Bu kitap bir şarkı olsaydı The Cinematic Orchestra’nın To Build A Home şarkısı olurdu. Şarkıda taştan yapılma ahşap zeminli bir evin verdiği sevgi, güven ve sıcaklık
hissi anlatılır. Ama ev artık toz tutmaya mahkûm kalmıştır. Bu ev, şarkıcının sevdiği insanla
kurduğu bağın bir metaforudur. Uzun yıllar süren, sevgiyle inşa edilen ama artık eski hislerin
kalmadığı sonu ayrılıkla biten bir bağ. Şarkıdaki ev bana Uçurtma Avcısı’nda anlatılan
Emir’le Hasan’ın büyüdükleri evi hatırlatıyor. Dostlukları, fedakarlıkları, masumiyetleri
bulundukları evin eşsiz bir anı yeri olmasını sağladı. Ama onlar da zor zamanlara kapılıp
arkadaşlıklarını bitirdiler ve o ev de hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Şarkıda kasvetli
başlayan piyanonun nazikçe yükselmesi onu tamamen depresif bir müzik olmaktan çıkarıyor.
Sanki gelecek için her zaman umut vardır; daha parlak günler olacak der gibi. Tıpkı
Uçurtma Avcısı’nın “Bir gün her şey bitecek ama eninde sonunda bir yerlere evimizi inşa
edeceğiz, en azından birinin kalbine” şeklinde bir his yaşatması gibi.
Şarkıda geçen “And i build a home for you, for me” lirikleri de bana hep kitabın en unutulmaz anında geçen cümleyi anımsatıyor; “Senin için bin tane olsa yakalarım.”
Bu kitabı okumamın üstünden çok
zaman geçti, anlatılan çoğu şeyi hatırlamıyorum bile. Bir değerlendirme yazamam. Ama ne
zaman bu şarkıyı dinlesem kitabı okurken hissettiğim bu duygular canlanıyor. Sadece buraya da yazmak istedim.