Puan vermedi·184 syf.····Okunma: 26 Nisan 2025 13:18 Çoğu zaman romanlarını okuduğum sevgili yazar Ahmet Hamdi ile aramızda dengeli bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Onun işlediği pak hüzün, kelimelere ne tam anlamıyla bir melankoli ne de karamsarlık yüklüyor. Sanki şiirlerinde huzurlu bir hüzün dalgalanıyor. Kitaplarını okurken içimde daima bir mesafeli durma isteği olurdu çünkü Ahmet Hamdi eski ile yeni arasında sıkışmış ve bunu okuyucuya sonuna kadar hissettirmiş bir yazardı. Onun bu arada kalmış ikircikli kelimelerinden sıyrılmış şiirleri daha özgür daha serbest bir Tanpınar dünyası sunuyor bize. Anlaşılmak gibi bir kaygı taşımıyor okuyucunun kaderine bırakıyor kelimeleri. Çünkü şiir yazarken kendini anlamayı başarmış ve sanki en önemlisi de buymuş gibi. Bu tavrı beni derinden etkiledi. Titiz çalışması daha az şiir yazmasına sebep olmuş ama yine de insan keşke bu estetiği böylesine yükseltebilen bir yazar daha çok şiir yazsaydı diye geçiriyor içinden. Bazen zamanın geçip gitmesinden, bazen yalnızlığın durmadan kanayan bir yara oluşundan dem vuruyor.Bazen ölümü mutmain bir tavırla karşılıyor bazen her şeye isyan ediyor. Ama isyanı da ağırbaşlı gibi hissettiriyor. Tam olarak kendini yansıtıyor işte. İnsanın içi, insanın hesaplaşması. Sık sık hocası Yahya Kemal’e benzetiyorlar evet benziyor ama nedense ben okurken daha çok Orhan Veli’yi hatırladım. Aynı duru anlatım ve sükunet. Aynı huzurlu hüzün dalgası, içtenlik ve ağırbaşlılık.
Beş Şehir’de bir şehrin duvarlarına çeşmesine bakmamızı söyleyen geçmişi bir apolet gibi omzunda taşıyan , Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde bıkkın ve mütemadiyen anlaşılmak isteyen hayata absürd bir taraftan alıngan yaklaşan bir karakter yazan ve bu şiirleri yazan Ahmet Hamdi aynı olsa da şair Tanpınar kesinlikle kıymetli.