·181 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Aralık 2024 01:21 "ÇÖLDEKİ İGLO"
"Normalleştirmeye çalıştığım anormalliklerim, çoğunluğa uyup azımsanmayacak şekilde yaptıklarım, yanlış şeritteyken doğru yerdeyim diye ısrar edişlerim… Hep yanılmışım aslında. Yorgunmuşum ben. Dün anladım bunu. Yanılgılar yorgunluğa sebep oluyormuş."
Bazı kitaplar vardır; kapağını açtığınızda sizi önce şaşırtır, sonra düşündürür, en sonunda ise gülümseterek sarsar. Eser, tam da böyle okuma sunuyor bize. Kara mizah, absürdizm ve postmodern anlatım tekniklerini ustalıkla harmanlayan bu kitap Türk edebiyatı içinde cesur ve özgün bir duruş sergiliyor. Sadece bir kurgu olarak değil; aynı zamanda edebiyata, hayata ve yazarlık kimliğine dair bir eleştiri ve parodi olarak da okuyabiliriz.
Sâhi, ev nedir? Dört duvardan oluşan bir yuva mı yoksa yıkıntılar arasında kalan çocukluk mu? Ah o duvarlar... Dinlemeyi bilene neler anlatır neler. Yaşananları öyle bir hapseder ki tuğlalarına, kırk kat boya vurulsa da anıların, acıların hep izi kalır. Loş ışık vurduğunda ortaya çıkan kusurları gibi... Odalarında kim yaşarsa yaşasın, hep bir diğerine siner. Babadan oğula geçen bir lanetmişçesine.
Ev -çoğu zaman-, sığındığımız, ait olduğumuz, iyi ve rahat hissettiğimiz yerdir. Ama bunun, o evin güzelliği, ihtişamı gibi nedenler ile de pek ilgisi yoktur. Tıpkı bu romandaki gibi, belki de hayat yolumuzu belirler ve o hayattan almamız gereken dersleri de bize öğretir.
Romanın anlatıcısı, 900 yaşında siyah bir şato. Bu anlatıcı tercihi, romanın başından itibaren okuru klasik anlatı normlarından uzaklaştırmakta.Bu şato, içinde konuşmanın yasak olduğu, sadece kandillerle aydınlanan, "Yazarlar Yalısı" ya da "Melekler Malikânesi" gibi isimlerle anılan bir yer. Günün birinde, farklı yazarlara gizemli siyah zarflarla davetiyeler gönderiliyor. Amaç? En iyi öyküyü yazmak. Kazanan ise… belki ödülü değil, bedeli alacak. Şato, hem mekân hem gözlemci hem de ironik bir karakter gibi işlev görüyor. Yarışma formatında ilerleyen kurgu, her bir yazarın (Cennet Canımaminnet, Şehmuz Şebek, Şevket İşkembe gibi absürd karakterler) öykü üretme süreciyle birlikte ilerliyor. Her bölümde farklı bir anlatı, farklı bir duygu tonu ve farklı bir bakış açısı sunuluyor. Bu da romanı çok katmanlı ve çoğulcu hale getiriyor. Hayatın anlamına dair bir arayış sunmaktan ziyade, “anlamsızlığın kendisiyle” dalga geçiyor. Karakterler boşlukta yazıyor, konuşmak yasak, ama yazmak serbest. Kazanılan ödül bile aslında bir tür cezaya dönüşüyor. Bu, tam anlamıyla absürd edebiyatın ruhunu taşıyor.
Kütüphane de çalışan Cennet Canımaminnet, yazdığı kitabın aşağılanıp reddedildiği günün sabahında kapıya gelen kargo görevlisi Haşmet Hapşu'dan teslim aldığı kutudan en sevdiği on kitap ve bir mektup çıkar. Arkadaşı Neşe Endişe ile birlikte mektupta yazan adrese doğru yol alırlar ve kendilerini bir şatoda bulurlar. Herkes değişik adlandırılmış odalardan birine girer. Seçtikleri belki de yazgılarıdır. Kendileri gibi Şevket İşkembe, Neslihan Neslitükenmiş, Şehmuz Şebek,Yılmaz Yılar, Güler Gülmez'de gelmişlerdir. Hepsininde burada olma amacı yazarlık yarışması içindir. Tek şart konuşmak yasak yalnızca yazarak iletişim kurabilirler.
Aralarında geçen yazarlık atışmaları hem güldürüp hemde nasıl etkiliyor böyle bizi.
Yazarlık bir yetenek mi, lanet mi?
Yazılan öyküler gerçekten samimi mi, yoksa bir gösteri mi? Bu sorular, romanın ana damarlarından birini oluşturuyor.
Her biri kendi içinde ayrı bir dünya olan karakterlerin, yaşadıkları zorluklar, verdikleri mücadeleler ve kurdukları hayallerle empati kuruyoruz. Karakterlerin iç dünyalarını ustalıkla yansıtarak onların motivasyonlarını, korkularını ve umutlarını derinlemesine anlamamıza olanak tanıyor. Özellikle çölün ortasında bir iglo inşa etme fikriyle yola çıkan ana karakterin sıra dışı azmi ve hayata bakışı, okuyucuyu derinden etkiliyor. Adıyla bile merak uyandıran, okudukça ise bambaşka dünyaların kapılarını aralayan bir roman bu kitap. Çölün sıcak ve kavurucu atmosferi ile iglonun soğuk ve koruyucu yapısı arasındaki bu zıtlık, aslında romanın özü.
İmkansız gibi görünen hayallerin peşinden gitmenin, zorlu koşullarda bile umudu yeşertmenin ve kendi varoluşunu inşa etmenin hikâyesine eşlik etmek istemez misiniz sizde?
Kitapla Kalın.