Reşat Nuri'den ikinci kitabımı da okudum. Kısa bir kitap olduğu için hemen bitiririm diye düşündüm öyle de oldu açıkçası. Ben kitabı bitirdim ama kitap da beni bitirdi. Reşat Nuri bana göre gözlemleme yeteneği en iyi yazarlardan birisidir. Kitabın neredeyse bir asır önce basıldığında hesaba katarsak hala günümüzde karşılaşabileğimiz karakterlerin karşımıza çıkıyor oluşu yazarın karakter yaratmaktaki maharetini ve insanımızın pek değişim ve gelişim göstermediğine işaret eder. Açıkçası bir okur olarak baş karakterimiz ile aynı duyguları yaşayarak kitabı okudum. Zehra'nın düşünceleri, arzuları, hayalleri ve yaşadıklarının onda bıraktığı daha doğrusu onu dönüştürdüğü dik başlılık ustaca yansıtılmış.
Karakterlerin kaf dağının arkasından gelmediği , hatta malum şahsın bana çevremden birilerini hatırlattığı oldu zaman zaman. Onun haricinde idealist bir adamın zamanla geldiği hal aslında bozuk olan sistemin doğru insanları nasıl bir bataklığa sürüklediğini okumak can yakıcıydı.
Kitabı okumaya devam ederken dürüst ve namuslu bir şekilde yaşayıp gitmek gerçekten bu kadar zor mu diye düşünmeden de edemedim.
Velhasıl kelam kitap sayfa sayısı olarak kısa ama anlattıkları bakımından dopdoluydu. İlk kitap incelemem bu şekildeydi.