Puan vermedi·298 syf.··
2025 51. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 17:52
Yakın Türkiye tarihi okumaları yaparken Öner hocanın kitabı karşıma çıkıverdi. Konusu itibariyle herkesin ilgili çekeceğine inanıyorum. İktisat eğitimi almış ve mesleği finansçı olan birisi olarak Türk ekonomisinin makroiktisadi görünümü ve performansı hakkında çokça konuşup, yorum yapıyoruz. AKP'nin ekonomik başarısının geri planını her zaman eleştirenlerden olmuşumdur. Keramet tek başına AKP'de değildi. Ülkenin ve dünyanın koşullarını da objektif bir şekilde değerlendirmek önemli. Ekonomik, politik, toplumsal ve konjonktürel hareketler bu performansı etkileyebiliyor. Baktığımızda AKP'nin Türkiye'de iktidara geldiği dönemde önce Öcalan yakalanmış, 1999 depremi olmuş ve 2001 ekonomik krizi yaşanmıştı. Bunların hepsi AKP için temiz bir başlangıç yapma şansı tanıdı. Terörle müzakerelerin başladığı, Kürtlerin devletle olan ilişkilerinin eskiye nazaran daha iyi olduğu bir döneme girildi. 1999 depreminin Marmara'da yaşanması AKP için çok büyük bir rant kapısı açtı. Yıkılan evlerin yerine yenileri yapıldı, birçok yeni semt ve ilçe kuruldu. Akla ilk gelenler Beylikdüzü, Başakşehir, Ataşehir, Esenyurt neredeyse baştan yaratıldı. Diğer ilçelerde büyük kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştirildi. 2001 Ekonomik krizi de Türkiye tarihinin o zamana kadar görmüş olduğu en büyük ekonomik krizdi. Fakat devlet kaynaklıydı. Borç yükü kamunun üzerindeydi. İktidara gelen AKP 2007 yılına kadar Kemal Derviş'in politikalarını uyguladı. IMF ile yapılan stand-by anlaşması, Avrupa Birliği ile yürütülen müzakereler, yapısal reformlar derken istikrara kavuşan yönetim sayesinde faiz, döviz kurları ve enflasyon oranları hızlıca düştü. Yabancı yatırımcılar ülkeye doğrudan yatırım yapmaya başladı, sıcak para girişi hızlandı. Kamu bütçesindeki açıklar kapatıldı. Tüm dünyada likidite bolluğunun ve dolar faizinin düşük olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Hal böyle olunca özel sektördeki şirketler döviz cinsinden ucuza borçlanarak yatırımlarını ve harcamalarını arttırdı. Faizler düşmüş olmasına rağmen dünyanın geri kalanına göre hâlâ yüksek faiz veriyorduk ve bu yüzden yatırımcılar için caziptik. Bunlar hikayenin güzel tarafı. Peki büyü ne zaman bozuldu? 2007 yılında IMF ile olan stand-by anlaşması bitince AKP artık ekonomide popülist politikalar uygulamaya başladı. Ortalama olarak %5 ile %7 arasında ekonomik büyüme rakamları yakaladığı için yeniden seçimleri kazanma baskısıyla bu büyüme rakamlarını devam ettirmek istedi. Peki nasıl olacaktı? Sanayi yatırımları yapmak meşakkatli bir süreçtir. Zaman alır, para harcamanız gerekir, insanları eğitmeniz gerekir, know how ve ar-ge edinmeniz gerekir, dünyanın geri kalanıyla rekabet etmeniz gerekir ve tüm bunlardan sonra yaptığınız yatırımın meyvesini almak zaman alır. İktidarda kalabilmek için bu kadar zamanınız olmayabilir. Bu yüzden AKP eline gelen fırsatı elinin tersiyle itmiştir. Halbuki dünyada para bol ve ucuzken sanayiye yatırması gereken paraları inşaat ve hizmet sektörüne yatırdı. Özel sektörün yaptığı yol, köprü, havalimanları, okullar, hastaneler hazine garantisiyle ve çok pahalıya yapıldı. Paralar verimsiz yerlere harcandı. Ama yapılan bu hizmetler halk nezdinde çalışıyorlar izlenimi yarattığı için oy olarak geri döndü. Halbuki bu yatırımlar daha ucuza yapılabilirdi. Aradaki fark kimlerin cebine gitti? 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemlerinden sonra AKP otoriterleşmeye başladı. %50'ye yakın oyun vermiş olduğu özgüven, devletin önemli kurumlarının içinin boşaltılması,(Ordu, Danıştay, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi gibi), kendi sermaye sınıfını yaratması, toplumu kutuplaştırması, sağ cenahtaki muhaliflerinin hepsini kendi çatısı altında toplaması, ülkenin %70'ini konsolide etmesini sağladı. 2016 yılındaki başarısız darbe girişiminden sonra koşullar olgunlaşınca yönetim sistemini de değiştirdi. Ve Lord Acton'ın o meşhur sözüne geldik: "İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır." Cumhuriyet tarihinde hiçbir iktidara nasip olmayan temiz bir başlangıç AKP'nin eline geçmişti. Maalesef bu fırsatı ideolojik hırslarından, geçmişle hesaplaşma arzusundan, kendi kişisel egolarından dolayı boşa harcadılar. Ülkeyi aldıkları yerden daha kötü bir yere getirdiler. Bugün baktığımızda daha borçluyuz, ülkenin köklü iktisadi kurumları özelleştirildi, devletin köklü kurumlarının içi boşaltıldı ve milletin güveni kalmadı. Toplumsal kutuplaşma nefrete dönüştü. Gençlerin geleceğe dair inancı kalmadığı için ülkeyi terk ediyor. Gelecekle ilgili belirsizlikler fazla olduğu için kimse yatırım yapmak istemiyor. 2001 yılına nazaran çözmemiz gereken çok daha fazla sorunumuz var. Muhalefet ise bugünkü haliyle insanlara ümit veremiyor. Kitabın ilk iki bölümü herkesin anlayacağı dilde yazılmış. AKP'nin neden başarılı olduğunu ve nerede hata yaptığını anlatıyor. Kitabın sonraki bölümleri ise matematiksel analizle bu hataları ispatlıyor. O yüzden kitabın ilk bölümünü okumanızı tavsiye ediyorum. Sonraki bölümler matematiksel analiz içerdiği için canınızı sıkabilir. Öner Günçavdı Nasıl Büyüdük?
Araştırma-İnceleme
Nasıl Büyüdük?Öner Günçavdı · İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları · 20242 okunma
·
157 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.