10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 133. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 21:10
"UÇAN TABUT" “Dünyada anlam arayışının sonu gelmez. Hiçbir şeyin bir anlamı olmak zorunda değildir ve her şeyin bir anlamı vardır. Bu, neredeyse iki zıt önermenin aynı anda doğru olabileceği zemine ise, ‘dünya’ denir.” Savaşın sadece cephede yaşanmadığını, aynı zamanda insanın iç dünyasında da sürdüğünü anlatan etkileyici bir roman. Siz hiç intihar eden gencin son sözleriyle, son mektubuyla başlayıp birbirinin yarasına değe değe devam eden, her kapıda bir sırın aralandığı, neler varmış neler diyip, sarılıp sarmalanıp, ağlaya ağlaya, arafta kalıp, sonsuz bir uykuya daldınız mı? Bir mektupla başlıyor her şey... Bir intihar notuyla. Amerika'da yaşayan Bora'nın İstanbul'daki Selin'e yazdığı bir mektup bu. Biten ama belli ki hala acı veren bir aşkın ardından üç yıl sonra gelen bir intihar. Birçok insan ağzından onların acıklı hikâyelerini dinliyoruz ve bu hikâyeler de birbiriyle iç içe, bağlantılı hikâyeler. Her bölümdeki olaylara kahramanların gözünden bakıyoruz. Her bölüm farklı bir karakterin olaylara bakış açısını belirtese de bir bütün olarak tek bir olguya bağlanıyor. New York’tan yurda getirilen bir cenazenin ekseninde gelişen olaylarda, bir diğerinin hayatının bilmeden, bir meteor çarpmışçasına birbirine etkileyen bir dizi insanın öyküsü… Her öykü ayrı ayrı bir duygu yoğunluğu hissettirdi. İnsan tanımak gibi, benim için de öykü okumak. Kapağını açtığında içine girdiğin birer bina gibi öykülerde. Kapısını arkandan kapatır içerideki odaları tek tek dolaşarak başka hayatlar yaşamaya başlarsın. Bilmediğim bu hayatlar içinde dolaşmak, her birinin acıları, sevdaları, hayal kırıklıkları, beklentileri, birbirine benzeyen ama birbirinden çok farklı yaşadıklarımız. Dışardan bakıldığında aynı hayatları yaşıyor gibi görünsek de, küçük nüanslarla ayrılıyoruz birbirimizden. Aynaların arasında aynılarımızla yaşıyoruz. Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgide yer alıyor tüm ayrıntı. Bora'yı intihara sürükleyen buhranına üzülecek, Saadet teyzenin kendini suçlamasına hak verecek, Selin’in öteki parçası olduğuna inandığı aşkına sahip çıkamamasını biraz kızacak, Nilay’ın asi ruhuna rağmen ablasının acısına ortak olmaya çalışmasını kardeşliğin nasıl kuvvetli bir bağ olduğuna destek olacak, Hikmet’in hayata karşı olan haklı tepkisini anlayacak, Füsun’un babasından intikam almaya çalışırken aslında hatıralarının gün yüzüne çıkmasına tebessüm gösterecek, Didem’in sonunda duymayı başarabildiği iç sesine gıptayla bakacak, Cem’in dostunun arkasından yakarışında gözyaşlarıma hakim olamayacak ve Ömer’in hayatının değişiminde vefanın yerini göreceksiniz. Kitabın en güçlü yönlerinden biri, karakterlerin ruhsal derinliği. Özellikle ana karakterin geçmişiyle yüzleşmesi, kayıplar, travmalar ve suçluluk duygusu çok katmanlı bir şekilde işlenmiş. Okuyucu, sadece bir gözlemci değil; karakterin iç dünyasında dolaşan bir yolcu gibi hissediyor. Birde, kitapta çokça geçen "geç kalma" olgusu var.....ki.... Kendi hayatınızda da var mı bu duygu? Diye düşünmeye başlıyorsunuz... Uçan Tabut, adını metaforik bir göndermeyle alıyor. Gökyüzünde ilerleyen bir savaş uçağının, içinde taşıdığı insanların umutlarını ve korkularını barındıran bir tabuta dönüşmesi… Kitapla Kalın.
Edebiyat
Uçan TabutPınar Eğilmez · Kara Karga Yayınları · 2025808 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.