8/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli şair ve deneme yazarlarından biri olan Şükrü Erbaş, "Bütün Şiirleri-1" ile karşımızda... Bu eseri 1984 yılında yayımlanan "Küçük Acılar", 1985 yılında yayımlanan "Aykırı Yaşamak", 1986 yılında yayımlanan "Yolculuk" ve 1992 yılında yayımlanan "Kimliksiz Değişim" adlı dört şiir kitabının bir araya getirilmesinden oluşuyor. İlk dönem şiirlerinde oldukça lirik bir dil hakim, kelimelerinin alt metni çok dolu... Anlattıklarının hepsini yaşamış, tüm bu iyi ve kötü hisler başından geçmiş görünüyor. Çocukluk anıları canlanıyor; o dönemden gelen yalnızlığı ve sevgisizliği, yetişkinliğinde yaşamak istediği hayatla arasına bir duvar örüyor. Yetişkinliğine eriştiğinde ise, istediği gibi özgür yaşayamamasının pişmanlığını ve serzenişini okuyoruz. Tüm bunlardan yola çıkarak Şükrü Erbaş'ın ilk dönem şiirlerini barındıran bu kitabın otobiyografik özellikte olduğu görüşündeyim. Yaşadığı, büyüdüğü ve yetişkinliğe ulaştığı Yozgat'ı da çarpıcı bir şekilde bir yolculuğa alet ediyor. O genç döneminde bile sözünü sakınmıyor ve gözlemleriyle gerekli gördüğü alanları çat çat eleştiriyor. Temel olarak kendi ve insanların yalnızlığından dem vuruyor, Şükrü Erbaş'a göre insanlar kendilerini mutsuz eden bir yalnızlık içindedir. Bu yalnızlıkla suskunlaşmakta ve kalplerini sevgiye kapamaktadırlar. Yalnız kalınca anılar insanları buluyor, kendinden giden veya ölen kişileri özlüyorsun. Şairimiz bu yaşamı anlamsız buluyor. İnsanların birbirini yalnızlığından tanıyabileceğini, acıların ve hüzünlerin benzerlik gösterdiğini belirtiyor. Güzel ve mutlu anlarında bile insanları hep tetikte görüyor, onların gerginliğe ve strese alıştığını ifade ediyor. Çocukların yaşama sevincinden uzak, sevgisiz, güvensiz ve rol modeli olmadan büyütülmesini eleştiriyor. İnsanların monoton ve yenilikten uzak bir yaşamı tüm duygularını ve sıkıntılarını gizleyerek sürdürmesini doğru bulmuyor. Erbaş'a göre insanların hayat tarzı, mutluluğun önündeki en büyük engel. İnsanların aşkı, dostlukları, tüm hayatlarını yarım yaşamasına çok kızıyor. Baba korkusuyla, annesinin müsait olamayışıyla mutsuz ve sevgisiz bir çocukluk geçirdiğini anlatıyor. Yalnız hissediyor, sevgiye ve sevilmeye özlem dolu. Düş kurmayı çok önceden bırakıyor, gerçekliğe daha bağlı. Dünyayı bir dış kırıklığı olarak tanımlıyor dizelerinde... Şair ve yazarların yazarak toplumdaki çoğu sorunu çözebileceğine inanıyor. İnsanların bedenlerini süsleyip kalplerini unutmasını tenkit ediyor. İnsan yaşamının monotonlaşmasını, insan ilişkilerinin çıkara dönmesini, yalnızlığın paylaşmayı unutturmasını, tüm o tükenişliği sert bir dille yargılıyor. Umudun ve inanmanın hayatı güzelleştirmediğini belirtiyor. Bazen yorgun hissediyor ve yaşadığı ülkeden uzaklaşmak istiyor bazen de derin bir ayrılık acısı yaşarken buluyor kendini, çok özlüyor. Ayrılıklardan korkuyor. Bazen kararsız kalışı ve ne yapacağını bilememesi, tüm yazdıklarını etkiliyor. Ölümü hatırlatıyor, insanlara bencil olmamasını ve kalplerini sevgiye, paylaşmaya açmasını öğütlüyor. Yozgat'ı öznesine aldığı bir kurguda giriş-gelişme-sonuç paralelinde çocukluğunu, gençliğini ve yetişkinliğini gözler önüne sürerken; tüm bunları etkili bir "yolculuk" metaforunda eritiyor. İyilikten doğan güzel bir dünyanın ve ilişkilerin hayalini kuruyor.
Edebiyat
Bütün Şiirleri 1Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202511,5bin okunma
··
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.