SİS (NOT: YAZI, BAŞTAN SONA SPOILER İÇERİR!)
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2025 22:12
NOT: YAZI, BAŞTAN SONA SPOILER İÇERİR! Miguel de Unamuno’nun eseri olan Sis, 1914 yılında İspanyol edebiyatının bir ürünüdür. Önsözüyle bile bir varoluş karmaşasının içine çekiyor sizi. Kitabı anlamadan önce oldukça karışık gelen bu eser, anladıktan sonra çorap söküğü gibi akıp gidiyor. Başkahraman Augusto Pérez, ne yapacağını bilemeyen biri olarak yoldan geçen alelade birisine âşık olmasıyla hayatının akışını değiştiriyor. İster istemez kendisini bir varoluş sıkıntısının içinde buluyor ve doğal olarak kendini keşfetmek istiyor. Âşık olduğu kız ise oradaki meşhur piyano hocası Eugenia’dır. Augusto, tanışmak için peşine takılıyor; nerede yaşadığını öğrendikten sonra evin hizmetçisiyle görüşme fırsatı yakalayıp kendini tanıtıyor, sırf Eugenia ile bağlantı kurabilmek için. Daha sonrasında Eugenia’yı kendi çevresine anlatıyor ve şaşırtıcı bir şekilde, kendisi hariç herkesin onu tanıdığını fark ediyor. Bu duruma oldukça şaşırıyor ve çevresinden gelen "o kızla evlenmelisin" baskılarından sonra, kendisinin de körkütük âşık olduğuna inanmaya başlıyor. İlk günlerde kafasını çok sevdiği oyunlara bile veremeyen Augusto, o kızın kesinlikle kendisinin olması gerektiğini düşünüyor. Hayatın ve yaşamanın sebebini bulmuş gibi sevinç dolu günler geçiriyor. Hayat tesadüfleri sevdiği için, Augusto kızın evinin çevresinde gezinirken bir olay sonucu ev halkı tarafından da sevilir. Böylece Eugenia’nın hayatına dair bazı bilgiler öğrenir ve onun için bir şeyler yapmak ister. Tabii bu süreçte, birden kendini herkese âşık zannederek bütün kadınları ilgi odağı haline getirir. Kiminle evlenmek istediğine karar veremez ve çevresindeki farklı kadınlarla evlenmeyi düşünür. Yakın dostu Víctor ile evlilik ve ilişkiler üzerine yaptığı sohbetlerden sonra, evlilik hakkında fikirleri biraz değişir ve özellikle çocuk fikri Augusto için ürkütücü bir hale gelir. İki dost duygularını dürüstçe birbirine aktarır. Augusto'nun hayatındaki tek gerçek dostu ise köpeği Orfeo olur. İnsanlardan beklediği anlayışı ve sevgiyi Orfeo’da bulur. Onunla konuşur, dertleşir, hatta fikir alışverişi yapar gibi düşüncelerini paylaşır. Orfeo sayesinde yalnız hissetmez; onu hem çocuğu hem de dostu gibi görür. Bir noktada, Augusto’nun hayattaki en samimi ilişkisi, sessiz ama içten bir sadakatle bağlı olan Orfeo ile kurduğu bağdır. Eugenia’nın hayatında ise Augusto dışında, kendisinin çok sevdiği "tembel" bir sevgilisi vardır. Eugenia, sevgilisine çok aşık olduğu için Augusto’yu istemez. Ancak sevgilisi Mauricio ile evlenebilmek için Augusto’yu kullanır. Augusto, bu süreçte Eugenia’nın yanı sıra, evlenmek istediği bir diğer kişi olan ütücü kız Rosario üzerinde bir deney yapmak ister. Ancak bu deney istediği gibi sonuçlanmaz. Deneyi eline yüzüne bulaştırır ve hem Eugenia’dan hem de Rosario’dan olur. Her şey çok güzel giderken, aşık olup hayatı tepetaklak olur. Elden avuçtan olan Augusto, Víctor ile dertleşmek ister. Olayı bilen Víctor, Augusto’ya çeşitli fikirler verir, fakat Augusto bu fikirleri beğenmez ve Víctor’un kendisiyle dalga geçtiğini düşünür. Víctor ise baba olduktan sonra bütün düşüncelerinin değiştiğini ve korktuğu sorumluluklarla yüzleşmek zorunda kaldığını belirtir. Sonunda ise Víctor’un "kendi kendini yutacaksın" kuramı gerçekleşmez. Augusto’nun bütün güveni kırılır ve intihar etmek ister. Olay burada daha da ilginçleşir; çünkü Augusto, yaratıcısıyla (yani Miguel de Unamuno ile) konuşma fırsatı yakalar ve onunla hesaplaşır. Ölmekten vazgeçer, hatta yalvarır. Ancak maalesef yazgısı, yaratıcısı tarafından önceden yazılmıştır. Augusto, var olup olmadığını, diri mi yoksa ölü mü olduğunu anlayamadan hayattan hüzünlü bir şekilde ayrılır. Ölürken bile sevdiğini düşündüğü, ama kendisine ihanet eden Eugenia’nın adını sayıklar. Augusto’nun başına ne geldiyse, bu tez canlılığı ve düşünmeden hareket etmesinden gelir. Yukarıda da yazdığım gibi; aşkı ararken, aslında hayatını kaybeder. Sonuç olarak, Sis, okuyucusuna sadece bir aşk hikâyesi sunmaz; aynı zamanda varoluş, kimlik, özgür irade ve yazgı üzerine düşündürür. Unamuno'nun Augusto üzerinden çizdiği portre, hepimizin zaman zaman içine düştüğü kimlik karmaşasına güçlü bir ayna tutar. Kitabı bitirdiğinizde, tıpkı Augusto gibi, kendi varlığınız üzerine de düşünürken buluyorsunuz kendinizi. İlk incelememdi, hislerimi aktarmaya çalıştım. Okuyanlara teşekkür ederim. <3
Edebiyat
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.