik esnekliğie sahip olduğunu söyleyebilirim. Hatta o kaka topu, Rowenan’a göre daha empatik, daha mantıklı ve daha saygıdeğer bir bireydir. Kızın hiçbir cümlesine katlanamamaya başladım bir yerden sonra. Yelloz mu yelloz, çenesi düşük, gözü sürmeli, kaşı havada bir cadaloz. Hani var ya, sabah uyanır uyanmaz kendine laf sokacak birini arayan tiplerden. Gözlerini süzerek yürüo, sanki podyum onun, dünya geri kalan herkesin. Nazlı dilber değil, nazla döven dilber. Yürürken kırıtır, bilezikleri kolundan değil, egosundan şıngırdar. Saçını öyle bir savurur ki, bir kuaför kriz geçirir, bir kuş yuva yapar oraya. Gülüşüyle bardak çatlatır. KORKUNÇTU HALA AKLIMA GELİR YÜREĞİM ÇIRPINIYO. Üçüncü madde: Rowenanin kaninda hangi ırkın oldugunu aranizda irkci bir erzurumlu varsa anlar.
Kant Tenebris errrrkeğimiz birkaç r ile dikkat ederseniz. Kant Tenebris... Bu isimle doğan biri ya antik kehanet ya da en azından ınstada tarot bakmalıydı ama biz neyle karşılaşıyoruz? Suikastçı eğitimcisi olmasına rağmen ölüm işareti taşıyor. Yani hem hoca hem de sınıfta kalmış gibi bir şey. Rowenan da ölüm işaretini görüyor diye kasıyor. E sen işaretlenmişsin birisin be adam, kiz seni ifsa etmekle tehdit ediyor, sen de zaten suikastçısın, işin bu, öldürsene kızı? Ama yok, önce sokakta hançer çalınıyo, sonra dram yaşanıyo, sonra kızla karşılaşılsın nefretten aşka falan fıstık. Birbirlerinden nefret ediyorlar ama dokununca elektrik çarpıyor (ya da yazar öyle sanıyor) Kant, Rowenana dokunan çocuğun elini kırıyor. Kırıyor ama neden? Kıza sevgisini böyle mi gösteriyor? Romantizmim şiddet temelli çünkü bu kitap karanlık deyip geçilmiş. Üstelik karakterin geçmişi de travma yaşadı, o yüzden kötü formülüyle kopyala-yapıştır yapılmış ama bu iş böyle yapılmıyor bilesiniz. Dördüncü madde: kant tenebris bu isimle suikastciligi biraksin liselere felsefeci olarak atansin, zaten meb 1800 dincinin yaninda felsefeci atamadi cok.
Raven akademisi evet vay canına. Akademi dediysek Hogwarts falan sanmayın, daha çok mahalle arasında bir kuaför olur ya kaşınızı sk gibi yapar bırakır oralara benziyor. Merdiven altı ölümcül eğitim merkezi. Krallık koca bir boşluk, iki suikastçıya emanet etmişler krallığı. Umarım ölmezsiniz modunda takılıyolar. Mezun olanlar pttde kurye falan oluyor muhtemelen. Vatandaş Hüseyin sabah işe gidiyor, sokakta akademi suikastçısı geliyor: günaydın Hüseyin bey, vergi borcunuzu geç ödemişsiniz. BUM! Ölüm işareti. Hüseyin hâlâ elinde poğaça, neye uğradığını şaşırmış. Kitapta anlatılmadığı için böyle olduğunu düşündüm ben, yazar hanım okuyucu zihnine mi bırakmış ne yapmış bilmiyorum akademi tam olarak ne işe yarıyor anlatmadığı için herhalde böyledir diyorum. Yani bu sistemle markete gidip domatesin fiyatına isyan etsen, ertesi gün kafanda bir kurukafa çıkıyor. Ölüm sebebi de etik olmayan indirim sorgulaması. Ya da Raven Akademisi'nin tweetini beğenmemişseniz falan. Besinci madde: akademinin altı doldurulmamis
PEKİ Diyaloglar? Abla lütfen... YA SAL LÜTFEN SAL YALVARIRIM DUR ARTIK
Yazar belli ki klavyenin smut sahneler yazmak için geçmiş, parmaklar hazır, ekran parlaklığı kısılmış, perde çekilmiş, ama bir anda odanın kapısı gıcırdayarak açılmış. İçeri bir aile ferdi mi girmiş? bir anda panikle aaa şey... öpüşmediler de çarpıştılar... hani... burunları demeye başlamış. Gömleğini yavaşça... eee... ütüledi? Aaa ayıp olur deyip hızlıca kelimeleri sansürleyip cringe esprilere dönmüş. Ama o kelimelerin utangaçlığını satırlarda hissediyorsun, yazmamış ama yazmak istemiş. Ortaya kötü bir şey çıkmış. Altıncı madde: yazar utangac ama icten ice cinsel muhabbetlere girmeyi sevio
bide yer isimleri olsun kişi isimleri olsun bütün isimler ingilizce olduğundan ingiltereymiş gibi de düşünebilrisiniz zaten evreni anlattığı tek sayfa yok canınız nereyi istiyorsa orası olarak hayal edebilirsiniz. mesela ben birleşik arap emirlikleri şeklinde hayal ettim. İşte bir yazarın okuyucusuna özgürlük tanıması böyle bir şey. Altinci madde: yazar fantastik yazmis ama fantaziyi fazla kacirinca bize bilgi vermeyi unutmus
Eğitim sahneleri... Evet kabul, oralar yer yer güzeldi. Ama onun dışında kitap tam anlamıyla bok gbydi üzgnm. Yedinci madde: egitim sahneleri iyi, dövüş betimlemeleri, taktikler vesaire
Bu kitaba 2 puan değil, 1 kıç 1 kıyamet puanı veriyorum. Rowenan bir gün kıçının üstüne düşerken içgörü kazanır ve ben ne yapıyorum ya der umarım. Kant da belki bir terapiye başlar. Ve yazar… yazar lütfen ya smut yaz ya da mantıklı kurgu. İkisini de yapamıyorsan, belki başka bir şey dene. Mesela kıçsız bir roman?
Merak edenler için okuduğum yere kadar yaşanan olaylar: (etmeyin lüzum yok)
Kızımız, aile intikamı falan diyordu başta, ama sanırım gerçekten unuttum çünkü baştaki gevelemeleri o kadar boş ki. Bir iki laf etmişti sadece babası bunla abisini hazırlamıştı eğitmişti kız da 17 yaşında bu arada, ama uğrunda yaptıkları düşünülmemiş saçma şeylerdi zaten yakalanıp duruyor sonra kimse de bir şey demiyordu, evet güvenlik hat safhada. Sonra bir baktık, akademiye gelmek istiyor. Millette bir ölüm işareti var, tamam mı bu işareti gördüğün kişinin ya kafası uçuyor, ya da ceketini beğendiği için salak gibi öldürülüyor. Neden mi? Yok, sorgulama, sadece kabul et. Ve sonra bir gün geliyorlar, seni işaretliyorlar. Bunun kellesi para ediyor, diyorlar. Sonra salıyorlar, gidip öldürmenizi bekliyorlar bu arada birinin ölüm işareti varsa hem artık bundan bir bok olmaz diyorlar artık ihanetçisin işte hiçbir işe yaramıyon diyorlar hem de kellen para ediyor falan. Burada anlık kafayı sıyırıyorsun, eğer kelle para ediyorsa, neden boyasız bir şekilde öldürmüyorsunuz? Ama hayır, işte bu işlemden sonra seni bayıra salıyorlar, inekleri gibi orada herkes otluyor. Kitap boyunca kızımız, bu işaretli heriflerden biriyle hem aşk yaşıyor, hem nefret ediyor, hem de evet, ben eğitim alıyorum, ama bir noktada kafamı duvara vurup çıldırabilirim diye düşünüyor. At arabası yolda mola verirken, bir adam dövülüyor. O kadar dövülmüş ki, bir anda Rowenan şok. Dövülen adam bir şekilde Rowenan’ın kılıcını çalmayı başarıyor. Adam birden hızla kaçmaya başlıyor. Rowenan hemen kovalamaya başlıyor, sonunda yakaladığında neyle karşılaşıyor? O kadar şaşkın ki, neredeyse yere düşecek. Adamın eşgalde Raven Akademisinin ölüm işareti var. Yani demek ki akademi öyle her önüne geleni değil, direkt avlamak için bırakıyo. Rowenan sonra akademiye varıyor, herkesi ziyo egosuyla yürüyo yazar burada kızım güçlü biri izlenimini vermey eçalışırkenara sokakta sakızı eşek gibi geviş getire getire çiğneyen adidas kapşonlu şişko ve sarkık memeli bir kız vibeı yakalıyo. Ama bir gün silah dersine geç kalıyor. Tabikide eğitimcimisle ar damarı çatlatan bir dizi muhabbet dönüyor burada Amerikan gençlik lise dizilerine ışınlanıyoz. O kılıcı çalıp kaçan adamı eğitmen olarak karşısında buluyor diyor hasktir bu o. Seni ispiklerim bilesin ha, la la lom diye gülerek geçiyor ama kimseye bir şey demiyor. Adamı da öldürmüyor ama bir yandan da adamdan nefret ediyor, nefretin nedeni yok sadece kız gıcık olduğu için. YANİ NEFRETTEN AŞKA YAZICAM DİYE KENDİNİ ORTA YERİNDEN ÇATLATMIŞ YAZAR. Adam da çaktırmadan geri çekiliyor, aman, bu cadaloz benim sırrımı ifşa eder, yoksa bir tane çakacağım ama o da sonum olabilir,' diye düşünüyor. Sonra arada bolca kıç diyaloğu var falan sonlara kadar dersler diye geçiyor her şey eski zamanlar gibi, şövalyeler, kılıçlar, zindanlar, ama bir yandan da her şey bir yapay zeka simülasyonu var tuhaftır ki. Kitapta başka bir olay yok, zaten. Sonuna kadar böyle devam ediyor. Rowenan mal mal yakalanıyor ha tamam geç otur yok bisiy diyip geri yolluyorlar kant zırlıyor rowe ağlıyor bilmem ne İÇİM ŞİŞDİ ÖLDÜM BİTTİM BİN PARÇAYA AYRILDIM BIRAKTIM SONUNU OKMADIM NE SK OLDU BİLMİYORUM MERAK ETMİYORUM KÖTÜYDÜ! Bu kadar kötü bir deneyim sonrasında, ne olmuş, kim ölmüş, kim hayatta kalmış? Hiçbirini bilmiyorum, çünkü beynim bir kenarda acı içinde kıvranıyordu, başka hiçbir şeye odaklanamadım. ÖZÜR DİLERİM SELİN AMA LÜTFEN PUNK57 FALAN YAZ FANTASTİKTEN HAYIR GELMEMİŞ