Samipaşazade Sezai' nin Sergüzeşt 'ini okudum ve bittiğinde uzun bir süre öylece kaldım, elimdeki kitabın ağırlığını kaldıramadım çünkü. Bu nasıl bir düzendir ki, küçücük bir kız çocuğu pazarlarda alınıp satılıyor, bir eşya gibi elden ele dolaştırılıyor? İnsan mı bu düzeni kuranlar? Bir çocuğun kaderi nasıl olurda üç beş kuruşa satın alınabilir anlayamıyorum?
İçim doldu ama bu kadar acıyı daha fazla taşımak istemiyorum. Düşüncelerim karma karışık; bir yandan insanlık adına utanıyor, bir yandan bu kadar eziyeti niye bu kadar uzun yazdığını sorguluyorum.
Dilber’in hayatı, her sayfada bir eziyet, bir çile. Ama ne yazık ki, sürekli aynı şeyler... Hani bir yere kadar acıyı hissediyorsun ama sonra “Yeter!” diyorsun. O kadar anlatmaya gerek yok.
Samipaşazade Sezai 'nin amacını anlıyorum ama okur olarak gerçekten çok yoruldum. Evet, dil sağlam, ama acı bu kadar uzatılır mı?
Kitap bitince ne hissettim, biliyor musunuz? Bir yere gitmek istedim, bir nefes almak...
Kitap bana sadece bir şey gösterdi: Acı, evet, ama sonunda fazlası hiç bir işe yaramaz.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,5bin okunma