·296 syf.····Okunma: 26 Nisan 2025 20:08 İlk kez Tess Gerritsen’in bir kitabını okuyorum. Kitabın adı Gece Gelen olunca, doğal olarak gece yarıları musallat olan korkunç bir varlıkla karşılaşacağımızı düşündüm. Hele ki ana karakterimizin dağın başında, koca bir evde yalnız yaşadığını öğrenince, gerilimin ve korkunun doruklarda olacağını sandım. Fakat hikâye bambaşka bir yere evrildi; tahmin edemediğim, hatta beklemediğim yönlere savruldum.
Başlarda korku dolu bir atmosfer yaratılmıştı. Ancak kısa sürede, geceleri gelen "hayaletle" yaşanan sıcak sahneler, hikâyenin tonunu tamamen değiştirdi. Bu sahneler ayrıntılı olmasa da anlatım yön değiştirince, beklentim de ciddi anlamda sarsıldı. Bunu kabullenebilirdim; sonuçta yazarın tercihi böyle olabilir. Fakat görmezden gelinmesi zor başka boşluklar göze çarpmaya başladı.
Öncelikle, evin geçmişi ve evde daha önce yaşayan kadınların öyküsü büyük bir soru işareti olarak kaldı. Hepsi bizimle fiziksel olarak benzerlik taşıyor — saç rengi gibi detaylar özellikle vurgulanmıştı. İlk karşılaştığımızda hayaletin "Onca zamandır beklediğim sendin," demesi bile hikâyede önemli bir gizemi işaret ediyordu. Ancak, ilerleyen bölümlerde ne bu benzerliğin, ne de hayaletin kimliğinin ya da niyetinin açık bir şekilde açıklaması yapılmadı.
Maeve karakteri, paranormal olayları araştıran bir kadın olarak, evdeki varlığın sıradan bir hayalet olmadığını, kaptanın kılındığında bir şeytan olduğunu söyledi. Ancak bu açıklamalar da havada kaldı. Kaptanın gerçekte ne olduğu, neden özellikle benzer kadınlara musallat olduğunu, ne istediği gibi sorular yanıtsız bırakıldı.
Başta karakterimizin bir alkolik olması nedeniyle yaşananların sadece birer halüsinasyon olabileceğini düşündüm. Sonuçta geçmişte kötü şeyler yapmış ve bundan pişman olduğu için içten içe cezalandırılmak istiyor. Fakat Maeve’in, odamıza yerleştirdiği kameradan gösterdiği görüntüler —solungaç biçimli bir gölgenin bizi sardığını gösteren anlar— bunun gerçek olabileceğini gösteriyordu. Hadi neyse o videonun üstüne Maeve eklemeler yaptı diyelim son sayfalarda evi satın alan yeni kadın Rebecca karakteri de işin içine girince —o da bizim gibi koyu saçlı ve eve bağlı biri— işin sadece kişisel bir yanı olmadığı ortaya çıktı. (Neymiş ev Rebecca'yı kucaklıyormuş)
Evdeki gizemlerin bir diğer parçası da terastaki duvardı. Arthur, Ned’e o duvarı yıkmasını söylemişti; çünkü birileri zamanında yeni bir duvar örmüş ve bir şeyleri saklamıştı. Kitabın başından beri bu duvarın ardında neler olabileceği üzerine çeşitli teoriler kurdum. İşte, belki kaptanın cesedi o duvarın içindeydi ya da —en önemlisi— mektup okumuştuk; 16 mı, 17 yaşında mı tam hatırlamadığım bir leydi, kaptanı gemide görüp ona âşık oluyordu. Hatta onun partisine falan gitmek istiyor, fakat annesi dedikodulardan dolayı yollamıyordu. Acaba, dedim, o kız gizli gizli gitti, kaptanla haşır neşir oldu, sonrasında trajik bir şekilde ölmüş ve cesedi oraya saklandı? Hatta kaptan, o kıza benzeyen kadınları mı kendine çekiyor dedim ama yok abiciğim, yok; hiçbir halt açıklanmadı.
Çoğu kişi kitabı "tahmin edilebilir" bulmuş, ama ben maalesef sadece bu lanet olası hayalete odaklandığım için Charlotte'ye ve 20 yıl önce ölen kıza hiç dikkat etmedim. Bu yüzden de Ben’in katil olduğunu anlayamadım.Hatta kendi kendime "Ben ne alaka?" dedim. Çünkü kaç sayfa boyunca doktor olarak tanıtılan bir karakterle vakit geçiriyoruz. Tamam, sürekli "Herkes göründüğü gibi değildir," tarzı sözler havada uçuşuyor ama ana odak hayalet olmuştu benim gözümde. Her şey onun etrafında dönüyordu. Bu yüzden Ben ile olan sahnelere karşı, "Yol al" deyip geçtiğim sayfalar oldu.
Ben’in evinde tabloları gördüğümüz sahne vardı; özellikle bir tablo bizim yaşadığımız evi resmetmişti. Sapık gibi... Bana göre kitabın en gerilimli anları işte bu kısımlarda başlamıştı. Zaten tüm kitap boyunca asıl zevki, son 20–30 sayfada yaşadım (belki daha da azdır). Keşke bu gerilimin biraz daha erken ve daha yoğun bir şekilde işlendiğini görseydim. Çünkü ben kitabın başından beri yattığım yerde korkudan büzüşmek istemiştim. O atmosferi aradım. Ama bir türlü o hisse ulaşamadım. Onun yerine sayfalar boyunca hayaletle karakterimizin yaşadığı sıcak sahneleri okuduk.
Büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için.